Halbuki öncekiler bilimsellikten mahrum tarım yaptılar. Teknolojik imkanlara sahip değillerdi. Sulamaları iptidai idi ve gökten gelen yağmura bağımlıydı. Barajları, pompaları, kanalları, damlatma yöntemleri yoktu. Tohumu ektiklerinden elde ediyorlardı. Ektiği geleceğini içinde tohum olarak büyütüp veriyordu. Laboratuarda beyaz önlüklülerin geliştirdiği ve seri üretimle piyasaya sürülen verimli(!) ama bir defalık doğurgan tohumları yoktu. Gübre tabi olanla sınırlıydı. Toprağın tahlilini yapıp eksik maddeyi tespit edemezlerdi. İhtiyaç olanı bulup ona göre suni gübre üreterek toprağa katma imkanından yoksundular. Eksiklikleri arttırarak yazmak mümkün. İnsanın acıma hissi devreye giriyor ve ne kadar zor şartlarda yazık yaşamışlar dedirtiyor(?) Hakikatteyse acınası bulunanın biz olduğu aşikar.
Yoklukta varlığı bulduran nedir? Bir şeyleri yoktu ama çok şeyleri vardı. Orantısal olarak gıda azdı ama yetiyordu. Şimdi fazla ama yetmiyor.
Ekinin, mevcudatın rızkı olarak yokluğu muhaldir. Ne zamanki eline gücü geçirenler bozgunculuk çıkarırlar denge sarsılır. Kıtlık açlığa, o da ölüme yol açar. Mesele insanın yokluğudur aslında, ekinin değil. Ekini fesada uğratarak kıtlığı oluşturan insandır.
Ekinin yetişmesi için gerekli doğal şartlardan kaynaklana rekolte azalması, fazlalaşması her zaman yaşanır. Fakat, bu durum insanların beslenememekten hastalanmasına, ölmesine neden olacak düzeyde olmaz. -Dünyayı konuşuyoruz sadece bir köyü değil.- Varlığı VAR EDEN YÜCE YARATICI her var ettiğinin rızkını da verir. Verilen rızk onu bulur. Güdümlüdür rızk. Gönderilirken hedefine kilitlenmiştir. Yolculuğa müdahale insan eliyle gerçekleşince denge sarsılıp sıkıntılar oluşmaya başlar.
Doğal Kıtlık bağlamlı sıkıntıyı Bünyamin her dönemde çekebilir. O zaman mutlaka elinde fazlası olanlar vardır. Mesele fazla ekin sahiplerinin Yusuf olup olmadığıdır. İnsan önce Yusuf olmalı ki kıtlığı bolluğa çevirebilsin.
Güncel sıkıntının sebepleri nelerdir? Temelde iki eksene toplamak mümkün. Ekinin arzı, üretimi ve ekine ulaşma, arz edileni dağıtma. Kaba detayda şunlar söylenebilir;
1- Yeryüzüne hakim sistemin aktörleri ekine müdahale etmişlerdir. Bozgunculuk yapmışlaradır.
2- Üretim, dağıtım egemenlerin isteğine göre planlanmaktadır..
3- Ekin bazılarının menfaatlerine malzeme yapılmaya başlanmıştır.
4- Ekin piyasa metaı malı haline getirilmiştir. Öncelikli değeri, bazılarının karına ettiği hizmete göre ölçülmektedir. Ekin kapital sisteme emtia olarak dahil edilmiştir ve ona bakışın hakim rengini “emtialık” oluşturmaktadır.
5- Ekinin adil bölüşümü engellenmektedir.
6- Ekinin üretimi engellenmektedir. İnsan her istediği tohumu toprağa atamamaktadır. Her istediği toprağa tohum atamamaktadır. İzne ve gözetime tabidir tohumun-toprakla, toprağın tohumla buluşma sevdası.
7- Ekinin hilkatine müdahale edilmektedir.
8- Ekin kazanmanın aracı haline getirilmektedir. Dünyaya bakan gözlerin bebeğinde “$” işareti olanlar kıtlığı-açlığı değil, parayı önemsemektedirler.
9- Sorun ekinin yetemeyecek derece azalmasında değil, ekine ulaşılmasındadır.
10- Dünyanın,mevcudatın ve ekinin emanetçisi değil, sahibi zannına kapılanların eylemleri olumsuz etki oluşturmuştur.
Bu halden çıkış ancak, TOHUMU EKİNE DÖNDÜREN, EKİNİ GIDAYA DÖNÜŞTÜREN, GIDAYI PROTEİNE-VİTAMİNE ÇEVİREN VE YARATILMIŞLARIN HAYATLARININ DEVAMINA VESİLE KILANIN emrine boyun eğmekle başlar.
Osman Nuri Kabaktepe
giderayak işlerim var bitirilecek,