Çok üst düzeyde bir sorumluluk, büyük bir titizlik, derin bir bilgelik, muazzam bir birikim, olağanüstü bir sezgi ve dikkat, klas bir duruş: Nuri Pakdil. Kimdir Nuri Pakdil? İnsanlardan kaçıyor, kimseye yanaşmıyor, kimseyle konuşmuyor…
HECE’DEN ÖZEL DOSYA
Bugüne kadar çıkardığı özel sayılarla günümüz edebiyat ortamına önemli katkılar sağlayan Hece dergisi, yeni yılın ilk sayısını “Düşünsel, Entellektüel, Muhalif Bir Tasarım Olarak Edebiyat Dergisi ve Nuri Pakdil" başlıklı sunuyla dosya haline getirdi. Yakın tarihimizde eşine çok az rastlanır nitelikte bir dergi olan Edebiyat dergisinin, 1960 sonrasının en muhalif edebiyatçısı olan Nuri Pakdil’in karakteriyle birebir örtüşmesi, özel dosyanın daha geniş bir içerik kazanmasına sebep oldu.
Altı bölümden oluşan dosyada, Pakdil’in sanat anlayışından devrimci duruşuna, dil tutumundan düşünce dünyasına, mektuplarından yakın dostlarının tanıklıklarına kadar bir çok farklı konuda elliden fazla yazarın değerlendirmeleri bulunmakta. Pakdil’in mektup ve albümünün de yer aldığı dosyada ayrıca oldukça ayrıntılı bir “Nuri Pakdil ve Edebiyat Dergisi İçin Kaynakça” bulunmakta.
SÜKÛT SÛRETİNDE: NURİ PAKDİL
Nuri Pakdil 1934’te Maraş’ta doğdu. İlkokuldan itibaren yazmaya başlayan Pakdil çocukluk yıllarında defterler dolusu yazı yazarak “çeşit çeşit kelebekler uçurur gökyüzüne”. Ortaokuldayken tanıştığı Büyük Doğu, hem düşünce ve hem de yazı macerasına ivme kazandırdı. Lisedeyken iki arkadaşıyla birlikte “Hamle” dergisini çıkardı. Maraş'ta çıkan Demokrasiye Hizmet ve Gençlik gazetelerinde yazıları yayınlanan Pakdil’in ürünleri kültür-sanat dünyasında yankılar uyandırdı. Ortaöğrenimini Maraş'ta tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okumaya başladı.
Bir süre Yeni İstiklâl Gazetesi'nde sanat sayfaları düzenledi. Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra bakanlık Hukuk Müşavirliği (1965-67) ve Devlet Planlama Teşkilatında uzman (1967-73) olarak çalıştı. 1973 Mart’ında görevinden ayrıldı. 1969-1984 yılları arasında yayın hayatına devam eden Edebiyat dergisini çıkaran Pakdil, uzun zaman sonra o ilk heyecanını şöyle betimler:“Edebiyat 1969’da çıkınca ilk taş düştü: bir varoluş sevinci duymuştum: insanın böyle sevinçlere mutlak gereksinimi var. Ben hâlâ, Edebiyat’ın çıktığı o ilk günü yaşıyorum.
Günler, daha öncekileriyle, daha sonraki yıllarıyla, birbirine ekleniyor, katlanıyor, kalınlaşıyor, bir ibrişim gibi uzayıp gidiyor bir eylem alanına; tüm tuzakları yıkacağımız o güne, ışık çağlayanına.” 1972’de ise Edebiyat Dergisi Yayınları'nı kurdu. Aynı yıl yayınladığı “Batı Notları” isimli kitabı dört aylık Paris seyahatinin izlenimlerini taşır. Pakdil, on beş yıl boyunca bir çok sıkıntıya göğüs gererek çıkardığı dergiyi şu kısa açıklamayla sona erdirdi:"…Beşinci dönemin 111 ayı boyunca hiç olmayan 'ara' aksama bu 1984 yılında tam dört kez oldu.
Şimdi bu sayıyı Edebiyat'ın Mayıs 1984, Haziran 1984, Kasım 1984 ve Aralık 1984 sayılarının tümü için çıkarıyorum. İçinde bulunduğum koşullarda, ancak böyle tamamlayabiliyorum 1984'ü". Ve aynı yılın son gününde Edebiyat dergisi bürosundaki tüm dergi ve kitapları, kapıda uzun kuyruklar oluşturan öğrencilere dağıttı. Nuri Pakdil, Edebiyat dergisinin son sayısıyla devrimci suskusuna büründü tam on üç yıl.
Ve bu süre sonunda “Sükût Sûretinde” konuşmaya başladı. 28 Şubat 1997 tarihinde Edebiyat Dergisi Yayınları'ndan çıkardığı “Sükût Sûretinde” isimli kitabıyla suskunluğunu bozdu ve ard arda kitaplar yayınlamaya başladı. Nuri Pakdil halen Ankara'da yaşamaktadır.
PAKDİL USTA
Şiirleri, denemeleri, oyunları, günlüğü ve çevirileriyle bir çok edebi türde tam bir usta olan Pakdil, öztürkçe diliyle hem sağcıların hem de solcuların dudaklarını uçuklattı. Eserlerinde yer yer kendi ürettiği kavram ve kelimelerle konuşan Pakdil, dil alanında da devrimciliğini göstermiş, Türk diline onlarca yeni kelime kazandırmıştır.
Soyadına uygun pürüzsüz dili ve ince ince yonttuğu üslubuyla Pakdil yakın dönem Türk edebiyatının denilebilir ki en özgün ve en aykırı yazarıdır. Yatağının yanında kağıtla kalemi hiç eksik etmeyen Pakdil’e göre hayattaki temel mesele, “medeniyet” meselesidir ve bu mesele ancak yazarak anlaşılabilir.
ATASOY MÜFTÜOĞLU’NA GÖRE PAKDİL
“Büyük bir entelektüel direnişçi olan Nuri Pakdil, hep sorgulayan bir bilincin, kendine özgü bir üslubun, tavrın, duruş, ilişki ve algılayış biçiminin, tutarlı bir hayat, düşünce ve edebiyat tarzının, bütünlüklü bir hayat ve edebiyat anlayışının, inandığı değerlerle uyumlu bir hayat pratiğinin sahibi, tarihin bilinçli, aşklı, tutkulu, öfkeli, hınçlı sorumlu tanığıdır.
Kimsenin “adamı” olmayan, hiçbir şekilde çıkar peşinde koşmayan, yalnızlığı bir hayat biçimine dönüştüren, aykırı bir kişiliktir. Zor beğeniler ve zor seçimlerin adamı olan, ama kalabalıkların adamı olmayan Nuri Pakdil, yol arkadaşlarıyla yollarını ayırarak, kendi başına varolmayı seçti.”
Nuri Pakdil Kitaplığı
Nuri Pakdil’in -çevirileri hariç- yayınlanmış yirmi beş kitabı vardır: Biat I, II, III/ Bir Yazarın Notları- I, II, III, IV/ Put Yapımevleri/ Kalbimin Üstünde Bir Avuç/ Güneş/ Edebiyat Kulesi/ Sükût Sûretinde/ Derviş Hüneri/ Batı Notları/ Arap Saati/ Umut/ Ahid Kulesi/ Korku/ Klas Duruş/ Kalem Kalesi/ Osmanlı Simitçiler Kasîdesi/ Çarpışan Sesler/ Yazının Epik Resmi Çekildiği Sırada/ Büyük Sorgu/ Simsiyah/ Ateş Hattında Harf Müfrezeleri.
çünkü kavganın göbeğidir benim yerim
canlarım, kollarında Parti pazubentleri
dik başlar, erkek haykırışlarla
göndere, en yukarlara çekiyorlar
en yukarlara çatlıycak kadar aşkî yüreklerini.