"Ekmeğin bile piyasası vardır. Çocuğunuza almak istediğiniz oyuncağı çeşidi olduğu kadar fiyat aralığı da iki farklı sokaktaki oyuncakçıda değişiklik gösterir. Ancak kent psikolojisi, kişiyi belirli yerlere sabitler. Başka yerleri görmesini istemez. Oradan-oraya olan bu durum hiç şüphe yok ki eleştirel, düşünsel bir hayatı da ortadan kaldırır. İyimserlik, hayatı yaşanabilir kılmak için atılması gereken adımları en başından durdurur. Klostrofobik mekanların “doğal stratejisi” de işte böyle çalışır. Kişiyi önce içine hapseder, tüketilecek ürünü sunar, parasını alır, ürünü tükettikten sonra daha fazla yer kaplamasın diye hep aynı playlist’i dinletir, tuvalet kullanımı için tek kullanımlı şifre verir, köşebaşındaki “gizli gözler” yoluyla da hareketlerini izler. İşte kent psikolojisinin yol haritası: Anormal iyimserlik, klostrofobik mekanlarda mutluluk pozları ve her yalnız kalındığında dinmek bilmeyen bir varoluş sancısı."
y,gönüler