![[Resim: 20091228145617139.jpg]](http://www.renklidergi.com/upload/20091228145617139.jpg)
''Pireleri almışlar, bir kavanozun içine yerleştirip kapağını da açık bırakmışlar. Bir süre sonra hepsi zıplayarak kaçmış. Bunu bir kaç kez tekrarladıktan sonra, bir kez de kapağı kapatmışlar. Pireler yine zıplayıp çıkmaya çalışmışlar,ama her sefer kapağa çarpıp geri düşmüşler. Uzun bir süre sonra kapak açılsa da, pirelerin zıplamasına rağmen dışarı çıkamadıkları görülmüş. Çünkü artık pireler kapak seviyesini geçecek kadar zıplamayı beceremiyorlarmış. Artık kapağı kapamaya gerek kalmamış,çünkü açık da olsa pireler kaçmayı başaramıyorlarmış...''
Bir zamanlar duyduğum bu hikaye beni şaşırtmıştı, ''İnsan bildiği bir şeyi böylesine unutabilir mi?'' diye düşünüp durmuştum. Ama galiba doğruydu. Bizler de çoğu zaman şartlandığımız bu sınırlanmışlık içinde, gerçekte olmayan sınırlara kendimizi hapsedip yaşıyoruz. Sınırları zorlamıyor, sorgulamıyor, bir türlü yeteneklerimizi canlandırma cesaretine sahip olamıyoruz.
Birilerinin sistem dediği, düzen dediği şey bizi hep baskılamıyor mu? Birileri üzerimize kapakları kapatıp, bizi sınırlamıyor mu? Yaşadığımız iş ve sosyal çevre de bizim üzerimizde aynı etkiyi yapmıyor mu? En başta da kendimiz, yaşamın kapağını üzerimize kapatıp kendimizi sınırlıyoruz. İçimizde varolan yetenekleri maskelerimizin altına saklıyoruz. Yeteneklerimiz ve gerçek biz; yaşam içinde kendimize biçtiğimiz ya da bize biçilen rollerin altında gizlenmiş şekilde duruyorlar. Gerçekten kim olduğumuzu acaba ne zaman keşfedeceğiz?
Michelangelo'ya o muhteşem heykelleri nasıl yaptığını sorduklarında; ''heykelin işlenmemiş mermer bloğun içinde olduğunu hayal ettiğini, zaten orada olduğunu bildiği şeyi ortaya çıkarmak için sadece fazlalıkları yonttuğunu'' söylemiş. Bizlerin içinde de açığa çıkmayı bekleyen bir şeyler var. Ve bizler beklerken; bize biçilen roller, kazandırdıklarının yanında bedeller de ödetir. Bu bedel yıllar geçtikçe ağırlaşır, taşınması zor hale gelir. Yeteneklerimizi öldürmeden, düşlerimizi yitirmeden; bir an önce harekete geçmeliyiz.
Yapmamız gereken; gerçek biz'i ortaya çıkarma yolundaki engelleri aşmaktır. Rollerimizi kaybetmekten, maskelerimizi düşürmekten korkabiliriz. Ama "gerçek" kendimize ulaşamadıkça "gerçek mutluluğa"da ulaşamayız. Beklemek ya da ertelemek zorunda değiliz. Hayatımızı beklemek üzerine kurmayalım. Çünkü yaşam; bir şey yapmakla ilgili değildir, bir şey olmakla ilgilidir.
Kavanoz kapağınızı kapatmayacak bir yaşam oluşturma zamanınızı geçirmeyin. Tabii, hala zıplamayı unutmadıysanız...
Bouquet