You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Profesör
RE: Kıyas Meselesi:
2. Fer´:


1- Fer´e mahsus bir nass bulunmamalıdır. Çünkü fer´in hükmü bir nass ile belirtilince kıyasa lüzum kalmaz. Elbette bir meselenin hükmü, nasla sabit iken onun için kıyastan söz etmek akıl işi değildir. Bu konuda Endülüs fakihlerinden birisinin düştüğü şöyle bir hata anlatılır: Halifelerden birisi, ramazan orucu tu­tarken gündüz cinsi münasebette bulunmanın keffâreti nedir diye fakîhe sorar. O da altmış gün oruç tutmaktır, der.

Halbuki Peygamberimiz bir hadisinde, orucunu bozan şahıs için keffaret olarak bir köle azad etmesini buna gücü yetmezse iki ay oruç tutmasını emret­miştir. Endülüs´lü fakih ise fetvasında maslahata dayanan bir kıyas yapmış ve böylece nass´a muhalefette bulunmuştur.

2- Fer´in illeti, aslın illetinin tam benzeri olmalıdır. Yani Fer´in asla illet iti­barı ile benzemesi gerekir ki bu suretle hükümde müsavi olsun. Mesela hatayı nisyana kıyas etmek caiz değildir. Yani nisyan hakkıda sabit olan bir hüküm, kıyasen hata hakkında da sabit kılınamaz. Çünkü hatada olan mazeret, nisyan-daki mazeretten aşağıdır. Hatada, hata edenin dikkatsizliği vardır. Nisyanda ise irade sözkonusu değildir.

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Kıyas Meselesi:
3. Asl´ın Hükmü:


1. Asıldaki hüküm, mensûh olmamalıdır. Çünkü mensûh bir hükmün baş­ka bir şeyde kıyas yolu ile cari olması mümkün değildir.

2. Aslın hükmü, kıyas yapıldıktan sonra ne asılda ve ne de fer´de değişme­melidir.

Bir müslim, hem talâka hem de zihâra ehildir. Gayrı müslim ise sadece talâ­ka ehildir. Buna kıyasen gayr-ı müslim zihâra da ehildir diyemeyiz. Çünkü der­sek fer´de hüküm değişmiş olur. Zihâr yapan bir müslim, keffâreti bir köle azad etmekle veya 60 fakiri yedirmekle veya iki ay oruç tutmakla ifa eder. Gayrimüs­lim ise, oruç tutmağa ehil değildir.

3. Asıldaki hükmün manası akıl ile kavranabilir olmalıdır. Taabbudî hü­kümlerde kıyas cari değildir. Muamelât hususunda ise akıl hikmetleri ve illetleri kavrayabileceği için kıyas caridir.

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Kıyas Meselesi:
4- İllet


Kıyasın dördüncü rüknü illettir.


Aa. İllet´in Tarifi:


"İllet, asılda hükmün üzerine bina kılındığı bir vasıftır.

Mesela, şarabda iskâr (sarhoş etme) vasfı bulunur. Bu vasıf sebebiyle sara bin içilmesi, haramdır. Kıyas neticesinde: İskâr vasfı bulunan her içkinin haram olduğu hükmüne varılmıştır.

Usülcüler, illete aynı zamanda menâtu´I-Hüküm gibi isimler vermişlerdir

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
İllet Ve Hikmet Arasındaki Münasebet
İllet Ve Hikmet Arasındaki Münasebet


İslâm âlimleri şu noktada ittifak halindedir:


Allah bir hükmü ancak kullarının maslahatı için koymuştur. Bu maslahat ya kullara bir menfaat getirir veya bir zararı defeder. Bu "celb-i menfaat, dçf´i mazarrat" ibaresi ile ifade olunur. Yolcuya, dört rekatlı farzları, iki rekat ola­rak kılması, isterse orucu başka bir zamanda tutması hakkında verilen ruhsat, ondan sefer meşakkatini gidermek gayesine matuftur. Yine ramazanda hastaya orucunu bozma ruhsatının verilmesinin hikmeti, meşakkati gidermektir. Şerik veya komşuya şu fa hakkı tanımanın hikmeti, onlardan zararın giderilmesidir. Kasden adam öldüreni kısas cezasına çarptırmanın hikmeti, insanların canını ko­ruma sebebine matuftur.

İnsanın aklına şöyle bir soru gelebilir: Hüküm illete değil, hikmet üzerine bina edilsin. Hikmet bulunduğu yerde hüküm bulunsun, hikmet bulunmadığı yer­de hükürn bulunmasın. Fakat tecrübe ile sabit olmuştur ki, hikmet her zaman böyle açık, akıl ve duygularla bilinip bulunabilir bir şekilde olmaz. Bu sebeple hüküm, hikmet üzerine bina edilmez.

Mesela, alış-verişin meşru kılınmasının sebebi (yani hikmeti) insanların ihti­yaçlarını gidermek suretiyle güçlüğü ortadan kaldırmaktır. İhtiyaç ise gizli bir durumdur. Bir alış-verişin ihtiyaç için yapılıp yapılmadığını anlamak güçtür.

İşte hikmet her zaman açık olmadığı için, hüküm onun üzerine bina edilmi­yor. Hüküm, hikmeti tahakkuk ettiren açık, mazbut ve tesbiti mümkün bir vasıf üzerine bina edilir ki bu vasfa illet diyoruz.

Mesela, alış-verişin hikmeti, ihtiyacı gidermektir, Ahş-veriş akid siğası ile meydana gelir. Siğa ise alış-verişin bir illetidir; siğa bulunduğu yerde hikmet bu­lunsun bulunmasın ahş-veriş tahakkuk eder.

Mesela, yolcuya seferde dört rekat namazları iki rekat kılması ve oruç tutup tutmaması hususunda ruhsat verilmesinin hikmeti, meşakkati ortadan kaldırmak­tır. Ruhsatın illeti ise seferdir. Seferde ister meşakkat olsun ister olmasın hüküm değişmez.

Bu konuda biraz daha bilgi verelim:

Bugün Ramazanda yolcuya oruç tutmamak ruhsatı verilmiştir. Bu ruhsat, meşakkati gidermek maksadına dayandırılmıştır. Halbuki teknolojinin ilerlediği bu asırda yolcular, seyahatlarda çoğunlukla meşakkat hissetmek şöyle dursun, ondan büyük bir zevk alır ve sağlık bakımından pek çok fayda sağlarlar. Yine öyle iken onların da oruç tutmamaları meşrudur. Bunun sebebi, hükümlerden beklenilen hikmet ve maslahatların tahakkuku, fertlere göre değişmesidir. Bazı şahıslar için meşakkat olan bir husus diğeri için olmayabilir. Onun için hüküm­ler, daimi olarak hikmet ve maslahatı tahakkuk ettirecek illetler üzerine kuru­lur. Bu misalde "sefer" zahir ve mazbut bir fiil ve vasıftır. Yolcunun oruç yemesinin caiz olması da bir şer´î hükümdür. Yolculuktan ötürü meydana gele­cek meşakkati gidermek ise hikmet ve maslahattır. İşte yolcuya oruç tutmama ruhsatı, bu hikmet ve maslahatın tahakkuk etmesi için verilmiştir. Ancak sefer -meşakkati, şahıslara ve hallere göre değişen gizli işlerden olduğu için, onun zahi­ri delili olan sefer fiil ve vasfı, şer´an meşakkat yerine kâim olunmuştur. Bu ci­hetle sefer vasıf ve halinin mevcud olduğu yerde meşakkatin de mevcud olduğu kabul edilir ve seferilikte hakikaten meşakkattin mevcut olup olmadığı aranmaz. Bütün şer´î hükümler´in konulmasında Şâriin ittihaz ettiği teşri usûlü budur. Bu sebeble şer´î hükümler, küllî olarak konulur. Yani şer´î meselelerde hükmün külli olarak konulduğu gibi o hükümlerin konulmasından maksat olan hikmet ve maslahatlar da külli olarak mülahaza olunur. Bununla beraber illet-i gâiyyeyi (hikmet ve maslahatı) tahakkuk ettirecek fiil ve vasıflar da o illet-i gâiyye maka­mına ikâme edilir. Fıkıh usûlü ıstılahında o fiil ve vasıflara mezinne adı verilir. Meşakkat yerine ikame edilen sefer ve seferilik fiil ve vasfı gibi ki, meşakkatin mezinnesidir. Yani vücut-ı meşakkat zanmm tevlit eden sebeptir. Çün­kü ekseriya onunla meşakkat hasıl olur.

Burada ifade edelim ki, bazı yerlerde illet bulunmaz, hikmet bulunur. îllet bulunmayınca da hüküm de bulunmaz. Mesela, bir fabrikada çalışan bir işçi, yaz gününde oruç tutmasından ötürü meşakkat çekmiş olabilir. Fakat ona oru­cu bozma ruhsatı verilmez, çünkü illet yoktur.

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: Kıyas Meselesi:
sevgili Zeynep, sıgara konusunda,sıgaranın asl, fer,Asl´ın Hükmü ve illetini bilmek lazım... bunu ayırt edebilmekte meşakkatli ve bir o kadarda bilgiye dayanmaktadır...

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 18-05-2014, Saat:09:19 AM, Düzenleyen: Gül-i Cennet.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.