You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

KİTAP:OKUMAK YAZMAK VE YAŞAMAK ÜZERİNE

KİTAP:OKUMAK YAZMAK VE YAŞAMAK ÜZERİNE

((Meksikalı))
KİTAP:OKUMAK YAZMAK VE YAŞAMAK ÜZERİNE
Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine" başlığı altında topladığı denemelerinden de anlaşıldığı üzere Arthur Schopenhauer'ın söylediği pek çok şeyin son kullanım tarihi hiç geçmeyecekmiş gibi duruyor.

Arthur Schopenhauer, 1788 yılında Danzig'de orta üst sınıf bir aileye doğdu. Okuyup yazacak, algı dünyasını genişletecek ve sonra da onu arzu ettiği yolda şekillendirip ifade edecek bol miktarda zamana ve kaynağa sahipti. İrade kavramına o denli takılmış olmasının sebebi belki de iradesini tecrübe edebileceği pek çok imkâna sahip olmasıydı. Berlin Üniversitesi'nde ders verirken Hegel'le aralarında felsefi bir münakaşa çıktı. Hegel'in öğrencilerini elinden almak için özel bir çaba harcıyordu. Ne var ki Hegel galip geldi ve Schopenhauer üniversiteyi terk etti. Hegel'le yolları bir kez daha kesişti sonra. 1831'de Berlin'de baş gösteren veba salgınından eşzamanlı olarak kaçtılar. Fakat Hegel, salgın sona ermeden döndü ve hastalanarak hayatını kaybetti. Schopenhauer ise Frankfurt'a yerleşip hayatının geri kalanını orada sürdürdü. Yalnız başına yaşamayı tercih etti; hayata dair öfkesini, kim bilir belki de yenilgisinin neden olduğu tatminsizlikleri idealizmle açıklamaya çalıştı.
Dedim ya, okuyup yazmak için çokça vakti oldu. Bu konuda hayli seçici, neredeyse "nane molla" olduğunu ise Say Yayınları tarafından Ahmet Aydoğan ve M. Sırrı Erer çevirisiyle yayımlanan ve Schopenhauer'ın "Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine" başlığı altında topladığı denemelerinden anlıyoruz. Anlamlı bir biçimde denemeler "İnsan Mutluluğunun İki Temel Düşmanı: Istırap ve Can Sıkıntısı" bölümüyle başlıyor. Schopenhauer bu bölümde sıradan ve "ahmak" olanlarla, sofistike olanlar arasında çeşitli ayrımlar yapıyor ve can sıkıntısını merkeze alarak sıkıntının niteliği hakkında kafa yoruyor. Başvuru kaynakları ise ağırlıklı olarak klasik filozoflar. İşte en çarpıcı tespitlerinden biri, konu mutluluk: "Sıradan insan hayatının mutluluğunu kendi dışındaki şeylere, mala mülke, şana şöhrete, kadın ve çocuklara, dostlara, cemiyete ve benzerine bağlar, dolayısıyla bunları kaybettiği, yahut hayal kırıklığına uğratıcı bulduğu zaman, mutluluğunun temeli çöker." Buna karşılık bir "deha" için "kendisiyle, kendi düşünceleri ve eserleriyle fasılasız inkıtasız meşguliyet böyle bir insan için acil bir zorunluluk konusudur; yalnızlık hoş, serbest zaman en yüksek iyi ve sair her şey lüzumsuz, hayır hatta bir yüktür... Çekim merkezinin tamamen kendisinde olduğunu söyleyebileceğimiz tek insan tipi budur..."
İlk bakışta "ideal" gibi gelen bu tespitlerin pek de ruhumu okşadığını söyleyemeyeceğim. Ne var ki iş okuyup yazma faslına geldiğinde Schopenhauer'ın söylediği pek çok şeyin son kullanım tarihi hiç geçmeyecekmiş gibi duruyor. Mesela her türden ve çok okumayı, o kadar da makbul görmüyor ünlü filozof: "...neredeyse bütün gün okuyan ve arada bir düşünmeksizin, eğlence yahut meşgale ile kendisini eğlendiren kimse, yavaş yavaş kendi kendine düşünme yeteneğini kaybeder, tıpkı at üstünden inmeyen bir adamın sonunda yürümeyi unutması gibi. Birçok eğitimli insanın durumu bundan pek farklı değildir: Okumak onları ahmaklaştırır."
Yazmak konusunda yazdıkları ise hayli ağır deneyimlerin yükünü aktarıyor. "Her şeyden evvel iki tür yazar vardır: Sırf ele aldığı konu için yazanlar ve sadece yazmak için yazanlar. Birinci tür kendisine, insanlarla paylaşılmaya değer görünen düşüncelere yahut tecrübelere sahiptir, ikinci türdekiler ise paraya ihtiyaç duyar ve dolayısıyla esasen para için yazarlar." Schopenhauer'a göre ikinci türde yazarların kaleme aldıkları kitaplar durum anlaşılır anlaşılmaz "derhal fırlatılıp atılmalıdır". Şu ifadeler ise neden mesela "edebiyat camiası", "akademik çevreler" gibi özel tamlamalara sahip olduğumuzu açıklıyor: "Yazarlar genellikle profesörler veya edebiyatla uğraşan kimselerdir, ücretleri düşük ve gelirleri yetersiz olduğundan bunlar çoklukla paraya ihtiyaçları olduğu için yazarlar. İmdi böylelerinin hedefleri ortak olduğu için çıkarları da ortaktır, birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdırlar ve birbirlerini desteklerler."
Schopenhauer okumak ve yazmak bahsinde kendine özgü bir seçkincilik anlayışına sahip ve bu çerçevede cesaret verici olabilir, ama çerçevenin dışında kalanları kendi kategorileri içinde yarattıkları başka türden bir özgürlük algısıyla baş başa bırakıyor. Söz konusu özgün seçkinciliğini Ziya Paşa'dan aktardığı bir beyitle ifade ediyor: "Nâdanlar (cahiller) eder sohbeti nâdanla telezzüz (lezzet almak)/Divanelerin hemdemi divane gerektir."
Şu cümleler ise Shopenhauer yaşasaydı "copyleft"çi (telif hakkı anlamına gelen "copyright" kelimesine karşı özgür yazılımcıların ürettikleri bir kavram) olurdu dedirtiyor insana: "Sanki para lanetlenmiş gibi görünmektedir, ...para için yazmaya başlar başlamaz her yazar derhal soysuzlaşmaktadır. En büyük adamların en iyi eserleri ya hiçbir karşılık beklemeksizin ya da karşılığında çok az bir şey elde ederek yazmak zorunda kaldığı dönemden kalmadır."ARTHUR SCHOPENHAUER
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: KİTAP:OKUMAK YAZMAK VE YAŞAMAK ÜZERİNE
''Bacon: Bütün vaktinizi çalışmaya adamak tembelliktir.''
ben gibi haylazlar için sarf etmiş muhakkak..:sırıtık:
makale güzelmiş teşekkürler..:sırıtık:
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.