You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

katil ve ailesini türkiye besliyor

katil ve ailesini türkiye besliyor

Üye
katil ve ailesini türkiye besliyor
Türkiye'ye getirilen eski Afganistan Genelkurmay Başkanı ve ABD işgali sırasında emrindeki ölüm mangaları ile binlerce direnişçiyi ve savaş esirini vahşi bir şekilde katleden Özbek General Raşid Dostum'un bir süre daha ülkede kalacağı açıklandı.


Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Dostum'un Afgan halkının vermiş olduğu yoğun mücadele döneminde önemli bir rol üstlendiğini iddia ederek Özbek generali sahiplenirken "Kendisinin Afganistan'daki Türk soylu kardeşlerimizin güvenliği ve o bölgenin istikrarı için önemli katkıları olmuştur. Bir süre için Türkiye'de bulunacak." dedi. İşgal kuvvetlerinin yedeğinde korkunç katliamlara imza atan Raşid Dostum'un güçlenen direniş karşısında can korkusuna düşerek Türkiye'ye geldiği sanılıyor.
Afganistan'da Amerikan işgalinin önemli müttefiklerinden biri olan General Dostum'un geçmişi tüyler ürpertici olaylarla dolu. İşte sicili katliamlarla dolu Katil Dostum'un yaptıklarından bazıları:
Srebrenica'dan sonra en büyük katliamı yapan Dostum, Afganistan'da Amerikan işgalinin başladığı 2001'de Kunduz, Mezar-ı Şerif, Cenk Kalesi ve Şibirgan Cezaevi ekseninde tüyler ürpertici cinayetlere imza attı.

Cenk Kalesi Katliamının Mimarı
2001 Kasımında Dostum'un kontrolü altındaki birlikler tarafından kuşatılan Kunduz'da 8 bin kişi anlaşma ile tutsak edildi. Ancak savaş esiri oldukları halde bu insanlar uluslararası sözleşmelere göre muamele görmedi. Tutsak alınan direnişçilerden özellikle de çeşitli ülkelerden gelen mücahitlerden 500'ü Cenk Kalesi'ne, 7 bin 500'ü Şibirgan Cezaevi'ne nakledildi. Cenk Kalesi'ne gönderilen mücahitler gerçekliği hayli şüpheli bir isyan çıkardıkları gerekçesiyle topluca vahşi bir şekilde katledildi. Sadece 86'sı hayatta kaldı.
Konteynırlara doldurularak Şibirgan'a gönderilen 7 bin 500 kişidense sadece 3 bin 15'i cezaevine ulaşmayı başardı. Diğerlerinin akıbeti ise asla kesinleşmedi. Ta ki İrlandalı BBC yapımcısı Jamie Doran, 2002'de yaptığı "Afgan Katliamı: Ölüm Konvoyu" adlı belgeselle bu olaya ışık tutana dek.
Görgü tanıklarının ifadelerine göre konteynırlara istif edilen bu insanların birçoğu havasızlıktan boğuldu, hava almak için bağıran esirler konteynırların içinde kurşun yağmuruna tutularak katledildi.
Hayatta kalanlar susuzluktan ölmemek için birbirlerinin terini yalayarak hatta açık yaralarından akan kanlarını içerek hayatta kalmaya çalıştı.
150 Amerikan askeri tarafından kontrol edilen Şibirgan Cezaevi'ne ulaşan esirlerden birçoğu ağır şekilde dövüldü, işkence gördü, yüzlercesi çöle götürülüp ıssız bir yerde kurşuna dizildi ve toplu mezarlara gömüldü.
Hatta kimi görgü tanıklarına göre Amerikan askerleri bazı esirlerin boyunlarını kırdı, üzerlerine asit döktü.
Bir süre sonra Mezar-ı Şerif çevresindeki bölgelerde rüzgarın toprağı aşındırması, köpeklerin kazmasıyla toplu mezarlar ortaya çıktı.
Ancak BM soruşturma bile açmadı. Tüm bu olaylar General Dostum'un kontrolü altında gerçekleşti.
Bazen eski defterleri açmak gerekiyor. Bu coğrafyanın yüreğini sızlatan olayları hatırlatmak, unutturmamak gerekiyor. Bugün bir trajediyi hatırlatacağım. Çünkü o trajedinin “kahraman”larından biri Türkiye'ye geldi. Daha doğrusu Türkiye tarafından kurtarıldı. Adı en ağır savaş suçlarıyla anılan adam şu an Türkiye'nin korumasında. Neler yapmıştı? Önce haberi aktarayım:

Afganistan'da ev hapsinde tutulan Raşit Dostum, Kabil hükümetiyle yapılan pazarlıklar sonrası, gönderilen özel uçakla Türkiye'ye getirildi. ABD'nin Afganistan işgalinin en önemli müttefikiydi. ABD'nin atadığı Kabil hükümetinin lideri Hamid Karzai'nin dostuydu. Taliban'a karşı savaşın önemli güçlerinden biriydi. Karzai hükümetinin Genelkurmay Başkanı olarak atandı. Makam arabasını bile Türkiye'nin verdiği bir Özbek generaldi. Merkezi hükümetle anlaşma bozuldu. Hakkında dava açıldı. Evi polis tarafından kuşatıldı. Ev hapsine alındı. Tam bu sırada imdadına yine Türkiye yetişti ve onu kurtardı. Yani Türkiye'yi sürgüne gönderildi.

2002 yılında; “Afganistan'da ABD-İngiliz özel birlikleriyle Raşit Dostum'un toplu katliamları Irak'ta da işlenecek mi” diye sormuştum. Bir yıl sonra işgal edilen Irak'ta daha beterini yaptılar. Ne yaptılar Afganistan'da? 2002 yılındaki notlardan aktaralım:

Srebrenica'dan sonra en büyük katliamı yaptılar. “Kunduz, Mezar-ı Şerif, Cenk Kalesi ve Şibirgan Cezaevi ekseni”nde yaşanan tüyler ürpertici cinayetlere imza attılar. Mezar-ı Şerif'te binlerce insanın nasıl kurşuna dizildiğini, nasıl işkence gördüğünü, gruplar halinde çöle götürülerek nasıl katledildiğini, ardından da toplu mezarlara gömüldüğünü, konteynırlara doldurulan insanların bazılarının havasız bırakılarak öldürüldüğünü unutalım mı?

Görgü tanıkları, ABD askerlerinin esirlerin boyunlarını kırarak öldürdüğünü, üzerlerine asit döktüğünü, yüzlerce esiri çöle götürüp ıssız bir yerde kurşuna dizdiğini, Şibirgan Cezaevi'ndeki birçok esirin önce ağır şekilde dövüldüğünü, ardından da kaybolduğunu” anlattılar.

İşgal sırasında kuşatılan Kunduz'da binlerce kişi anlaşma ile teslim oldu. Artık esirdiler. Uluslararası sözleşmelere göre muamele görmeleri gerekiyordu.

8 bin kişi esir alındı. Hepsi tek tek sayıldı. 500 kişi ünlü Cenk Kalesi'ne götürüldü, 7 bin 500 kişi Şibirgan Cezaevi'ne nakledildi. Ancak cezaevine ulaşanların sayısı sadece 3 bin 15 oldu. Cenk Kalesi'ndekiler, o düzmece isyan senaryosuyla dünya televizyonlarında naklen yayınlanan bir katliamla yok edildi. Cezaevine ulaşamayanlar ne oldu?

Konteynırlara istif edildiler. Bir çoğu havasızlıktan boğuldu. Bir çoğu konteynırlar kurşun yağmuruna tutularak öldürüldü. Kurşun deliklerinden kan sızıyordu. Bazıları çıldırmıştı. Susuzluktan birbirlerinin terini yaladıkları söylendi. Bütün bu bölge Raşit Dostum'un bölgesiydi. ABD'nin o bölgedeki müttefiki oydu.

Şibirgan Cezaevi'ni 150 ABD askeri kontrol ediyordu. Kunduz-Mezar-ı Şerif-Şibirgan Cezaevi arasında binlerce esirin katliamından onlar sorumluydu. Onlar karar veriyor, Dostum'un adamları katliam yapıyorlardı.

Vahşetle ilgili “Mezar'da katliam” adıyla bir belgesel hazırlandı. Alman Parlamentosu'nda ve Avrupa Parlamentosu'nda gösterildi. Dostum, ABD ve İngiliz askerleri insanlık suçu işliyorlardı ve bu kanıtlandı. Haklarında davalar açılması gerekiyordu. Dostum ayrıca, Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov'a karşı mücadele eden ve Afganistan'da üslenen Özbekleri de yok ediyordu. O barbarlıklar bir çoğumuzun zihninde hâlâ canlı. Birleşmiş Milletler soruşturma bile açamadı. Uluslararası mahkemeler bir şey yapmadı. Hiçbir ülke bu insanlık suçuna sesini çıkarmadı.

Cenevre Sözleşmesi askıya alınmıştı. 1 Temmuz 2002'de göreve başlayacak olan Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kuruluş sözleşmesine ABD karşı çıktı. Vatandaşlarını bu mahkemeye çıkaracak ülkelere askeri tehditler yağdırdı. Daha sonra birçok ülkeyle özel anlaşmalar yaptı. Anlaşmanın tarafı olan ülkeler, bu mahkemeye herhangi bir ABD vatandaşı için suç duyurusunda bulunmayacaktı. ABD askerleri savaş suçlarından muaf tutuluyordu. Çünkü mahkeme savaş suçları için kurulmuştu.

Bir süre sonra Mezar-ı Şerif çevresindeki bölgelerde toplu mezarlar bulundu. Katledilen esirler, aynı konteynırlarla çöle götürülüp toplu mezarlara atılmış, Şibirgan Cezaevi'nden çıkarılıp kurşuna dizilenler de aynı bölgeye gömülmüştü. Rüzgarın toprağı aşındırmasıyla, köpeklerin kazmasıyla mezarlar ortaya çıktı. Esirlerin özel eşyaları etrafa yayılmıştı. Sadece bir toplu mezarda bin ceset vardı.

Yine hiçbir soruşturma açılamadı.

2006'nın Ekim ayında, Alman Bild gazetesi bir resim yayınladı. Afganistan'daki Alman askerleri, öldürülen Afgan halkının kafataslarıyla resim çektirmişlerdi. Barbarca bir görüntüydü.

İşte o resimler, binlerce Mezar-ı Şerif esirine aitti. Kurşuna dizilen, asitle yakılan, boynu kırılan, toplu olarak katledilen esirlere.

Bu vahşet hâlâ soruşturulmadı. Ama “kahramanları” hâlâ aramızda. Bir çoğu önemli görevlerde. Adı geçenlerden biri de Raşit Dostum.

O şimdi Türkiye'de. Uğruna bunca şey yaptığı müttefikleri, dostları, ortakları tarafından satıldı. Ve Türkiye, savaş suçu işlemekle suçlanan Dostum'u özel uçakla kurtarıp himayesine aldı.

Hepsi bu…
ibrahim karagul yazısı
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 17-02-2009, Saat:12:10 AM, Düzenleyen: protrek.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.