Kaldır kafanı bak kar yağarken, siyah, gri lekeler göreceksin. Ne ki senin göz hizana iner kar, o zaman beyazlaşır, yerde biriktikçe beyazlığı da çoğalır, sanki yere değdikçe temizlenir, aklanır.
Kar, sanırım insanların dualarına benzer.
Ne kadar göz hizasında, ne kadar gönül seviyesinde, ne kadar insana yakın, o kadar temiz, o kadar ak pak.
...
Yalıtımsız, çift camsız, kalorifersiz, klimasız evlerin, uğultulu, lambaların soluk aydınlığı mahzun sokaklarında daha mı çok neşe vardı, ben mi çarpıtıyorum, ben mi sobanın üzerindeki portakal kabuklarını, ıhlamur demliklerini olduğundan iyi hatırlıyorum bilmem. O zamanlar daha mı çok neşe vardı? Bilmem. Bildiğim bugün o kadar da neşemiz kalmadığı.
...
Müslüman, "Lâ ilâhe illallah, Muhammed Rasulullah" der ve neşeyle yürür gider yoluna, sağına soluna bakmaz.
...
Benim üzüleceğim şey, benim dünyamın da gitgide kararması, soğuması, evim, sokağım doğalgazla cayır cayır ısınırken aslında çatır çatır soğuması, insan şehre, tabiata, insan insana buz keserken dünyanın cehennem gibi ısınması, bir gafletin, bir hasedin, bir yozluğun, bir cehaletin fokur fokur kaynaması, artık karın yağmaması, yağamadan erimesi.
Cihat Zafer