Kur'an-ı Kerim'i hiç dikkate almayan, şeriatın menettiği davranışlardan sakınmayan batıl tarikatler var. Bu tarikatlara girmek için istihareye yatan müridler, rüyalarında yeşillikler, balıklar, yüksek tepeler veya şeyhlerini görerek, bu tarikatlara bağlanıyorlar. Rüyalarında gördükleri bu hususlar doğru ise, bu durumu nasıl anlamamız gerekir?
İstihareye yatmak, bazı gruplarda genel bir alışkanlık haline gelmiştir. Olur-olmaz birçok meselede istihareye yatan bu insanlar, uykularında ne görüyorlarsa, bu gördükleriyle amel etmektedirler. Öncelikle şu hususa açıklık getirelim ki, her meselede istihareye yatılmaz.
İstihareye yatılacak meseleler, iki tercih arasında muhayyer bırakıldığımız, hangisinin daha hayırlı olduğuna karar veremediğimiz meseleler olabilir. İslam'ın apaçık olan emir ve nehiylerini içeren meselelerde istihareye yatmak, en açık ifadesiyle sapıklık veya küfürdür.
Mesela herhangi bir bacının, falan yerdeki işe girmem için başımı açmam isteniyor, acaba başımı açıp o işe girmem mi hayırlı, yoksa girmemem mi sorusuyla istihareye yatması, açık bir sapıklıktır.
Bu sapıklıkla yattığı istihareden, hak bir haberle kalkması tabi ki beklenemez. Rüyasında belki de beyaz saçlı bir piri fani görecek ve o piri fani “Sevgili yavrucum, biz kalbinin ne kadar temiz olduğunu biliyoruz. Sen başını açarak o işe gir. Hatta eteğini bile biraz yukarı kaldırmanda bir mahzur yoktur!..” diyebilecektir.
Bu piri fani ihtiyar, elbetteki şeytan aleyhilanedir. Bu şaşkın bacı, istihareye yatılmaması gereken bir meselede istihareye yatarak, şeytana bu fırsatı vermiş ve şeytan ona yolunu süslü göstermiştir.
Sorunuzda belirtiğiniz mürîdlerin rüyalarını da, bu yaklaşımla değerlendirmemiz gerekir. Rüya ile ilgili olarak söyledikleri dou olsa dahi, batıl bir tarikatle ilgili olarak gördükleri bu rüyalar hak değildir.
Tabi ki burada böylesi rüyaların neden görüldüğü sorulacaktır. “İstihareye yatmak sünnet olduğuna göre, bu istiharelerin neticesi neden böyle çıkıyor?” denilebilecektir. Şanı yüce Rabbimiz bütün insanları, bütün fırkaları rüyalarla değil, apaçık hükümlerle, apaçık olan İslam'a davet etmektedir. Bu daveti kabul eden kimselere iman sevdirilmekte, küfür ise çirkin gösterilmektedir. Ancak bu İlahi davet reddedilir, küfür veya sapıklık tercih edilirse, küfrü veya sapıklığı tercih eden bu kimselere de yollan süslü gösterilmektedir. Nitekim hangi batıl grup veya hangi batıl fırka olursa olsun, bütün bu grup ve fırkalar kendi yollarını doğru, kendi yaptıklarını süslü görmektedirler.
“Biz her ümmete (her fırkaya, her gruba) yaptıklarını süslü (çekici) gösterdik, sonra onların son varışları Rablerinedir, O yapmakta olduklarını onlara haber verecektir.” (6/108)
Netice olarak istihareye yatılmaması gereken bir meselede istihareye yatan kimselerin gördükleri süslü rüyalar, bizleri hiç şaşırtmamalıdır.
Onlar bu davranışlarıyla sapmışlar ve saptıkları yol, kendilerine süslü gösterilmiştir.
Nübüvvetin kırkta biri rüyadır deyip, kırkta otuzdokuzu gözardi ederek, bu kırkta bire yönelen kimseler, ne yazık ki kırk gruba bölünmeye müstehak kimselerdir.
Oysa istihareye yattıkları meselelerin cevabını, uyuyorken görecekleri rüyada değil, uyanıkken okuyacakları Kur'an'da aramalan gerekirdi.
“Şimdi Rabbinden apaçık bir belge üzerinde bulunan kimse, kötü ameli kendisine 'süslü ve çekici gösterilmiş' ve kendi heva (istek vetutku)!arına uyan kimseler gibi midir?”(14/14)
Mehmed ALAGAŞ