Türkiye’de bir süre gazeteci olarak görev alan, zaman zaman Güneydoğu ve Kuzey Irak’ta çalışmalar yapan Aliza Marcus’un “Kan ve İnanç/PKK ve Kürt Hareketi” isimli kitabı, Kürt sorunu ve PKK ile ilgilenen herkesin mutlaka okuması gereken bir çalışma olarak karşımıza çıkıyor. PKK militanlarıyla görüşen ilk Batılı isimlerden biri olan araştırmacı Aliza Marcus’un eski PKK üyeleri, bölge halkı ve süreci yakından takip eden politikacılar ve hukukçularla yaptığı röportajların yanı sıra, resmi kaynaklardan, dönemin komutanlarının yazdıkları metinlerden, köşe yazarlarından ve gazete haberlerinden yararlanarak ve sağlam bir araştırmaya dayanarak ortaya çıkardığı “Kan ve İnanç”, PKK ve Kürt sorununa yeni bir bakış açısı getirecek, tartışma yaratacak bir kitap olarak tanımlanıyor.
Aliza Marcus, PKK’yı mercek altına aldığı kitabında, örgüt ve devletin yöntemlerine mesafeli durarak bir fotoğraf çekmeyi başarabiliyor. Çalışmaya başladığında PKK ile ilgili neredeyse pek bir şey bilmediğini fark eden Marcus, araştırmalarını sürdürürken, bir PKK militanının hain olduğu iddiasıyla başka bir PKK’lı tarafından infaz edildiğinde, cinayeti işleyenlerin neler hissettiğini bilmediğini, bu tür hikayeleri ilk kez duyduğunda çok kötü olduğunu ve söyleşi yaptığı odaları terk ettiğini, bir militanın “Üzülme, alışırsın, biz alıştık” sözlerini ise hiç unutamadığını kaydediyor.
1970’lerden 2007’lere uzanan bir tarih diliminde Kürt meselesi ve PKK’yı anlatan Aliza Marcus, “Kan ve İnanç” adlı kitabında, PKK’nın 1970’lerde diğer sol örgütler gibi legal siyasete inanmadığını, şiddeti benimsediğini, 1980’lere gelindiğinde Öcalan dışında bir çok Kürtün şiddet fikrinden vazgeçtiğini ya da güçlerinin buna yetmeyeceğini anladıklarını, Öcalan’ın şiddet ya da silahlı mücadele dışında demokratik bir yol seçeneği ile ilgilenmediğini, bunun koşullarının olmadığını düşündüğünü vurguluyor. 90’larda ise Öcalan’ın bakışının değişmeye başladığını, hala silahlı mücadele konusunda ısrarcı olduğunu ancak Türkiye ile politik diyaloga girmeyi de düşünmeye başladığını belirtiyor. Yakalandıktan sonra Öcalan’ın şiddetten vazgeçmeyi denediğini, ama bunun ciddi bir şey olmadığını, şu anda bir çok Kürdün şiddet yönteminden yorulduğu bir dönemde yaşadığımızı kaydediyor.
Kürtlerden bazılarının PKK’nın bu anlamsız savaşı durdurmasını istediğini, kimisinin PKK’nın yok olmasını beklediğini, diğer bir grubun ise PKK’dan nefret ettiğini anlatan Aliza Marcus, PKK içerisindeki üst düzey yöneticilerin kendi otoritelerini ve denetimi sağlamak için şiddet uyguladığını, Öcalan’ın, Kürt rakiplerini veya kendisine muhalefet edenleri tasfiye ederek bölgede PKK’nın gücünü kabul ettirdiğini, PKK içindekilerin bu olayları bildiklerini, ancak dışındakilerin bu durumdan her zaman haberdar olmadıklarını aktarıyor. “Haberdar olsalardı da örgüt içi infazları işbirlikçilikle açıklar, savaş zamanı böyle şeyler olur, bunların hepsi dezenformasyon denilirdi” şeklinde açıklama yapan Marcus, hala yaşananların maalesef doğru kabul edilmediğine dikkat çekiyor.
Kolay okunan, çok iyi yazılmış, sağlam araştırmalara dayalı etkileyici metinler sunan Aliza Marcus, PKK’ya soğukkanlı yaklaşıyor. Gazeteci Mehmet Ali Birand’a göre taraf tutmuyor, terörü de yüceltmiyor. Örgütü didik didik araştırıyor ve her aşamasını, gerekçeleriyle anlatıyor. Şimdiye kadar PKK’nın bu kadar ayrıntılı bir yol haritasının görülmediğini ifade eden Birand, “Kan ve İnanç” adlı kitabın araştırmacılar, siyaset üretenler ve PKK meselesiyle ilgilenen herkes için paha biçilmez bir kitap olduğunu düşünüyor.
Helin Demir
helindem@mynet.com