وَسَوَاءٌ عَلَيْهِمْ أَأَنْذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ تَقَدَّمَ فِي ( الْبَقَرَةِ ) وَالْآيَةُ رَدٌّ عَلَى الْقَدَرِيَّةِ وَغَيْرِهِمْ . وَعَنِ ابْنِ شِهَابٍ : أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ أَحْضَرَ غَيْلَانَ الْقَدَرِيَّ فَقَالَ : يَا غَيْلَانُ بَلَغَنِي أَنَّكَ تَتَكَلَّمُ بِالْقَدَرِ ، فَقَالَ : يَكْذِبُونَ عَلَيَّ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ . ثُمَّ قَالَ : يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ أَرَأَيْتَ قَوْلَ اللَّهِ تَعَالَى : إِنَّا خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ أَمْشَاجٍ نَبْتَلِيهِ فَجَعَلْنَاهُ سَمِيعًا بَصِيرًا إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا قَالَ : اقْرَأْ يَا غَيْلَانُ ، فَقَرَأَ حَتَّى انْتَهَى إِلَى قَوْلِهِ : فَمَنْ شَاءَ اتَّخَذَ إِلَى رَبِّهِ سَبِيلًا فَقَالَ : اقْرَأْ ، فَقَالَ : وَمَا تَشَاءُونَ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ فَقَالَ : وَاللَّهِ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ إِنْ شَعَرْتُ أَنَّ هَذَا فِي كِتَابِ اللَّهِ قَطُّ . فَقَالَ لَهُ : يَا غَيْلَانُ اقْرَأْ أَوَّلَ سُورَةِ ( يس ) فَقَرَأَ حَتَّى بَلَغَ وَسَوَاءٌ عَلَيْهِمْ أَأَنْذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنْذِرْهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ فَقَالَ غَيْلَانُ : وَاللَّهِ يَا أَمِيرَ الْمُومِنِينَ لِكَأَنِّي لَمْ أَقْرَأْهَا قَطُّ قَبْلَ الْيَوْمِ ، اشْهَدْ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ أَنِّي تَائِبٌ . قَالَ عُمَرُ : اللَّهُمَّ إِنْ كَانَ صَادِقًا فَتُبْ عَلَيْهِ وَثَبِّتْهُ ، وَإِنْ كَانَ كَاذِبًا فَسَلِّطْ عَلَيْهِ مَنْ لَا يَرْحَمُهُ ، وَاجْعَلْهُ آيَةً لِلْمُؤْمِنِينَ ، فَأَخَذَهُ هِشَامٌ فَقَطَعَ يَدَيْهِ وَرِجْلَيْهِ وَصَلَبَهُ . وَقَالَ ابْنُ عَوْنٍ : فَأَنَا رَأَيْتُهُ مَصْلُوبًا عَلَى بَابِ دِمَشْقَ . فَقُلْنَا : مَا شَأْنُكَ يَا غَيْلَانُ ؟ فَقَالَ : أَصَابَتْنِي دَعْوَةُ الرَّجُلِ الصَّالِحِ عُمَرَ بْنِ عَبْدِ الْعَزِيزِ
Onları uyarsan da uyarmasanda aynıdır(Yasin Suresi,10.ayet)
İmam Kurtubî bu ayet hakkında şöyle diyor:
Bu ayet Kaderiyye(Kaderi inkar edenlere) ve diğerlerine reddir.
İbn Şihabın anlattığına göre : Zamanın Halifesi Ömer b. Abdulaziz , Ğaylan El-Kaderiyye'yi çağırttı.
Ve ''Ey Ğaylan bana ulaştı ki sen Kader hakkında (ileri geri) konuşuyor (muşsun) ?'' dedi.
Ğaylan : Ey Muminlerin Emiri ! (Öyle birşey yok) benim üzerime iftira atıyorlar.''dedikten sonra
''Ey Müminlerin Emiri ! Şu ayeti görüyor musun ?
''Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden (erkek ve kadının dölünden) yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık,Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.(İnsan Suresi,2-3)
Halife : Ey Ğaylan oku(maya devam et) ''dedi.
Ğaylan böylece '' Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.''(İnsan Suresi,29) ayetine kadar okudu.
Halife : Oku(maya devam et) ''dedi.
Ğaylan ''Sizler ancak Rabbinizin dilemesi (izin vermesi) sayesinde (bir şeyi) dileyebilirsiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.''(İnsan,30) ayetini de okudu.
Gaylan: Allah'a yemin ederim ey mü'minlerin emiri! Hiçbir zaman Allah'ın Kitabında bu âyetin varlığını farketmemiş-tim.
Bu sefer ona: Ey Gaylan Yâsîn Sûresi'nin baş taraflarını oku, dedi. O da Yâsîn Sûresini okumaya başladı.
Nihayet: "Onları uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir. Artık onlar inanmazlar" âyetine kadar geldi.
Bu sefer Gaylan: Allah'a yemin ederim, ey mü'minlerin emiri! Bundan önce bu âyeti sanki hiç okumamış gibiyim. Şahid ol ey mü'minlerin emiri, ben tevbe ediyorum.
Bunun üzerine Ömer b. Abdu'1-Aziz dedi ki: Allah'ım, eğer samimi ise tevbesini kabul buyur ve ona sebat ver. Şayet yalan söylüyorsa ona acımayacak bir kimseyi musallat kıl ve onu mü'minlere bir ibret yap.
(Sonra zaman geçti) Hişam (Ğaylanı) yakaladı, el ve ayaklarını kesip onu astı.
İbn Avn dedi ki: Ben onu Dımaşk (Şam) kapısı yanında asılmış gördüm. Bu halin ne oluyor, ey Gaylan? diye sorduk, o şu cevabı verdi: Salih insan Ömer b. Abdu'l-Aziz'in bedduası beni tuttu, dedi.