Öğlen yemeğinde az pişmiş yumurtalı ıspanak yiyoruz ve üzerine kırmızı biber ekilince de ben bu yemeği çok seviyorum. Sofrada yemek üzerinden konu yumurtaya geldi ve yanımdaki mühendisle aramızda şu konuşma geçti:
-Bu mübarek nimeti seviyorum! Tavuk eziyetle yumurtluyor, biz de böyle lezzetle yiyoruz.
-Yok ya, eziyet filan yok. Çok kolay yumurtluyor.
-Nasıl yani? Nasıl kolay?
-Ben tavukçuluk yaptım, bu işi biliyorum. Yumurta esnek, yumuşacık jel kıvamında çıkar. Fakat havayla temas eder etmez dış çeperini saran özel kimyasal yapı derhal katılaşır. Yoksa yumurta katı çıkmaz.
-Aman ya Rabbim! Ne diyorsun! İnanamıyorum! Doğru mu?
Nasıl heyecanlandım. Kalbimin atışları hızlandı. Gözlerim buğulandı. İşte bir ayet daha! Bunu tesadüfün ve evrimin eseri sanan aklın, tavuk kadar kavrayışı var mı ya! Allah’ın rahmeti, ayeti ve varlık delili nasıl da kuşatmış her şeyi. Yumurtayı tavuğa eziyet etmeden çıkarıyor fakat çabucak onu koruyucu bir tabakayla sarıp sarmalıyor. Bu olayda daha birçok ayet var da, arayan müminlere!
Dışarıdaki havanın kimyasal yapısını bilmeyen, onunla sertleşecek olan yumurtanın dış çeperinin kimyasal yapısını yaratamaz. Ey inkârcı! Yazık ettin kendine. Sen kendini dahi san hala! Muhammed Bozdağ