Allah-u Zülcelâl peygamberinden bazılarına birçok hakikat ve ahkâmı bildiren bir takım ibare ve lafızlar indirmiştir. Bunlara kitap denir. Büyük kitaplar dörttür: Tevrat; Hz. Musa (Aleyhisselam)'ya, Zebur; Hz. Davud (Aleyhisselam)'a, İncil; Hz. İsa (Aleyhisselam)'ya Kur'an-ı Kerim Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)'e indirilmiştir.
Bunların dışında bazı peygamberlere de yüz (100) adet "suhuf" indirilmistir. İşte, Allah-u Zülcelâl'in tarafından indirilmiş olan bu kitapların ve suhufların hepsine iman etmek, her müslümana farzdır. Ancak, Kur'an-ı Kerim'in inmesiyle diğerlerinin hükmü kalkmıştır. Kur’an-ı Kerim tahriften uzaktır. Nitekim Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Kur’an aziz bir kitaptır. Ona hiçbir cihetten batıl bulaşmaz. O hakim ve hamid olan Allah’ın indirdiğidir.” (Hicr; 9)
Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “En hayırlınız kur’an’ı okuyan ve onu okutandır.” (Buhari)
Hasan-ı Basri de; “Kur’an’ı bilmekten daha büyük zenginlik, onu bilmemekten daha büyük bir fakirlik yoktur.” demiştir. Kur’an-ı Kerim verdiği kıssa ve haberlerle akıl sahiplerine tefekkür kapısını açmış, getirdiği hükümlerle de doğru yolu göstermiştir. O aldanıştan kurtuluş vesilesidir. O, kalpleri bozan kibir, hırs, kin kıskançlık gibi hastalıkların ilacı ve şifasıdır.
Kur’an-ı Kerim’e iman eden doğruya iman eder, ona göre hareket eden doğru haraket eder, ona uyan doğru yolda yürür, ona göre amel eden kazanır.
Kur’an-ı Kerim, Allah-u Zülcelal’in kelamı olduğu için son derece ona hürmet gösterilmelidir.