You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Kalpte Allahtan Gayrıya Yer Vermemek; Marifettir

Kalpte Allahtan Gayrıya Yer Vermemek; Marifettir

Kıdemli Üye
Kalpte Allahtan Gayrıya Yer Vermemek; Marifettir
[Resim: kalp_allah.jpg]

Marifet, Allah-u Zülcelal’i tanımak, başka bir deyişle, kalbinde Allah-u Zülcelal’den başka hiçbir şey bulundurmamaktır. Çünkü Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur; “...De ki, Musa’nın insanlara bir nur ve hidayet olmak üzere getirdiği ve sizin de parça-parça kağıtlar haline koyup, fakat çoğunu gizlediğiniz o kitabı kim indirdi.” (En’am; 91)

Allah-u Zülcelal başka bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Ey mü’minler! Allah ve Peygamber, sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah’ın kişi ile onun kalbi arasına girdiği ve sonunda O’nun katında toplanacağınızı bilin.” (Enfal; 24)

Allah-u Zülcelal ayet-i kerimelerde buyurduğu gibi, bizlere kendisini tanımamızı ve bilmemizi emretmiştir. Hz. Abbas radıyallahu anh’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Kim, Rabbimin Allah olmasına, dinimin islam olmasına ve peygamberimin Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem olmasına razıyım derse, Allah’ın rızası ona hak olur.” (Müslim, Tirmizi)

Allah-u Zülcelal’in rızası, insanın kalbinde iman lezzetinin meydana gelmesine sebep olur. Bu lezzet de Allah-u Zülcelal’i tanımaya sebep olur. Allah-u Zülcelal’i tanımak bir nurdur. Allah-u Zülcelal bu nuru sevdiği kullarının kalbine koyar. Bu nurdan daha azim hiçbir şey yoktur.

Marifet ehli Allah ile beraberdir. Onlar Allah’ı anarak yaşar, Allah’ı anarak ölür ve Allah’ı anarak Allah’a ulaşır. Şüphesiz insanlar arasına karışmak, bu gibileri zikir ve fikirden alıkoyar. Bu gibiler hakkında uzlet daha evladır. Bunun için Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ilk zamanlarında insanlardan ayrılır, hira mağarasına gider ve orada uzlete çekilirdi. Bu sayede peygamberlik nuru kendisinde kuvvetlendi, insanlar arasına katılmak onu Allah’tan men etmedi. O, bedeni ile insanlar arasında iken, kalbi ile Allah’a yönelmişti. Hatta insanlar onun en çok sevdiği kimsenin Hz. Ebu Bekir radıyallahu anh olduğunu sanmışlardı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) yalnız Allah’a bağlandığını ve kalbinde asıl O’nun sevgisi bulunduğunu bildirmek üzere şöyle buyurdu: “Eğer bir dost ve sevgili edinseydim, Ebu Bekir’i dost edinirdim, fakat sizin arkadaşınız Allah’ın halili ve dostudur.” (Tirmizi)

Peki Marifetin hakikatı nedir? Marifetin hakikati; Kalbin Allah-u Zülcelal ile ihya olmasıdır. Nasıl bir kişinin nefsi ölürse, dünyadan uzak olur diyorsak, bununla beraber kişinin kalbi de ölünce Rabbinden uzak olmuş olur. İnsan Rabbinden uzak kalmamak için, kalbin Allah-u Zülcelal’i tanıması ve O’nunla ihya olması lazımdır. Çünkü Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur; “Hiç ölü iken diriltip, ona insanlar arasında yürüyebileceği bir nur verdiğimiz kimse, karanlıklara dalmış ve bir türlü çıkamayan kimse ile bir olur mu?” (En’am; 122)

Kim Allah-u Zülcelal’i tanırsa, O’ndan başkasını kendisine dost olarak seçmez. Demek ki biz Allah-u Zülcelal’i hakkıyla tanımadığımız için kendimize başka başka dostlar seçiyoruz. Çünkü bazı Evliyalar şöyle buyurmuşlardır; “Allah-u Teala’dan başka herşeyden tamamıyla alakasını kesip, sadece Allah-u Zülcelal ile beraber olmaya sabredebilen bir kalp sahibi dünyadan, mahlukattan, nefsinin arzu ve isteklerinden tamamen uzaklaşır. Rabbinden başka hiçbir şeyle meşgul olmaz ve O’ndan başkasına güvenmez.”

Anlatıldığına göre, Veysel Karani radıyallahu anh otururken Herm bin Hayyan yanına geldi. Veysel Karani yanına gelmesinin hikmetini kendisinden sorduğunda, Herm bin Hayan: “Seninle dostluk bağları kurmak için geldim.” dedi. Bunun üzerine Veysel Karani: “Allah’ı bilen hiçbir kimsenin, başkası ile dostluk ettiğini görmedim.” diye cevap verir.

Rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah-u Teala kullarını karanlıkta yaratmış ve onların üzerine kendi nurlarından bir nur atmıştır. O nur kime isabet ederse, o kişi hidayet bulur. Kime de isabet etmezse o kişi delâlette kalır.” (Tirmizi)

Buna işaret olarak Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Allah, göklerin ve yerin nurudur. Allah, dilediğini kendi nuruna yöneltir.” (Nur; 35)

Seyda Muhammed Konyevi (K.S)
[Resim: allahmuhammedduais5.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.
LoadinG....*
RE: Kalpte Allahtan Gayrıya Yer Vermemek; Marifettir
Allah-u Zülcelal’in rızası, insanın kalbinde iman lezzetinin meydana gelmesine sebep olur. Bu lezzet de Allah-u Zülcelal’i tanımaya sebep olur. Allah-u Zülcelal’i tanımak bir nurdur. Allah-u Zülcelal bu nuru sevdiği kullarının kalbine koyar. Bu nurdan daha azim hiçbir şey yoktur.


allah razı olsun..

06/07/2012 İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam, sen de anlamazsın. Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım!



Franz Kafka


Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.