You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İSMET ÖZEL İN SON YAZISI.. M.ŞEVKET EYGİ

İSMET ÖZEL İN SON YAZISI.. M.ŞEVKET EYGİ

((Meksikalı))
İSMET ÖZEL İN SON YAZISI.. M.ŞEVKET EYGİ
ÜSTAD İsmet Özel'in Millî Gazete'nin 4 Ağustos 2003 tarihli nüshasında yayınlanan "Bir Zamanlar Bir İsmet Özel Vardı..." başlıklı "son" yazısında şu cümle yer alıyor:
"İçinde yaşadığımız çağ İslâm'ı arayanların onu ancak kitaplarda, Müslümanları arayanların onları ancak mezarlarda bulabileceği bir çağdır."
Her akıllı ve firasetli Müslüman bu cümleyi hafızasına, silinmeyecek bir şekilde yazmalıdır. Evet İslâm kitaplarda, Müslümanlar toprak altında kalmıştır.
Eski çağlarda din iki türlü öğrenilir, anlaşılırdı. Birincisi: Kitaplardaki bilgilerden. İkincisi:İslâm'ı yaşayan, temsil eden, her haliyle, bütün kişiliğiyle insan şeklinde İslâm'lar varmış; onlara bakılarak, onlar örnek ve model alınarak...
Böyle insanlar zamanımızda da vardır elbette. Lakin sayıları nüfusa nisbetle çok azdır, istisnâ durumuna düşmüşlerdir, kaide olmaktan çıkmışlardır. Toplumun murdarlaşması dolayısıyla çoğu gizlenmiş, inzivaya çekilmiş olan bu yaşayanİslâmlara hürmetlerimi sunuyor, ellerinden öpüyorum.
Benim çocukluğumda, gençliğimde yakın tarihimizde Müslümanlara örnek olan, İslâm'ı hakkıyla yaşayan örnek zatlar mevcuttu ve topluma ışık tutuyorlar, halka rehberlik ediyorlar, kötülüklerle savaşıyorlardı.
Onların kimi din ve fıkıh âlimiydi, kimi tasavvuf ve tarikat büyüğüydü, kimi dua ehliydi, kimi "Alışverişin kendisini Allah'ın zikrinden alıkoymadığı" erlerdendi, kimi vaaz-u nasihat eder, kimi yazı yazardı.
Bazısının isimleri bilinirdi, bazısı isimsiz kahramandı.
Onların müşterek hususiyetlerini madde madde saymak isterim:
(1) Din ile ticareti, din ile parayı, din ile şahsî zenginlik elde etmeyi asla bağdaştırmazlardı.
(2) Onlar ihlâs kahramanlarıydı. İşlerinin, hizmetlerinin ücretini Allah'tan beklerler, kullardan ücret talep etmezlerdi. (Maaşlı hizmet edenler, geçimlerini zar zor karşılayan maaşlarının dışında Allah, Kur'ân, Peygamber, din, iman, Şeriat ticareti ve bezirgânlığı yapmazlardı.)
(3) Onlar dürüstlüğün timsali idiler, Kur'ân'daki 'Sana nasıl emr edildiyse öyle dosdoğru ol" âyetine canla başla uymuşlardı. Yalan söylemezler, Müslümanları ve halkı aldatmazlar, emanete asla hıyanet etmezler, verdikleri sözlerden dönmezler, dilleriyle ve elleriyle başkalarına zarar vermezlerdi.
(4) Onlar dinde reform, dinde yenilik, mezhepsizlik, telfik-i mezahib gibi bâtıl, bid'at, yanlış, çıkmaz yollara asla sapmamışlar; Kur'ân, Sünnet, icma yolundan dışarı çıkmamışlardır.
(5) Onların ahlâkları güzeldi, şahıslarında islâmî faziletleri sergilerlerdi.
(6) Onlar âbid ve zâhid idiler. İnsanın yaratılışının hikmet ve sebebinin Allah'a ibadet, itaat, kulluk olduğunu çok iyi biliyorlar ve halka örnek oluyorlardı.
(7)Onlar benlikleriyle, nefisleriyle mücadele ederek onu yenmişlerdi. İkbal, riyaset, şöhret, alkış, pohpoh istemezlerdi.
( Onlar emr-i mâruf ve nehy-i münker yaparlardı.
(9) Onlar halk yığınlarını ve gençliği şirkten, küfürden, günahtan, isyandan, azgınlıktan, bid'atten, dalâletten korumak için çalışırlardı.
(10) Onlar Kitabullahı kendi reyleriyle tefsir etmezler, din ahkamında değişiklik yapmaya cür'et etmezler, sevad-ı azam anacaddesinde yürürler ve halka bu yolu tavsiye ederlerdi.
Allah onlardan razı olsun, mekanları Cennet olsun.

Maalesef zamanımızda birtakım bozuk adamlar türemiş ve kutsal ve yüce dinimizi menfaate, servete, paraya, şahsî ihtiraslara, başkanlık elde etmeye, üne, alkışa, tek kelimeyle dünyaya âlet etmek gibi son derece çirkin bir yola sapmışlardır.
Türkiye'nin felâketi, Müslümanların perişanlığı bu kötü dinciler yüzündendir.
İster din adamı, ister aksiyon adamı, ister politika ve medya adamı olsun hiçbir Müslüman hizmetkârın dini kullanarak şahsî servet yapması, şahsî nüfuz ve ikbal sahibi olması asla kabul edilemez.
İslâm bilgeliği "Şöhret âfettir" buyuruyor. Şöhrete tâlip olanlar, zâhirde büyük görünseler de çok küçük, çok sefil adamlardır.
İslâm dini ve Şeriatı herhangi bir kimsenin hodbehod ortaya çıkarak riyâsete talip olmasını da haram kılmıştır. Talip olmayıp matlup olursa, şayet ehil değilse kabul etmesi yine haramdır.

Resûl-i Kibriya aleyhissalatü vesselâm efendimiz "Bizi aldatan bizden değildir" buyurmuşlardır.
İslâm dini, emanetlerin yani işlerin, memuriyetlerin, makam ve mevkilerin, vazifelerin ehliyetli ve liyakatli kimselere verilmesini kesin şekilde emr etmiştir. İşleri ehil olmayan yakınlarına, çoluk çocuğuna, akraba ve taallukatına, arkadaşlarına, partililere, hemşehrilerine, etrafına, avanesine dağıtan, peşkeş çekenler büyük değil küçüktür.
Dünyada her zamanda ve her mekanda hırsız, dolandırıcı, götürücü olmuştur. Dünya hiçbir zaman bu gibi haşarattan ve suçlulardan yüzde yüz arınmış bulunmaz. Ancak müşkil olan, vahim olan Türkiye gibi Müslüman bir ülkede birtakım haşaratın, eşkıyanın, uğursuzların hırsızlığı, rüşveti, soygunu, yüzde on ve daha fazla komisyonu, ihalelere fesat karıştırmayı İslâm'a hizmet perdesi altında yapmalarıdır.


Bir İslâm toplumunda en büyük alçaklık budur.

Yıllardan beri yazar ve söylerim: Türkiye'de Mukaddes ve Yüce İslâm dininin önünde tek ve son büyük bir engel kalmıştır. O da sahtekâr, yalancı, hırsız, düşük birtakım İslâmcılardır.
Bir kısım dedim. Namuslu, ihlâslı, temiz, ahlâklı, faziletli, şerefli hiçbir İslâmcıyı suçlamam mümkün değildir. İçlerinde metod ve kanaatlerini beğenmediğim ve paylaşmadığım kimseler olsa bile böyle temiz kimseler benim din kardeşimdir, kendilerine saygılarımı sunar, hürmetle ellerinden öperim.

Üstad İsmet Özel beyin "son" yazısından sonra Milliyet gazetesi kendisiyle bir röportaj yapmış ve başlığını da şöyle koymuş: "Şair İsmet Özel, İslâmcı hareketin geldiği konumu Milliyet'e anlattı: İSLÂMÎ KESİMİN ÖNCELİĞİ: ÇIKAR....."
"İslâmî kesimin önceliği: Çıkar" hükmü, yüzde yüz doğru değildir.Bütün Müslümanları, İslâm için çalışanların hepsini çıkarcı olmakla suçlamak iftira ve bühtan olur.

Bizim halkımızın yüzde doksanı bozulmuş olsa da yüzde onu temiz ve dürüst kalmıştır. Yetmiş milyonluk Türkiye'de bu yüzde on, yedi milyon eder ki, hayli büyük bir rakamdır. Finlandiya'nın bütün nüfusu beş buçuk milyondur.
Doların milyonlarıyla, doların yüz milyonlarıyla, yekûn olarak doların milyarlarıyla haram, necis, kirli, kara, pis, yakıcı şahsî servet edinenlerden ne Türkiye'ye, ne de Türkiye Müslümanlarına bir hayır gelir.

Akıllı, temiz, firasetli, hikmetliMüslümanların Peygamberi, Ashab-ı Güzini, Ehl-i Beyti, Selef-i Salihin'i, hakikî ulemâyı, kâmil mürşidleri, gavsları, kutubları örnek ve model almaları ana şarttır. Aksi takdirde Müslümanlık edebiyatı insanı kurtarmaz.
Bir yığın hırsızlık, kötülük yapacak, milyonlarca dolar kara paraya sahip olacak ve sonra zaman zaman hacca giderek geçmiş bütün günahlarını affettirecek, sildirecek... Kuş kadar aklı olan bir Müslüman böyle düşünür mü?


Müslümanların kurtulması için Selâhaddin Eyyubî,Emir Abdülkadir, İmamŞamil gibi bir kahramana ihtiyaç vardır. Kahramanını yetiştiremeyen, kahramanına sahip olmayan toplumlar batmaya mahkûmdur.
--------------------------------------------------------------------------------

Mehmet Şevket Eygi/Milli Gazete
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 04-12-2008, Saat:10:18 PM, Düzenleyen: ELİFLAMRA.
General
RE: İSMET ÖZEL İN SON YAZISI.. M.ŞEVKET EYGİ
"İçinde yaşadığımız çağ İslâm'ı arayanların onu ancak kitaplarda, Müslümanları arayanların onları ancak mezarlarda bulabileceği bir çağdır."
i.özeli anlamaya çalışmalıyız gençler olarak bende bazen çok kızıyorum ama herşeye değer fikir bazında takip etmek gerekir... ondan çok şey öğreneceğiz bundan mutmainim...
teşekkürler..:sırıtık:
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.