“Yediklerimiz helalmiymiş” Ne yediğimiz belli değilmiş! Yani illa yiyeceğiz. İlla yastık yüzü olmuş kalplerimizin içine yığınla et doldurup pufuduk mücahit kıvamına geleceğiz.
Tek derdimiz bu! Pilav üstüne kazmayla et doldur açlığının cenazesini doğaya bağışla! Peygamberin açlığından bahsederken kürdan ağzımızda etine dolgun riyakarlık gırla! Kazı kazan işçileriyiz hepimiz!
Şöyle dörtlü masalarda kardeşinin etine ekmek banıp gıybet baharatçısı olup sonra da gelen garsona “ Kardeş bu et ne eti helal midir” diye sormuyor muyuz hasta oluyorum. Ben de dahil! Ölmüş kardeşinizin etini yemek doyurmadı galiba! Sen kardeşinin etini leblebi gibi ağzında gevele sonra helal mi yavrum diye sor!
Domuz eti yasağıyla aynı hesap! İstisnai Yahudiler domuzu aratmayacak faiz parasını yiyip sonra ama biz domuz eti yemiyoruz diyerek el altından sufilik taslarlar! Gazzeye girip en büyük haram olan 1500 insanı keserler sonra lokantaya girip ineğin dini usullere göre kesilip kesilmediğini sorarlar. Helal et( koşer) avına çıkarlar.
Bu konuda Müslüman dindarlarla Yahudi dindarlar arasında fark görürsem taramalı yazı yazarım merak etmeyin. Din, ritüellerin Dünya’daki gerekliliğini yapmaktır.
Hayata geçirmediğin din sezonluktur. Şimdi biri çıksın hiç gıybet yapmadım desin kafamı keser çekirdeksiz karpuz diye şeytana satarım. Manen hepimiz obeziz! Obez kalbimiz kardeşlerimizin etiyle göbek yaparcasına salyalı. Bakın ben de dahilim buna! Sen önce kendine bakcıların ağzını kapamak da farzdır.
Resulullah (sav) buyurdular ki: "Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?" "Allah ve Resulü daha iyi bilir!" dediler. Bunun üzerine: "Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!" açıklamasını yaptı. Orada bulunan bir adam: "Ya benim söylediğim onda varsa, (Bu da mı gıybettir?) dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir.
Şimdi laf nakliyatçıları ve o nakilin et deposu olan kendimize sormak lazım kardeş eti yiyip helal et avına çıkmak adamlık açlığı çektiğimizin ıspatı değilse nedir garson bey!
Esra Elönü