47 ÇOCUĞA TECAVÜZ EDEN KANADALI PAPAZA 3 YIL HAPİS
Kanada'nın Ontario eyaletine bağlı Windsor şehrinde 47 çocuğa tecavüz ettiği gerekçesiyle yargılanan 83 yaşındaki Kanadalı papaz Charles Sylvestre, 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Tecavüz olayları sırasında yaşları 9 ile 14 arasında değişen, bugün yetişkin durumunda olan kurbanlardan 20'sinin 2 ay önce toplu şikayetiyle Sylvestre hakkında dava açılmıştı. Kanada Katolik Kilisesi Piskoposu Ronald Fabbro, Sylvestre'nin papazlıktan çıkarıldığını açıklamıştı. Sylvestre, Kanada'da tecavüz suçlaması ile papazlıktan çıkarılan ilk kişi oldu. Sylvestre, hapiste psikiyatri tedavisi de görecek
KİLİSE, CİNSEL TACİZE REKOR TAZMİNAT ÖDEYECEK
Los Angeles Katolik Kilisesi, kendisine bağlı din adamlarının karıştığı cinsel taciz olayları için 660 milyon dolar tazminat ödeyecek. Rahipleri tacizle suçlayan 500’den fazla davacıyla anlaşma yoluna giden kilise, rekor miktardaki tazminatı ödemek için çok katlı bir idare binası ile elli kadar gayrimenkulünü satacak.ABD’de, Los Angeles Katolik Kilisesi Başpiskoposluğu, din adamlarının geçmişe uzanan cinsel taciz olayları için 660 milyon dolar tazminat ödemeye hazırlanıyor.Kilise, din adamları tarafından taciz edilen 500’ü aşkın davacı ile anlaşma yoluna gitti. 660 milyon dolar, cinsel taciz iddialarına karşı bir kilise tarafından ödenen "en yüksek miktar" olacak. Her davacıya 1.2 ila 1.3 milyon dolar verileceği belirtiliyor.Varılan anlaşmaya göre, tacizci rahiplerin gizlilik derecesi taşıyan dosyaları da serbest bırakılacak. Böylece, Kilise liderlerinin tacizci rahipler konusunda nasıl davrandıkları ve olayları örtmeye çalışıp çalışmadıkları ortaya çıkacak.ABD’deki Katolik kiliseleri, 1950’lere kadar uzanan taciz vakaları için, şimdiye kadar iki milyar dolar para ödeyerek anlaşma yoluna gittiler. Bazı kiliseler kapılarını kapatırken, bazıları da ise iflasa karşı korunma talebinde bulundular.2002’de, Boston Katolik Kilisesi’nde patlak veren cinsel taciz skandalı hızla başka bögelere de yayıldı. Genç yaşlarda tacize uğrayanlar örgütlenerek yasal haklarını aramaya başladılar. California’nın Orange Bölgesi Katolik Başpiskoposluğu 100 milyon dolar tazminat ödedi. Yine Los Angeles Kilisesi adına, bugüne kadar 86 vaka için 114 milyon dolar ödendi.
KATOLİK KİLİSESİ'NE CİNSEL TACİZ CEZASI
İspanya Yüksek Mahkemesi 12 yaşındaki bir çocuğa cinsel tacizde bulunan rahibe göz kulak olamadığı için Madrid Başpiskoposluk makamına verilen 30 bin euro para cezasını onayladı.Katolik Kilisesi'nde reşit olmayan çocuklara cinsel taciz olayları geçmişte yaşansa da ilk kez mahkeme, Katolik Kilisesi'ni de sorumlu tutarak ceza verdi.1999-2001 yılları arasında 12 yaşındaki çocuğa birçok kez cinsel tacizde bulunduğu belirlenen 74 yaşındaki rahip Rafael S.N., 2 yıl hapis cezası alırken, rahibin çalıştığı kilisenin içinde cinsel tacizde bulunduğu belirtildi.Yüksek Mahkeme, rahibin bağlı bulunduğu Madrid Başpiskoposluğu'nu da sivil sorumluluğunu yerine getirmeyerek çalışanlarına göz kulak olmama ve kontrol etmemekten kusurlu buldu.
EVANGELİST KİLİSESİNDE EŞCİNSEL SKANDAL
Ulusal Evangelistler Birliği'nin Başkanı hakkında eşcinsel iddiaları ortalığı karıştırdı.
ABD'de eşcinsel evliliklere karşı oluşuyla da bilinen Ulusal Evangelistler Birliği'nin Başkanı Ted Haggard, 3 yıl önce bir erkekle para karşılığı eşcinsel ilişkiye girdiği iddiaları üzerine görevinden istifa etti. Haggard ise bir açıklama yaparak hakkındaki iddiaları yalanladı ve eşcinsel bir fahişeye para karşılığı masaj yaptırdığını savundu. ABD'deki bu skandal üzerine 30 milyon üyeli dini kuruluşta Papaz Haggard'ın yerine kilise tarafından geçici olarak bir görevli atandı. Time dergisinin 2005'te ABD'deki en etkili 25 evangelist liderden birisi olarak gösterdiği Haggard'ın haftalık vaazlarına Beyaz Saray personeli ve diğer dini liderler de katılıyordu
HRİSTİYAN MİSYONER HASTANESİ BAHÇESİNDE 390 CENİN BULUNDU, ÖFKELİ HALKI POLİS DURDURDU
Hindistan’da bir Hristiyan misyoner hastanesinin arka bahçesinde, 390 parça yeni doğan bebek kemiği ya da cenin parçaları bulunduğu bildirildi.Bir polis yetkilisi, ülkenin orta kesimlerindeki Madya Pradeş eyaletinin Ratlam kentinde bulunan bir hastanenin bahçesinde ortaya çıkarılan bebek kemikleriyle ilgili, kız bebek ya da ceninleri öldürme, yasa dışı kürtaj kapsamında soruşturma yürütüldüğünü kaydetti.Polisin bir şüphe üzerine harekete geçerek hastanenin arka bahçesini kazması sonucu bulduğu, bazıları plastik torbalara doldurulmuş kemik parçalarının, adli inceleme için eyalet merkezi Bopal’daki bir devlet laboratuvarına gönderildiği bildirildi.Bu arada, hastanenin bir temizlik görevlisi ile 2 doktorun sorgulanmak üzere gözaltına alındığı ve hastane kayıtlarına el konulduğu kaydedildi.Olayı duyan ve hastaneye girmeye çalışan öfkeli halkın, polis tarafından durdurulduğu haber veriliyor.Daha çok erkek çocuk sahibi olmanın tercih edildiği Hindistan’da, hamilelikte cinsiyet belirleme tetkikleri yasak olmasına rağmen hala kız ceninlerin öldürülmesine sık rastlanıyor. Hatta bazı bölgelerde kız bebeklerin öldürülmesi gibi insanlık dışı uygulamalar görülüyor.Hükümet geçen aralık ayında, son 20 yılda 10 milyon kız bebeğin, doğumdan önce ya da hemen sonra aileleri tarafından öldürüldüğünü açıkladı.Öte yandan, Yeni Delhi hükümeti, "kızlarını öldüren bir ulus olma utancından" kurtulmak için, istenmeyen kız bebeklerin devlet koruması altına alınmasının sağlayacak bir plan üzerine çalıştığını bildirdi.Buna göre, aileler istemedikleri kız bebeklerini her bölge merkezinde kurulacak özel yerlere bırakacak
AZİZE'YE BAK...!
Rahibe Teresa'nın büyük sırrı
Bu yıl azize ilan edilecek..Ama mektupları çok farklı.Katolik dünyası sarsıldı.Time dergisi meşhur Rahibe Teresa’nın 1950’li yıllardan beri sakladığı büyük sırrını açıkladı.Katolik dünyasının en kutsal isimlerinden olan ve bu yıl içinde azize ilan edilmesi beklenen Rahibe Teresa’nın, hayatının son 50 yılında Tanrı’nın varlığını sorguladığı ortaya çıktı.Hz. İsa ile iletişim kurabildiğine inanılan Teresa, Rahip Michael Van Der Peet adında bir dostuna yazdığı mektuplarda bu iletişimin ölümünden yıllar önce kesildiğini ve hayatının son 50 yılı boyunca sokaklarda sahte bir gülümsemeyle dolaşmak zorunda kaldığını söylüyor. Teresa eve dönüp yalnız başına kaldığında Tanrı’nın ve cennet cehennemin varlığını sorguladığını ve büyük şüphe duyduğunu yazıyor. Mektuplarda “Cehennemde yaşıyor gibiyim. Tanrının ve cennetin varlığından şüphe eder oldum. Herkese kalbim Tanrı’nın aşkıyla dolu gibi davranıyorum. Ama yanımda olsan ikiyüzlülüğümü görürdün” gibi ifadeler de yer alıyor. İngiliz The Guardian gazetesinde yer alan makale, "Rahibe Teresa ateist miydi?" başlığıyla verildi. Gazete, Rahibe Teresa'nın üst düzey rahiplere, sırdaşlarına ve dostlarına yazdığı gizli mektupları da yayımladı. Rahibe Teresa'nın bu mektuplarda, "Dua etmeyi bıraktım" dediği dikkat çekiyor.
SKANDAL ÜSTÜNE SKANDAL
Bu dengelerin bazen tatsız olaylarla altüst olduğunu söylemeye gerek yok... Skandallar kitaplar dolduracak kadar boldur kilise tarihinde. Geçmiş asırlarda dönemin önde gelen isimleri tarafından yazılmış Vatikan değerlendirmeleri ağır suçlamalarla doludur. Bu kalemler tanık oldukları pek çok yakışıksız olay naklederler. Bu bakımdan yakın zamanda Amerika'daki Katolik kilisesinin bir dizi çocuk taciziyle gündeme gelmesi ve çok sayıda rahibin görevden uzaklaştırılması skandallar zincirine eklenen halka olmanın ötesinde anlam taşımaz. Ama tarih Roma kilisesi söz konusu olduğunda sadece bu tür 'hazcı tablolarla' değil öldürülen papalarla da kaydeder Vatikan'ı. Bugüne kadar görev yapmış 264 papanın önemli bir kısmı komploya kurban gitmiştir. Bunun en yakın örneği 1978 Ağustos'unda papalık makamına seçilip 33 gün sonra öldüğü açıklanan I. John Paul'dür. Geçmişte de VIII. Urbanus, XIV Clement gibi zehirlenerek öldürüldüğü söylenen papalar vardır. Uzmanların gözünde VIII. Urbanus'un katili halefi papa X. Innocent'tir. X. Innocent'in yolsuzluk ve cinsel sapmayla suçladığı VIII. Urbanus'u öldürdükten sonra dini bir konseyde yargılattığı ve suçlu bulunması üzerine cesedini mezarından çıkartıp elini kestirdiği anlatılır.
Erkek kılığına girip Papa seçilen kadın
Kilise tarihinde utançla hatırlanan pek çok hadise var ama ' Kadın Papa' olayı gerçekte bir sahtekârlık hikâyesi.9. yüzyılda evlatlık olarak dindar bir ailenin yanına yerleştirilen İngiliz kızın hayatı gezgin bir rahibin kendisine âşık olup kaçırmasıyla değişti. Bir din adamının yanında kadınla dolaşmasının iyi karşılanmayacağı düşüncesiyle sevgilisini erkek kılığına sokan rahip hiçbir sorunla karşılaşmadan onunla birlikte Fransa, Marsilya, Galya'da pek çok manastırı ziyaret ettikten sonra Atina'ya yerleşti. Bilgili bir din adamı olan sevgilisi genç kızın hocasıydı aynı zamanda. İlahiyat konusunda dönemin hemen bütün Hıristiyan kaynaklarına ve sözlü anlatımlarına vakıf olan rahip bunları ona da öğretiyordu. Ancak eşi ölünce genç kız için Atina'da hayat giderek zorlaştı. Geliri ve birikimi yoktu. İş dini bilgiye kalsa çevresindeki erkek rahipler eline su dökemez durumda olacaklardı ama Atinalı Hıristiyanların gözünde önem kazanan sakal bırakma adeti onu kentten ayrılıp sakalın traş edildiği Roma'ya gitmeye zorladı. Roma'da kendisini din adamı olarak tanıtmaya cesaret edemedi ama 'din alimi' olarak tanıttı ve kısa zamanda hayli geniş bir çevre edindi. Sohbetlerine katılıp ona saygı duyanlar arasında pek çok kardinal vardı ve hepsi onu dönemin en gözde din bilginleri arasında kabul ediyorlardı. Bundan dolayı Roma kilisesinin başında olan Papa IV. Leon'un sağlığı bozulmaya başlayınca kardinaller papalığa en layık kişi olarak onun adını dillendirmeye başladılar. 847 senesinde Papa Leon ölünce yerine kilise dışından bir kişi olmasına rağmen ittifakla seçildi ve 8. Jean adıyla göreve başladı. Kaynaklar onun bu görevi iki yılı aşkın bir süre sorunsuz sürdürdüğünde müttefik. Ama kadınlığı baskın gelip kardinallerden bir sevgili edinince durum değişti. Jean bir adım daha ileri gidip hamile kaldı ve bol, dökümlü resmi kıyafetlerinin altında karnının büyümesini saklayabileceğini, çocuğu doğurup onu kilise içinde 'terk edilmiş bebek'lerden biri olarak büyütülebileceğini düşünüyordu. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı. 855 senesinde Domitien Tiyatrosu önünde katıldığı bir dini tören sırasında doğum sancıları başlayınca her şey tersine döndü. Kardinaller Papa 8. Jean'ın kadın olduğunu öğrenmekten dolayı donmuş kalmışlardı.Kimi tarihi kaynaklar Jean'ın idam edildiğini, kimi ise çılgına dönen halk tarafından taşlanarak öldürüldüğünü yazıyor. Ama 8. Jean'ın kiliseye adını hiçbir zaman unutturmayacak bir anı bıraktığına şüphe yok. Bu 'Sedia Stercoraria' diye anılan ve papa olacak kişilerin erkek olup olmadıklarının elle yoklanarak kontrolüne olanak veren iskemle!...
YUNANİSTAN'DA KİLİSE SKANDALI DERİNLEŞTİ
Yunanistan haftalardır kilisedeki skandallar zincirine kilitlendi. Her gün yeni bir bilgi ve belge ortaya atılıyor ve skandallar kar topu gibi büyüyor. Bütün Yunanistan herşeyi unuttu kilisenin temizlenmesini konuşuyor.Yunan Ortodoks Kilisesi tarihin en büyük depremiyle sarsılıyor. Skandallar zincirinde herşey var. Eşcinsellik, uyuşturucu ve ve tarihi eser kaçakçılığı iddiaları dahil. Ve bütün skandallar dönüp dolaşıp Yunan Ortodoks Kilisesinin başı olan Başpiskopos Hristodulos’u üstünde düğümleniyor. Olay öylesine büyüdü ki Yunan tarihinde ilk kez bir Başpiskopos istifaya zorlanıyor. Yunan medyası tarihinde ilk kez, bir zamanlar Cumhurbaşkanından bile populer olan Başpiskopos Hristodulos’u istifaya çağırıyor.Bu olay aslında Yunanistan’daki büyük değişimi gösteriyor. Tarihi misyonları dolayısıyla Kilisenin daima Yunan toplumunda özel bir yeri var. Bu misyonun başında ise 400 yıllık Osmanlı yönetimi altında Yunan dilini ve kimliğini korumuş olması geliyor. Osmanlı İmparatorluğuna karşı başlatılan bağımsızlık savaşında da lider rolü oynayan yine kilise ve papazlar. Bu nedenle Kilise şimdiye kadar adeta dokunulmazlığa sahipti. Ancak bir ay önce patlayan skandallarla adeta kilisenin dokunulmazlığı ortadan kalktı ve bütün kirli çamaşırları ortalığa saçılmaya başladı.Skandallar Yüksek Mahkemenin yolsuzlukla suçlanan hakimler hakkındaki soruşturmayı derinleştirmesiyle başladı. Yüksek Mahkeme, Pire’deki bazı hakimlerin Başpiskopos’a yakın Yosakis adındaki papazı tarihi eser kaçakçılığından akladıklarını ortaya çıkardı. Soruşturma derinleştikçe,Yosakis aleyhine 32 dava açıldığı ve hepsinden de beraat ettiği ortaya çıktı ve sonunda Yosakis tutuklandı. Skandala adı karışan 20 hakim hakkında soruşturma daha da derinleştirildi.Bu arada skandal dallanıp budanlanmaya başladı ve Yunanistan Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Hristodulos’a çok yakın olan Tesaliotida Metropoliti Teoklitos’la Hristodulos’un özel sekreterinin bir gece kulübünde sivil giysilerle uyuşturucu zanlısı olarak yakalandığı ve olayın örtbas edildiği ortaya çıktı. Bu skandal devam ederken bu kez de, yine Hristodulos’a yakın olan Attikis Metropoliti Panteleimon skandalı patladı. Panteleimon’un erkek sevgilisiyle telefon konuşmaları televizyonda yayınlandı. Metropolitin yüzme havuzlu bir villada yaşadığı ve bankada da 6 milyon Euro'su olduğu da su yüzüne çıktı. Bütün bu skandallar zincirine, Interpol tarafından aranan Vavilis adındaki bir uyuşturucu kaçakçısının, Hristodulos’un gizli talimatıyla, Irineos’un Patrik seçilmesini sağlamak için Kudüs’e gönderildiği, diğer adayı sahte kasetlerle eşcinsel olarak suçlayıp seçimi etkilediği ortaya çıkınca ortalık daha da karıştı. Kudüs Patriği önce Vavilis’i tanımadığını savundu ama Vavilis gizlendiği yerden televizyonlara kaset gönderip Patriğin yalan söylediğini açıkladı ve Kudüs patriğinin İnterpoldeki kayıtlarının silinmesi için kendisine söz verdiğini ancak tutmadığını bildirdi.Skandalın en karmaşık yanı ise Hristodulos’un adamı Vavilis’in Yunan İstihbarat teşkilatı ve Yunan Kamu Düzeni Bakanlığıyla olan bağlantıları. Vavilis’in bir yandan İnterpol tarafından aranıp, diğer yandan Kudüs’e gidip geldiği sırada Bakanlığa silah sattığına ilişkin belgeler ortaya döküldü.Bu arada Hristodulos ise skandalın dış güçler tarafından Ortodoksluğu sarsmak için ortaya atıldığını savunuyor. Başpiskoposun işaret ettiği dış güçlerin başında da CIA ve Fener Rum Patrikhanesi var. Ama Hristodulos’un savunmasını dinleyen de pek kalmadı gibi. Çünkü Hristodulos’un birçok konuda doğruyu söylemediği, her gün sızan yeni bir belge ve bilgiyle kanıtlanıyor. Hristodulos’a son darbeyi ise Kudüs Patriği vurdu. Baskıya dayanamayan Patrik, Vavilis’i Hristodulos’un gönderdiğini açıkladı.Aslında, kilise ve papazlarla ilgili yolsuzluk ve eşcinsellik hikayeleri Yunanistan’da "herkesin bildiği bir sır." iki Yunanlı bir araya gelse, şehrindeki ya da doğup büyüdüğü adadaki papazın neler yaptığını konuşuyor. Söylentiler öylesine yaygın ki, hangi metropolitin eşcinsel olduğunu neredeyse bütün Atina biliyor. Hatta takma adlarını bile söylüyorlar ama bütün bunlar ilk kez yazılıp çiziliyor ve Başpiskopos istifaya zorlanıyor. Ancak Yunan tarihinde şimdiye kadar istifa eden Başpiskopos olmadığı için Hristodulos’un son dakikaya kadar direneceği tahmin ediliyor.Bazıları Hristodulos’un ne kadar direnirse dirensin istifa etmek zorunda kalacağını çünkü Başbakan Karamanlis’le arasının bozulduğunu söylüyor.Hristodulos’un yeni Cumhurbaşkanının yemin töreninden önce istifa etmek zorunda kalacağını söyleyenler de var. ‘’Bu kadar olaydan sonra Başpiskopos Yunan Cumhurbaşkanını taktis ederek göreve başlatamaz ‘’diyorlar.Yunanistan’da hiçbir Avrupa birliği ülkesinde olmayan bir gelenek var. Yeni Parlamento, bakanlar kurulu ve hatta Cumhurbaşkanı, Başpiskopos’un katıldığı bir törenle takdis edilerek göreve başlıyor. Eğer Hristodulos istifa ederse,Yunan tarihinde ilk kez bir Cumhurbaşkanı Kilise tarafından takdis edilmeyecek. Bu ise Yunan siyasi ve sosyal hayatında büyük bir değişim olacak. Yine de son kararı Başbakan Karamanlis’in vereceğinden söz ediliyor Atina Kulislerinde. Yorumcular, Hristodulos’u arenada yenilip yerde yatan gladyatöre benzetiyorlar. Eğer Karamanlis elini kaldırıp son işareti verirse Hristodulos’un istifa etmekten başka seçeneğinin kalmayacağı söyleniyor.
Seyyid KEMERKAYA
furkan 63
