You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kitaplarımdan Küçük Bölümler

Kitaplarımdan Küçük Bölümler

General
RE: Kitaplarımdan Küçük Bölümler
Camide bile sünneti ihya edemeyen bir toplumdan siz ne bekliyorsunuz bilmem; ama benim hiçbir beklentim yok!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 25-07-2015, Saat:04:10 PM, Düzenleyen: ibni-mesud.
Acemi Üye
RE: Kitaplarımdan Küçük Bölümler
Vadda' o sağlam isnadı metne yapıştırırsa olur Wink
Bu arada imzandaki yaparsa değil ihdas ederse...
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 25-07-2015, Saat:04:12 PM, Düzenleyen: gandra.
General
RE: Kitaplarımdan Küçük Bölümler
Soran olursa, öğrenmek isteyen olursa tabi ki bildiklerini anlat. Her fırsatta dışa vurmak başka. Öyle bir şey yaptığını ima etmedim. Hani madem yanlış anlama gibi durumlar var, sen de biraz dikkatli olursun diye dedim.

Yoksa bilmek, öğrenmek, öğretmek, bunlar güzel şeyler.


Ablanız ilahiyatçı mı diye sormuştum. Cevap vermediniz. Kendisinden istifade etmek ve kendisiyle bazı meseleleri istişare etmek isterim.

Kısaca metodumun değişmeyeceğini söyleyebilirim.
Camide bile sünneti ihya edemeyen bir toplumdan siz ne bekliyorsunuz bilmem; ama benim hiçbir beklentim yok!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 25-07-2015, Saat:11:55 PM, Düzenleyen: ibni-mesud.
General
RE: Kitaplarımdan Küçük Bölümler
Kuran okumak için cuma veya kandil gecelerini beklemek gibi bir anlayış sakattır. Ayrıca Kuran okurken mutlaka tören kıtasının törendeki yerini almasına benzer birtakım ayinvari, şekli tedbirler dizaynlar kurmaya da gerek yoktur. O ayin kitabı değildir. Yaşanmak için gönderilmiştir. Abdestimiz olduğu zaman hemen, eğer abdestimiz yoksa abdest alıp açar okuruz. Mealini, manasını da okuruz. Manasını anlamaya ve buyurulanları yaşamaya çalışırız. Bu bizim yaşantımızın ayrılmaz bir parçası olmalıdır.

(Prof.Dr. Mustafa Karataş, İbadetlerde Ruh ve Şekil, s.111.)
Camide bile sünneti ihya edemeyen bir toplumdan siz ne bekliyorsunuz bilmem; ama benim hiçbir beklentim yok!
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Kitaplarımdan Küçük Bölümler
İbni Abidin "Herhangi bir mübahın yapılması, cahil halk tarafından sünnet ya da vacip gibi görülecekse onu yapmak mekruh (haram) olur" demiştir.

Hoca bir de örnek vermiş. Erzurumda ezanın hemen akabinde müezzin sesli olarak salatu selam getiriyormuş. Birgün Faruk Beşer Hoca ezanı okumuş, ardından salatu selam getirmemiş. Camideki bazı kişiler hocaya sen bizim dinimizi yıkamazsın diye çıkışmışlar. Hoca bu örneği vermiş ve İbni Abidin'in söylemiş olduğu bu kurala göre bu terk edilmelidir demiş.

Normalde ezandan sonra salavat getirmek sünnettir. (Ne yazıkki bizler bu sünneti unuttuk. Hanefi Mezhebi kitaplarında bu konuya değinmemesi belki bunda etkendir; ama kitaplarımızda yazan o kadar sünneti terk ettikten sonra .... ) Ama bunu müezzin ezan okurken yaparsa ezana o salavat bitişmiş olur ve cahil halk ezandan bir bölüm sanar ki bu çok tehlikelidir. Zaten bizim de bidatlara karşı çıkmamızın temel sebebi budur. Halk sünnet niyetiyle yapmaya başlıyor bu bidatları. Mesela camiye giden erkekler bilir. k-Kamet sırasında herkes estağfirullah demeye başlar. Halk bunu sünnet zanneder. Çünkü herkes böyle yapıyordur. Hatta ben de başta öyle sanıyordum. Ama öğrendimki hadislerde geçen bir durum değilmiş bu. Hatta bir yaşlı teyze anneme namazdan önce estağfirullah de diye tavsiye etmiş. Yani halk nazarında bu sünnettir. Ama hakikatta diğer bidatlar gibi bu da pis bir bidattır. Kişi her zaman estağfirullah diyebilir. Kimsenin buna bir şey dediği yok. Ama bir ibadete özel yer veya zaman tahsis edildiğinde bidat oluyor. Güya sadece yazıyı aynen yazacaktım; ama yine dayanamadım yazdım bir şeyler gülücük

(Prof.Dr.Faruk Beşer, Fetvalarla Çağdaş Hayat, s.163)
Camide bile sünneti ihya edemeyen bir toplumdan siz ne bekliyorsunuz bilmem; ama benim hiçbir beklentim yok!
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: Kitaplarımdan Küçük Bölümler
Ebu Hanife, Evzai, Süfyan es-Sevri, Malik b. Enes, Ebu Haşim, İbn Cerir et-Taberi, Ebu Bekrer-Razi Cessas, Tahavi, Seyfu'd-Din el-Amidi, İbn Kayyim el-Cevziyye ve ibni Kesir mürsel hadisi mutlak olarak delil sayarlar.

Mutezilenin cumhuru, Maliki ve Hanefi fukahasının çoğunluğu mürseli mutlak olarak delil kabul ederler.

Ahmed b. Hanbel'in de mürseli delil saydığını söyleyenler varsa da, Sehavi bunun doğru olmadığını, Ahmed b. Hanbel'in, bir konuda mürsel hadisten başka delil yoksa mürseli delil saydığını belirtmektedir.

(Prof. Dr.Selahattin Polat, Mürsel Hadisler ve Delil Olma Yönünden Değeri, s.117-118)
Camide bile sünneti ihya edemeyen bir toplumdan siz ne bekliyorsunuz bilmem; ama benim hiçbir beklentim yok!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 31-07-2015, Saat:12:11 AM, Düzenleyen: ibni-mesud.
General
RE: Kitaplarımdan Küçük Bölümler
H. 6.yılda Hz.Peygamber ve sahabe, ilk defa Kabe'yi ziyaret etmek üzere yola çıkmışlar, ancak Mekke'li müşrikler tarafından Hudeybiye'de durdurulmuşlar ve onlarla bir anlaşma imzalamak durumunda kalmışlardı. Yapılan bu anlaşmaya göre, Müslümanlar bu ziyaretlerinden vazgeçip Medine'ye geri dönecekler, üç günden fazla olmamak ve silahsız gelmek şartıyla ertesi yıl ziyaret edebileceklerdi. Ayrıca Müslümanlar Mekke'li bir Müslüman'ı götüremeyecekleri gibi, Medine'ye gelenleri de geri çevireceklerdi. Oysa bunun aksi olursa, yani Medine'lilerden Mekke'de kalmak isteyenler olursa onlar geri çevirilmeyecekti.

Zahiren şartları çok ağır ve Müslümanların aleyhine gibi gözüken bu antlaşmaya Hz.Ömer sert bir şekilde itiraz etti. Kaynakların naklettiğine göre Hz.Ömer "Vallahi Müslüman olduğumdan beri ,sadece o gün şüpheye düştüm" demiş sonra Hz.Peygamber'e gelerek,"Sen Allah'ın hak Peygamberi değil misin? Biz hak üzere, düşmanımız batıl üzere değil mi diye sormuştu...

Bu hadiseyi çoğumuz biliriz. Hadisin tamamını yazmadım. Çünkü bizi ilgilendiren kısım Hz.Ömer'in şüpheye düştüm demesi. Bu da hadisin başında geçiyor. Bu hadis hepimizin kafasını kurcalamıştır belki. Hz.Ömer nasıl şüpheye düşer diye sormaktan kendimizi alamamışızdır. İşte bu konuda Prof.Dr.Bünyamin Erul Hoca'nın bir tespiti var. Bunu yazmak istedim. Tespiti aynen yazıyorum:

Bu ifadeyi yalnızca Abdurrezzak, V. 339-340, no: 9720'de görmekteyiz. Oysa baştan sona aynı isnadla ve kelimesi kelimesine Abdurrezzak'tan nakleden Buhari, Şurut 15, III. 182ve Ahmed, IV. 330-31'deki rivayetlerde bu ifade mevcut değildir. Onlar bunu ya Hz.Ömer'in inancında şüpheye düştüğü anlaşılabilecek bu cümleyi söyleyemeyeceği kanaatiyle nakletmemek için çıkartmış olabilirler. Ya da bu ifade Abdurrezzak'ın nüshalarına Buhari ve Ahmed b. Hanbel'lerden sonra Hz.Ömer karşıtı bazı Şiilerce idrac edilmiş olabilir. Bunu tespit edebilmek için mevcut elyazması nüshalarına bakılması gerekecektir. Ayrıca hadisi, senedsiz olarak Ebu Said El-Hudri'nin Ömer'den anlatması şeklinde veren Vakıdi'de ise, Hz.Ömer iki defa "O gün benim içime şüphe düştü"demektedir. Güya bundan dolayı nice köleler azad etmiş ve dehr orucu tutmuştur... Bkz:Vakıdi, II.607.

Not: Bu ifade mevcut değildir derken, Hz.Ömer'in şüpheye düştüm demesi kastediliyor.

(Prof.Dr.Bünyamin Erul, Sahabenin Sünnet Anlayışı, s.126.)
Camide bile sünneti ihya edemeyen bir toplumdan siz ne bekliyorsunuz bilmem; ama benim hiçbir beklentim yok!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 03-08-2015, Saat:12:45 AM, Düzenleyen: ibni-mesud.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.