Bu da, Allahü tealanın insana verdiği bir düşüncedir. Bu sebep de Allah’ı sevmeyi gerektirir. Allah’tan başkasının hiçbir suretle sevilmemesini gerektirir. Allah’tan başkası ancak bir sebeple Allah’a bağlı bulunduğundan dolayı sevilir; zira bütün insanlara iyilik yapan Allah’tır.
Önce yaratmak suretiyle bütün insanlara ikramda bulunmuştur. İkinci olarak zarurî azalar ve sebeplerini tamamlamak suretiyle, üçüncü olarak ihtiyaçlarının sebeplerini yaratmak suretiyle nimetlendirme ve refaha kavuşturmakla onlara ikramda bulunmuştur. Dördüncüsü onları güzel meziyetler, zaruret ve ihtiyaç olmadığı halde zînet olan fazlalıklarla süslemek suretiyle ihsanda bulunmasıdır. Azalardan zarurînin misali; baş, kalp, böbreklerdir. Kendisine ihtiyaç olanın misali ise; göz, el, ayaklardır. Süsün misali ise kaşların kavisli, dudakların kırmızı, gözlerin badem renginde olmasıdır.
İnsan bedeninin haricinde bulunan nimetlerden zarurî olanın misali, su ve gıdadır. İhtiyacın misali ilâçlar, et ve meyvelerdir. Meziyet ve fazlalıkların misali; ağaçların yeşilliği, çiçeklerin ve ışıkların şekillerinin güzelliği, meyvelerin ve yokluğuyla ne bir ihtiyacın ve ne de bir zaruretin bozulmadığı yemeklerin lezzetleridir.
Bütün bu güzellikleri yaratan O’dur. İyilik yapanı, iyiliği ve iyilik sebeplerini yaratan O’dur. Bu nedenle O’ndan başkasını sevmek tam bir cehalettir. Kim Allah’ı tanırsa, bu sebeple Allah’tan başkasını gerçek manada sevemez.