İllet Ve Hikmet Arasındaki Münasebet
İllet Ve Hikmet Arasındaki Münasebet
İslâm âlimleri şu noktada ittifak halindedir:
Allah bir hükmü ancak kullarının maslahatı için koymuştur. Bu maslahat ya kullara bir menfaat getirir veya bir zararı defeder. Bu "celb-i menfaat, dçf´i mazarrat" ibaresi ile ifade olunur. Yolcuya, dört rekatlı farzları, iki rekat olarak kılması, isterse orucu başka bir zamanda tutması hakkında verilen ruhsat, ondan sefer meşakkatini gidermek gayesine matuftur. Yine ramazanda hastaya orucunu bozma ruhsatının verilmesinin hikmeti, meşakkati gidermektir. Şerik veya komşuya şu fa hakkı tanımanın hikmeti, onlardan zararın giderilmesidir. Kasden adam öldüreni kısas cezasına çarptırmanın hikmeti, insanların canını koruma sebebine matuftur.
İnsanın aklına şöyle bir soru gelebilir: Hüküm illete değil, hikmet üzerine bina edilsin. Hikmet bulunduğu yerde hüküm bulunsun, hikmet bulunmadığı yerde hükürn bulunmasın. Fakat tecrübe ile sabit olmuştur ki, hikmet her zaman böyle açık, akıl ve duygularla bilinip bulunabilir bir şekilde olmaz. Bu sebeple hüküm, hikmet üzerine bina edilmez.
Mesela, alış-verişin meşru kılınmasının sebebi (yani hikmeti) insanların ihtiyaçlarını gidermek suretiyle güçlüğü ortadan kaldırmaktır. İhtiyaç ise gizli bir durumdur. Bir alış-verişin ihtiyaç için yapılıp yapılmadığını anlamak güçtür.
İşte hikmet her zaman açık olmadığı için, hüküm onun üzerine bina edilmiyor. Hüküm, hikmeti tahakkuk ettiren açık, mazbut ve tesbiti mümkün bir vasıf üzerine bina edilir ki bu vasfa illet diyoruz.
Mesela, alış-verişin hikmeti, ihtiyacı gidermektir, Ahş-veriş akid siğası ile meydana gelir. Siğa ise alış-verişin bir illetidir; siğa bulunduğu yerde hikmet bulunsun bulunmasın ahş-veriş tahakkuk eder.
Mesela, yolcuya seferde dört rekat namazları iki rekat kılması ve oruç tutup tutmaması hususunda ruhsat verilmesinin hikmeti, meşakkati ortadan kaldırmaktır. Ruhsatın illeti ise seferdir. Seferde ister meşakkat olsun ister olmasın hüküm değişmez.
Bu konuda biraz daha bilgi verelim:
Bugün Ramazanda yolcuya oruç tutmamak ruhsatı verilmiştir. Bu ruhsat, meşakkati gidermek maksadına dayandırılmıştır. Halbuki teknolojinin ilerlediği bu asırda yolcular, seyahatlarda çoğunlukla meşakkat hissetmek şöyle dursun, ondan büyük bir zevk alır ve sağlık bakımından pek çok fayda sağlarlar. Yine öyle iken onların da oruç tutmamaları meşrudur. Bunun sebebi, hükümlerden beklenilen hikmet ve maslahatların tahakkuku, fertlere göre değişmesidir. Bazı şahıslar için meşakkat olan bir husus diğeri için olmayabilir. Onun için hükümler, daimi olarak hikmet ve maslahatı tahakkuk ettirecek illetler üzerine kurulur. Bu misalde "sefer" zahir ve mazbut bir fiil ve vasıftır. Yolcunun oruç yemesinin caiz olması da bir şer´î hükümdür. Yolculuktan ötürü meydana gelecek meşakkati gidermek ise hikmet ve maslahattır. İşte yolcuya oruç tutmama ruhsatı, bu hikmet ve maslahatın tahakkuk etmesi için verilmiştir. Ancak sefer -meşakkati, şahıslara ve hallere göre değişen gizli işlerden olduğu için, onun zahiri delili olan sefer fiil ve vasfı, şer´an meşakkat yerine kâim olunmuştur. Bu cihetle sefer vasıf ve halinin mevcud olduğu yerde meşakkatin de mevcud olduğu kabul edilir ve seferilikte hakikaten meşakkattin mevcut olup olmadığı aranmaz. Bütün şer´î hükümler´in konulmasında Şâriin ittihaz ettiği teşri usûlü budur. Bu sebeble şer´î hükümler, küllî olarak konulur. Yani şer´î meselelerde hükmün külli olarak konulduğu gibi o hükümlerin konulmasından maksat olan hikmet ve maslahatlar da külli olarak mülahaza olunur. Bununla beraber illet-i gâiyyeyi (hikmet ve maslahatı) tahakkuk ettirecek fiil ve vasıflar da o illet-i gâiyye makamına ikâme edilir. Fıkıh usûlü ıstılahında o fiil ve vasıflara mezinne adı verilir. Meşakkat yerine ikame edilen sefer ve seferilik fiil ve vasfı gibi ki, meşakkatin mezinnesidir. Yani vücut-ı meşakkat zanmm tevlit eden sebeptir. Çünkü ekseriya onunla meşakkat hasıl olur.
Burada ifade edelim ki, bazı yerlerde illet bulunmaz, hikmet bulunur. îllet bulunmayınca da hüküm de bulunmaz. Mesela, bir fabrikada çalışan bir işçi, yaz gününde oruç tutmasından ötürü meşakkat çekmiş olabilir. Fakat ona orucu bozma ruhsatı verilmez, çünkü illet yoktur.
Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.