bu ayet üzerine yorumlarını bekliyorum arkadaşlar. yahudiler bir zamanlar tüm dünyaya üstünmü kılınmışlar? cevap evet ise niçin?
Her nefis ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Ankebut-57
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! Ankebut-64
israiloğullarının üstünlüğü!
israiloğullarının üstünlüğü!
bu ayet üzerine yorumlarını bekliyorum arkadaşlar. yahudiler bir zamanlar tüm dünyaya üstünmü kılınmışlar? cevap evet ise niçin?
Şubhesiz ki biz, İsrailoğullarını, bilerek, zamanlarındaki insanların hepsinden üstün kıldık.
Ayet-i kerimede, İsrailoğullarının iman ettikleri dönemlerde, iman etmeleri sebebiyle, zamanlarında yaşayan bütün insanlardan üstün kılındıkları zikredilmiştir. Onların bu üstünlüğü, iman etmeleriyle kaimdir. İmandan ayrılanların, derece bakımından hayvanlardan bile aşağı olduktan, diğer bir âyette beyan edilmekte ve şöyle buyurulmaktadır:
"Yemin olsun ki biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır ama onunla gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır ama onlarla hakkı görmezler. Kulakları vardır ama onunla hakkı işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir. Hatta daha da sapıktırlar. İşte onlar gafillerin ta kendileridir." (A'raf Suresi, âyet: 179)
(Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 7/364)
Mucâhid yukarıdaki ayeti şöyle anlıyor: Ve andolsun ki, bile bile onları içlerinde bulundukları kimselerden daha seçkin kıldık.
Katâde de: Onlar içinde bulundukları zamanın halkı üzerinde seçkin kimseler kılınmıştır, der.
Ayrıca: Şubhesiz her zaman için bir âlem vardır, denilmiştir.
Mucâhid'in açıklamasına göre bu âyet-i kerîme Allah Teâlâ'nın şu kavilleri gibidir:
«Buyurdu ki: Ey Mûsâ,; risâletim ve kelâmımla seni insanlar arasından seçtim.» (A'râf, 144),
«Hani melekler: Ey Meryem, şüphesiz Allah seni seçip temizledi. Dünyaların kadınlarından seni üstün tuttu, demişlerdi.» (Âl-i İmrân, 42)
Şubhesiz ki Hz. Hatice ondan daha üstündür. Firavun'un karısı olan Âsiye Bint Muzahim de öyle olup üstünlükte ona eşittir. Hz. Âişe'nin kadınlara üstünlüğü ise, tirit yemeğinin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir.
(Tirit, Arablarda tirit, o zamanlar sadece soyluların ve zenginlerin sofralarında rastla, nabilen son derece kıymetli bir yemekti)
«Onlara âyetlerden, (hüccet, burhan ve harikulade şeylerden) öylelerini verdik ki, her birinde (hidâyete erişecekler için) açıkça bir imtihan (deneme) vardı.»
(Ebu’l-Fida İsmail İbn Kesir, Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri, Çağrı Yayınları: 13/7188-7193)
"Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi ve sizi (bir zaman) âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın." (Bakara 47)
Ey İsrailoğullan, ey Yahudi topluluğu, ey Yakubun torunları, geçmişlerinize, ecdadınıza verdiğim nimetlerimi ve sizi bir zaman âlemlere üstün kıldığımı hatırlayın.
Allah teala, İsrailoğullannı, Firavunun zulmünden kurtarmış, denizi yarıp onları karşıya geçinniş, çöllerde onlar için taşlardan sular fışkırtmış, gökten yemekler indirmiş, soylarından bir çok Peygamberler getirmiş ve böylece onları, kendi zamanlarında yaşayan insanlardan üstün kılmıştır. Yoksa bu ifadede, onların, gelmiş geçmiş bütün insanlardan üstün oldukları kastedilmemekteüir.
Rasulullah (s.a.v.) İsrailoğullarının bütün âlemlerden üstün olmadıklarını, bu şerefe ancak ummet-i Muhammedin nail okluğunu beyan eden bir hadis-i şerifinde buyuruyor ki:
"Sizler, yetmiş ummeti tamamlıyorsunuz. Sizler, Allah katında o ummetlerin en hayırlısı ve en üstünüsünüz."
(İbn-i Mace, K. ez-Zuhd, bab: 34, Hadis No: 4288 ; Ahmed b. Hanbel, Musncd, c. 4, s. 447, c. 5, 5; Tirmizi, K. Tefsir el-Kur'an, sure 3, Kit: 9, Hadis No: 3001)
(Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 1/203)
Allah Teâlâ, İsrâiloğullarının geçmişlerine ve atalarına verdiği nimetlerini ve kendilerine peygamberler göndererek, kitaplar indirerek zamanlarındaki diğer milletlere üstün kılmasını hatırlatıyor.
Nitekim Allah Teâlâ başka âyet-i kerîmelerde şöyle buyurmaktadır:
«Biz onları bir bilgiye dayanarak âlemlere tercih etmiştik.» (Furkân, 32),
"Hani Mûsâ kavmine demişti ki; Ey kavmim, Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani sizden peygamberler yaratmış ve sizi hükümdarlar kılmıştı ve size âlemlerden hiç birine verilmemiş olan şeyi vermişti.» (Mâide, 30)
Ebu Ca'fer el-Râzî, Rebî' İbn Enes'den o da Ebu'l-Âliye'den «Ve sizi âlemlere üstün kıldık» âyeti konusunda şöyle dediğini nakleder : Kitap, peygamberler ve hükümdarlık verilerek o zamandaki âlemlerden üstün, kılınmışlardı. Mucâhid, Rebî' İbn Enes, Katâde ve İsmâîl İbn Ebu Hâlid'den buna benzer bir rivayet nakledilir.
Bu âyetin bu mânâya hamledilmesi gerekir. Çünkü bu ummet (İslâm ummeti) İsrâiloğullarından daha üstündür. Zira Allah Teâlâ bu ummete hitaben şöyle buyurur : «Siz insanlar arasından çıkarılmış ummetlerin en ha-yırlısısınız. Ma'rûfu emreder, munkerden nehyedersiniz ve Allah'a inanırsınız. Eğer kitab ehli de inanmış olsalardı kendileri için daha hayırlı olurdu.» (Âl-i İmrân, 110).
Musned ve Sunen'de, Muâviye el-Kuşeyri'den nakledilir ki o Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu söylemiş:
Siz yetmiş ummetin yerine kâimsiniz. Çünkü siz ummetlerin en hayırlısı ve Allah katında en üstünüsünüz. Bu konuda hadîsler pek çoktur. Al-i İmrân sûresinde bu âyeti naklederken zikredilecektir.
(Ebu’l-Fida İsmail İbn Kesir, Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri, Çağrı Yayınları: 2/322-326)
İsrâîl, Ya'kûb peygamberdir. Ya'kûb peygamber, İshâk'ın, o da İbrâhîm peygamberin oğludur. İsrâiloğulları ise yahûdîlerdir.
Sûrenin başından buraya kadar konu, kitap (Kur'an) ve halkın bu konudaki ihtilâfı üzerinde dönüp dolaşmaktaydı. Munafıklardan bazı örnekler verilerek Allah'a ibâdet emri tekrarlanmakta idi. Kur'an' in Allah katından geldiği belirtilerek, ihtar ve müjde haberleri dile getirilmekte ve ardından da insanlığın yaratılış konusu bahis mevzuu olmaktaydı. Şimdi ise söz ehl-i kitaba yöneliyor ve özellikle yahûdîlere hitap ediliyor. Konu ise yine bütünüyle Kur'an'ın etrafında -önüp dolaşıyor. Yüce Allah Ya'kûb peygamberin torunlarına seslenerek onların da ataları Ya'kûb gibi Hakk'a tabî olmalarım belirtmektedir.
Allah'ın İsrâiloğullarını Firavun'un ve hanedanının zulmünden kurtarışını ve ilerde tafsilâtı gelecek olan sayısız nimetleri hatırlatılmaktadır. Peygamberler arasında tefrik yapmaksızın inanmaları ve özellikle Abdullah oğlu Muhammed (a.s.)'in doğruluğunu kabullenmeleri belirtilmekte ve kendileri verdikleri sözleri tuttukları takdirde, Allah Teâlâ'nın da verdiği sözü tutarak, dünya ve âhirette onları nimetine erdireceğini bildirmektedir, Ehl-i kitabın Hz. Peygamberin getirdiği Kur'an'ı inkâr yerine, tasdik eden ilk kitle olması gerektiğini bildirmekte ve Kur'an'ın Tevrat'taki gerçekleri getirdiğini ifâde buyurmaktadır.
Allah'ın apaçık âyetlerini basit menfaatlarla değişmemelerini, dünyevî faydalann geçici olduğunu ve Allah'tan başka kimseden korkulmaması gerektiğini belirtmektedir. Sonra da bütün dinlerin ana esâslarından olan bir ibâdet olarak namaz kılıp zekât verip Allah'ın huzurunda huşu ile eğilmelerini emretmektedir.
Eğer hayret edilmesi gereken biri varsa, o da başkalarına hayret edip kendilerini unutan yahûdî bilginlerinin durumudur. Onlar bir mum gibi, halkı aydınlatırken kendilerini eritmektedirler. Allah'ın kitabını okuyan ve oradaki buyruklardan haberdâr olan bir kitlenin insanlara iyiliği emredip te kendi nefsini unutması uygun bir davranış mıdır? Şüphesiz ki bu, akıllı kişilerin yapacağı bir şey değildir. Şu halde inanıp Allah'tan yardım dileyerek, kötülüğü emreden nefsin arzularından ve şeytânın esaretinden kurtulmak için sabır ve namazla Allah'a yönelmek gerekir. Çünkü sabır ve namaz kalblerin ve ruhların cilâsıdır. Evet, bunlar; kalblerini îmanla i'mâr edip bütün uzuvlarını namazın huzur ve güvenine teslîm edenlerden başkaları için çok zor işlerdir. Ancak bir gün gelip Rabblerine kavuşacaklarını kabul edenler, yaptıklarının hesabını verenler ve Allah'a döneceklerine inananlar bu ağır yükü kaldırabilirler.
(Bekir Karlığa, Bedreddin Çetiner, Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri, Çağrı Yayınları: 2/322-326)
kaynak link:http://www.islam-tr.net/soru-cevap-bolumu/36466-israilogullari-neden-bir-zamanlar-alemlere-ustun-kilinmistir.html
Allah peygamber gondererek,ıman vererek dıger mılletlerden ustun kıldık dıyor. ınsanların ustunlugu takvasına gore degısır.
Alıntı:"Sizler, yetmiş ummeti tamamlıyorsunuz. Sizler, katında o ummetlerin en hayırlısı ve en üstünüsünüz."bu bir hadis ve gerçekliği tartışılır.
Alıntı:"Yemin olsun ki biz, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattıkzaten cehennem için yaratılmış insanlar nasıl sınava tabii olsunlar?
Alıntı:Onlara; sizi (insanları) herşeyden üstün kıldık deniyor.
burada israiloğullarında siz diye bahsederken siz kelimesini tüm insanlık için kullanıyor diyorsanız o zman israiloğulların tezini kabul etmiş olmuyormusunuz? israiloğulları Allah bu dünyada tüm insanlığı denemek sınava tabii tutmak için bizi seçti diye eddia ediyorlar. zaten kur an dada geçen peygamberlere baktığımızda hep israiloğullarına gelmiş peygamberler. niçin başka bir ırktan peygamber gelmemiş? gelmişse en son kitapta niçin bahisleri yok??? hep tevratta adı anılan peygamberler var???
burdanda anlaşılıyorki Allah insanlara kendini ve yasasını tanıtmak, bildirmek için israiloğullarını seçmiştir. daha doğrusu İbrahim oğlu ishakın soyunu. onları türlü sınavlara sokmuş ve peygamberler göndermiştir. en son olarak kurtarıcı olarak tüm insanlığa İSA mesih gönderilmiştir. yahudiler İSA mesihi kabul etmiyorlar nedeni de onların beklediği mesih çok farklı kendilerine göre onlar israiloğullarını bu dünyada tüm dünyaya egemen kılacak bir mesih beklentisi içindeler. ama İSA mesih in karallığı(mecaz anlamda)bu dünya için değil ahiret içindir ve tüm insanlık için gelmiştir.
Alıntı:Doğruları yaşayan bir topluma, doğru yaşadığı, azmadıkları sürece neden peygamber gelsinki? Burada bile ters mantık çalıştırmışsın!
Allah ın kendini tanıtmak istemesi için olmasın. dünyada azgın bir israiloğulalrımı varmış?
Alıntı:İsa rab ise, ilah ise insanlara neden karşı koyamadı? Kime karşı sizin günahlarınızın bedelini ödedi. Yahudilere karşımı?
neden karşı koymadı tevrat ve incili okusaydın anlardın. ateşe tutulmuş ve kor haline gelmiş bir demiri dövebilirsin ona şekil verebilirsin ama ateşe zarar veremezsin. kimin günahlarını ödedi tüm insnlığın. çünkü ilk başta adem ve havva günah işledi, ve cennetten kovuldular. günahın ücreti sonsuz ölümdür. insanlar sonsuz yaşama kavuşsunlar diye İSA mesih öldü(sadece bedenen) insanlığının günahını yine Allah üstlendi.
şöyle düşün bir fabrikanın sahibisin. işçilerin bir yanlışlık, hata yaptılar ve 100,000 tl lik malı kazayla hasarladılar. sen patron olarak ne yapacaksın? ya hasarlanan malların bedelini işçilere ödeteceksin, yada onları af edeceksin. af ettiğin zaman hasarlanan malların bedelini sen ödemiş olacaksın
Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi