B i s m i l l â h i r r a h m a n i r r a h i m …
Esselâmu aleykum …
Konu : K ı y a m e t -1-
Kıyâmet günü yeniden ayağa kalkış (kıyam) günüdür. Ölümden sonra yeniden dirilme günüdür. Huzura çağrılma günüdür. Dünyada iken Allah için ne yapıp ne yapmadığımız hususunda iyi veya kötü amellerimiz için hesap verme günüdür.
(Velbasu badel mevt) Hani imânın şartlarını sayarken deriz ya, işte ölümden sonra bu diriliş gününe inanmaktır.
“Sonra sizi bir tek çağırışla çağırdığı zaman bir de bakarsınız ki yerden diriltilip çıkacaksınız.” (Rum sûresi 25. âyet)
İşte uyku kalkışına da Arapça da kıyam denir. Topraktan dirilerek kalkmamız ile uykudan kalkmamız arasında fazla bir fark yoktur . Karanlık bir ortamda ve zaman göstergesi olmayan bir yerde az veya çok ne kadar süre kaldığımızı anlayamayız.
Aynen Ashabı Kehfin mağarada 309 yıl uyuduktan sonra kendi aralarında; kaç gün kaldık? diye sorunca, bir gün veya daha az dedikleri gibi.
Ashâbı kehf ile ilgili ayeti kerimelerde şöyle buyurur ;
“Bir gün yada günün bir parçası kadar kaldık, dediler (kimide) şöyle dedi; Rabbimiz kaldığımız müddeti daha iyi bilir.” (Kehf sûresi 19. Ayet)
“Onlar mağaralarında 3 asır kalmışlar ve dokuz yılda buna ilâve edilmiştir.” (Kehf suresi 25.âyet)
Ashâbı kehf’i mağarada 309 yıl uyutup sonra tekrar diriltmesi yine Yüce Allah’ın gücü ve kudretidir, bu olayda da yine mucizelerinden birisi tecelli etmiştir.
Cenâbı Allah Kıyâmet gününün çok yakın olduğunu bize bildirmektedir. Kuran’ı Kerimde Kıyâmetle ilgili kırka yakın âyeti kerime vardır.
“Kıyamet yaklaşmaktadır fakat insanları çoğu buna inanmazlar.” (Mûmin) sûresi 59. âyet)
Kıyâmet gününü ne zaman kopacağını Cenabı Allah’tan başka hiç kimse bilemez. Eğer bilmiş olsalardı düşünemeyeceğimiz ve Ayrıca bilemediğimiz bir çok problem doğabilirdi. Aynen ne zaman öleceğimizin saklı olduğu gibi.
Yüce Allah Kuran’ı Kerimde, İnsanlara bir çok Ayeti kerime ile yapmış olduğu bir çok uyarılar vardır. Bu uyarılara rağmen, halâ peşinde koştuğu şeyin doğru veya yanlış olup olmadığını görmesi için, kıyamet gününü gizlemiştir.
“Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, zamanını nerede ise gizli tuttuğum kıyamet saati mutlaka gelecektir.” (Taha sûresi 15. âyet)
“Ey insanlar Allah’tan korkun, çünkü Kıyâmet günü depremi müthiş ve büyük bir olaydır .” (Hac sûresi 1.âyet)
“O gün gözlerin kamaştığı zaman, ayın tutulduğu, güneşin ve ayın bir araya geldiği zaman, insanın kaçma yeri neresidir? (firar etme yeri) dediği zaman.” (Kıyâmet sûresi 6-7-8-9.âyetler)
Yukarıdaki âyeti kerimede ‘kaçma yeri neresidir?’ olarak görünen mealin, Arapça aslındaki ‘eynel mafar’ buyruğunun anlamını tam olarak bulamıyoruz, aslında bu buyruğu şöyle tarif edebiliriz; Yukarıdaki kaçma olayı bir kuşun insandan kaçmasına veya herhangi bir mahlukatın birilerinden korkarak kaçma olayı gibi değildir. Oradaki kaçma olayı Arapça aslında olduğu gibi ‘mafar’ fırlatmak kelimesinin türemesinden gelir, bir rampadan âdeta fırlamak gibi veya bir çıtanın önünde canını kurtarmak için var güçü ile koşan bir ceylan gibi, veya inançsız kişinin son nefesinde canını almak için gelen Azrail a.s.’dan eğer gücü yeterse ok gibi fırlayarak yattığı yerden kaçmak istemesi gibidir. Bu mübarek buyruğun Arapça’daki aslı budur ancak bu şekilde bir tarif ile anlaşılabilir.
‘Mafar’ Buyruğu ile ilgili diğer ayeti kerimeler de şöyledir :
“Sanki onlar ürkmüş zebralar gibi. Aslandan kaçmaktadır.” (Müddessir sûresi 50. 51. âyetler)
Kuran’ı Kerimde kıyametle ilgili âyetler şöyledir;
“O gün kulakları patlatacak gürültü (kıyamet) geldiğinde, kişi kardeşinden, babasından, annesinden, eşinden ve çocuklarından kaçar (firar eder), O gün her birinin başını aşacak derdi vardır.” (Abese sûresi 33-34-35-36-37.âyetler)
“Kıyâmet günü Allah’ı yalanlayanların yüzleri simsiyahtır. Cehennemde onlara barınacak yer mi yoktur.” (Zumer sûresi 60. âyet)
“Ogün insanların küçük kelebekler gibi ateş etrafında sersemce döndüğü zaman, dağların hallaç pamuğu gibi atıldığı zaman.” (Karia sûresi 4-5.âyetler)
“O gün insanlar kendisine muhâlefet etmeden davetçiye (İsrâfil’e) uyacaklar. Artık çok esirgeyici Allah hürmetine sesler kısılmıştır. Bu yüzden fısıltıdan başka bir ses işitilmez.” (Taha sûresi 108. âyet)
“Yer başka bir yere, gökler de (başka göklere) değiştirildiği ve (insanlar) bir ve kahredici olan Allah’ın huzuruna çıktıkları gün (Allah bütün zalimlerden intikam alacaktır).” (İbrahim sûresi 48. âyet)
Cenabı Allah müminleri Kuran’ı Kerimden ve peygamberimiz s.a.v.’in yolundan ayırmasın. Hepimize Dünyanın ve ahiretin güzelliklerini nasip etsin. Hepimizi Peygamberimiz s.a.v.’e Cennette komşu eylesin.
Sevgiler ve saygılar… Hoşçakalın… Mekkavi.