You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

KADIN, DERDİNİ ÇOK SEVDİ

KADIN, DERDİNİ ÇOK SEVDİ

General
KADIN, DERDİNİ ÇOK SEVDİ
KADIN, DERDİNİ ÇOK SEVDİ

/Narçiçeği: Ateş kuyusu/

Tüm kapılar aralıktı, bir tanesi dışında.
Kadın, o bir tanesine göz dikti; hayır, kadının kalbi kapalı kapıya değdi. Değdi, bir daha da kendine gel(e)medi. Bak dedi, kadın; kendini ikaz eder gibi ‘Gördüğün ve göreceğin ne varsa evvelini ve ahirini kendinde toparlayacak cem makamı olan o meçhul şeyin kendisi bu kapının ardında. Ve bu kapı senin ateş kuyun! ‘ Kadın bildi ve bilgisi kendine sunulan yazgısındaki ateşi böylece sevdi. Bir nar tanesini avuçlar gibi bereketli bir ateşi avuçladı. Sonra da ateş ve nar tanesinde sınanan kaderine gülümsedi. Avucundaki bir, bine dönüştü. Kadın hayrete düştü.

Tüm açık kapılardan böylece feragat etti. Kapalı kapının tokmağına, üzerindeki kilide, gözlerine çarpan ihtişama baktı. Kendi kokusunu ekledi kapıya, kendi sınırlarını… Parmak uçlarında yanan ateşin keskin kokusu kavurdukça zerrelerini, kapalı kapı ona gülümsedi, sürgüsü değişmedi, kilidi çözül(e)medi; lakin kapalı kapının kaderine kendi ismi de eklendi. Böylece sınırın ötesini keşfetti. Kadın keşfettiği sınırda şükre erişti.

/İnsanlar vardır; değiştiklerinin farkına erişemeyen. Daha önce görmediklerini görmeye başladıklarında bir zamanlar kör olduklarını asla hatırlamayanlar; kadın onlardan olmadı, hatırladı/

Kadın, daha önce hiç görmediklerini gördüğü anda hatırladı gözündeki perdeyi. Ateşin yakıcı cazibesine aldırmadı böylece. Kapının sınırı, kadının ufkunu genişletti; dünyayı değil, ebedi olan zaman ile kendini teskin etti. Böylece kendine geldi, derdini sevdi.
Kapının kilitli kapısı kimi zaman gönlünü kesti, bir bıçak gibi ortadan ikiye. O anlarda hiçbir şeye dokunmak istemedi. Bir dramın koyu kokusu, acı buğusuydu hissettiği. Güzelliğini fark edip de, yitirdiği cennetin misaliydi, içine düşen acının tesiri. Kapıya dair her izin kendisi acıtıyordu. Parmak uçları sihrini yitirmişti sanki. Geceyi kokladı, kimi zaman hiç bitmesin istedi. Gün aydınlanmasın, karanlık öylece dursun üzerinde. Ama sonra kilitli kapıya rağmen öğrendi, aydınlığı da sevmeyi… Çılgınlıktan akl-i selime dönen haliyle sordu geceye:

Ey malzemesi kalmayan seyyah, seni kapalı kapının ardına taşıyacak ikmalin çok mu ağır? Kuşun kanatları altında çırpınan kanaat değmez mi pervazın yere! Hangi planla çizilmiş bir harita bu?! Kaç bin ölçekli?

Sonra anladı kadın, evrenin milimlerine sığmadığını kapının ardının. Böylece erişti sükûnete. ‘Bu dünyanın ötesi de var’ dedi. Ve yeniden sordu bu kez kendine: "Ey sabırsız olan, kapalı olan kadının eşiğinde derdini sevemez misin, diye. Sana kendini göstermesi ve kaderine eklenmesi yetemez mi", diye.

Bir bir topladı isyanlarını, yerine tevekkülü yerleştirdi; hakikatle doldurdu cebini. Derdini sevdi, çok sevdi. Elinde sönmekte olan bir meşale, dışındaki uygarlığı sönmekte olan dünyaya rağmen içinde hakikate uyanan dünyaya sığındı; meşale parıldadı. Böylece ferahladı. Yemin etti, bir daha içindeki ülkeden öteye bakmamaya. Aradığı ne varsa oradaydı, içindeydi. Kapalı kapının ardı o vakit aydınlandı.

Dışında mevsim hâlâ kıştı.
Kadın, yazmaya devam etti.
İçinde bereketli nar tanelerine dönüşecek narçiçekleri açtı.
Narçiçeğinin rengine bakınca meraka kapıldı;
Yangının rengi acep nedir, dedi?!

Kadın, tüm renklerin üzerinde yolculuk yaptı; hepsinde kapının kokusunu duydu. Yangına gelince kendini buldu. Kadın tırnak uçlarından saç diplerine kadar ateşti. Nar idi. Böylece tüm renkleri üzerinde topladı. Kadın, herkesin dikkatini çekti, lakin kimse ona tam anlamıyla erişemedi. Bir tek kilitli kapı, o anladı kadının tırnak uçlarından saç diplerine kadar yandığını. O, bildi rengini. Böylece düştüğü ateş kuyusunda, narçiçeğine dönüştü kadın. Narçiçeğinin dilinden öteleri işitti, kendi soyunun çeşmesinden aktı kelam “Anlarsa uzağım yakınımdır, anlamazsa yakınım uzağım.”… Kadın, böylece gülümsedi ve derdini sevdi, çok sevdi; yüreğinde bir nar ağacı yeşerdi.

Kadın derdini çok sevdi, çünkü kadın derdinde Allah’ı bildi.



eda bildek
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.