yoksa kader kendi içinde bölümlere ayrılıyor mu ? yani sakat doğarsın bu kaderdir. ama önümzde iki şeçenek vardr diyelm ,hangsini seçersek o da kaderdir :D kader nedir ? kaça ayrılır ? biraz bilgi verebilir msnz ?
Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
Kader
Kader
yoksa kader kendi içinde bölümlere ayrılıyor mu ? yani sakat doğarsın bu kaderdir. ama önümzde iki şeçenek vardr diyelm ,hangsini seçersek o da kaderdir :D kader nedir ? kaça ayrılır ? biraz bilgi verebilir msnz ?
Bizim gibi cahil kesimin en fazla ihtilafa düştüğü konulardan birisi de kader konusu. Biz Allah Teâla'nın bizim için ezelde irade ettiği ve levh-i mahfuza yazdığı bir hayatı mı yaşıyoruz, kullar kendi iradeleri ile mi hidayette veya küfürde olurlar, kulun iradesi ne işe yarar, Allah Teâla dileyeni mi hidayete erdirir -dilediğini mi hidayete erdirir veya dileyeni mi saptırır- dilediğini mi saptırır. Kadere nasıl iman edeceğiz ?
Cevap:
Bu soruya kısmen de olsa geçen haftaki yazının ikinci sorusunun cevabında açıklık getirmiştik. Burada şunları ilave etmekle yetinebiliriz:
Allah Teâlâ'nın elbette yaratılmış her şeyi kuşatan iradesi ve kudreti vardır ve her şeyi yalnızca O yaratır. Ancak O'nun adalet sıfatı da vardır, kendisine zulmü kendisi haram kılmıştır. Adalet ve zulmün Allah için anlamı, bizim anlamayacağımız, bilemeyeceğimiz bir anlam değildir; Kitabında adalet ve zulümden söz etmiş, kullarına bu kavramları açıklamış, kendisinin de bu kavramlar çerçevesinde adil olduğunu, zalim olmadığını bildirmiştir. Eğer Allah bir yandan kulların ne yapacaklarını, onların iradeleri dışında belirleyip bir tarafa yazsa, onları bu fiillere mecbur kılsa, öte yandan da "Niçin şunu yaptın, bunu yapmadın" dese, bazı yapma ve yapmamalara ceza verseydi adil olmazdı. İşte kaza, kader, kulun irade hürriyeti, fiili konuları konuşulurken, düşünülürken mutlaka yukarıda ortaya koyduğumuz esas çerçevesinde düşünülmelidir.
Özetle kulun da kendine mahsus bir küllî bir de cüz'î iradesi vardır. Küllî irade, fiile uygulanmadan var olan ve bütün seçenekleri kapsayan (yapmaya da yapmamaya da karar vermeyi sağlayan) iradedir. Cüzî irade ise bunun bir seçeneği için kullanılan (yapma veya yapmamayı seçen) iradedir. İnsanlar sorumlu tutulacakları fiilleri yapıp yapmamakta hürdür, bu sebeple de yapınca veya yapmayınca sorumlu olurlar. Allah her şeyi, zaman ve mekan engeli olmadan bildiği için, zamanı gelince kulun, serbest iradesi ile neyi seçeceğini de bilmekte ve onu yazdırmaktadır. Eskilerin deyişi ile "ilim maluma tabidir"; olan, Allah öyle bildiği ve yazdığı için değil, bilgi, öyle olacağı içindir; serbest seçim ve irade ile öyle yapılacağı için öyle bilinmiştir. Hidayet ve dalalet, doğru veya eğri yolda olmak, bunlara yöneltmek de öyledir; Allah kulunu, onun isteği dışında saptırıp da sonra "Niçin saptın" diye sormaz. Kul doğru yolu seçerse Allah da onu murad eder, eğri yolu seçerse Allah da onu -kulun ek bir irade ve fiili bulunmadan- engellemez. Kullar hidayet ve dalalet konusunda Allah'a dua ederler; mesela işte bu fiil (dua), kendi iradeleriyle yanlış yola girmek isteyenlerin Allah tarafından engellenmesi için bir ek fiil, ek irade sayılabilir.
Kaza, kader, kulun iradesi, kudreti, fiili, sorumluluğu konularında benim anlayış ve inancım özetle bundan ibarettir; hem ilgili nasları hem de İslam tarihi boyunca bu konuda ortaya çıkmış görüşleri, açıklamaları gözden geçirdikten sonra bu sonuca varmış bulunuyorum.
alıntı-hayrettin karaman
insanın sakat doğması konusunda imtihan düşüncesi bi yana ailemizinde de etkisi olduğunu düşünüyorum hani insanın kınadığı ya kendinden ya çocuğundan çıkarmış sözü vardır bence çok doğru bugünkü halimizde geçmiş de ki sözlerin etkisi göz ardı edilemez bence
bizim bilgimiz şu şekilde...kader 2 çeşittir büyük kader kücük kader...bir insan ana rahmine düştüğünde yazılan ve değişmeyen kader vardır birde değişmesi muhtemel olan kader vardı buda kücük kaderdir...büyük kader insanın ne zaman dogacagı ne zama ölecegi gibi kesin olan şeylerdir bunları ne yapsanız değiştiremezsiniz örnekler mevcuttu...mesela kanser tedavisi yapan bir doktorun hastalarına kanserden korunmak için bir dizi madde sunup bir çok şeyi yapma diye nsihatlerde bulunması va kanserden ölmesi gibi...kanseri engelleyen şeyleri bilip yaptıgın halde kanser oluyorsan kaderdir...
diğeri kücük kaderdir bunları allah bazılarını kuluna bırakmıştır cünkü bırakmasaydı aklımıza ihtiyacımız olmazdı hayvandan fakımız olmazdı...işini eşini evini hayatını dostunu vs gibi şeyleri seçme hakkın iyi kötü ayırd etme hakkın düşünüerek dogru yolu bulma hakkın var...bunları akıl ile halletmen lazım...buda bir örnek mesela tanıdıgın bir çok kız arasından ahlakı iyi olanı insanlıgı iyi olanı bırakıp sadece fiziki güzelligi için bir kızı seçip evlenirsen sonra gidip kimseye eşim beni anlamıyor diye yakınamazsın cunku secim senin....önündeki örnekler içinden en iyisini seçmelisin seçtigin halde bişeyler ters gidiyorsa bu imtihandır...sanırım anlatabildim kısaca...uzun bir mevzudur bu yinede dedigim gibi kitaplardan bulmanız en dogrusu..( ama dgru kitaplardan bulun)
son birşey daha söylemek istiyorum...eger kücük kader dedigimiz kader olmasaydı ve bazı şeyler bizim aklımıza bırakılmasaydı ahirette ödül ceza olmazdı...cünkü herşeyi allah planlıyor ve bize seçme hakkı kalmıyorsa cennet cehennem olmazdı...bu ince cizgiyi anlayamayan çok kişi yanlışa düşüp imanlarını tehlikeye atıyor...
inşallah faydam olmuştur hayırlı gunLer
![[Resim: urjn1.jpg]](http://t1311.hizliresim.com/1h/p/urjn1.jpg)
Câhillerden beterdi, âlimlerin hasedi..
Aşk san’at-ı her dûn değildir
Her aşk davası eden âşık olmaz; her muhabbetten dem uran sadık olmaz
İlahî herkes merd–i aşk olmaz ve değme kalbde derd-i aşk bulunmaz
Aşk bir kimyadır, onun madeni can olur; aşk bir gevherdir onun mekânı kân olur.
Aşk bir zevktir onun da şeydaları var; aşk bir hurûştur, onun da deryaları var.
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi