![[Resim: 377981_310979775592526_863372502_n.jpg]](https://scontent-a-fra.xx.fbcdn.net/hphotos-xaf1/t1.0-9/s403x403/377981_310979775592526_863372502_n.jpg)
Eğer İslam, özellikle gençler içinse mesaj yoktur. İslam bir takım kişilere bir türlü, diğerine başka türlü öğretmez. Mesajı evrenseldir. Herkese aynı eşittir. Tabi ki, istedikleri herbir fert ve gurupla orantılıdır. Ama mesajı insanlığın tümü içindir.
Allah’a Kulluğun Anlamı
Kutsal Kur’an’a göre kulluğa layık olan yalnız Allah’tır.
“Ey insanlar, sizi yaratan Rabbinize kulluk ediniz.”
(Bakara: 2/21)
Genelde, ibadet veya kulluk kelimesi Allah’ın kişiyi ona ibadet etmesini beklediği anlamına alınmıştır.
Gerçekte, Allah’ın ondan istediği ibadetler veya kulluktur, ve bu da kölelik anlamına gelir. Keza tapınma ve itaatle eş anlamlıdır.
Öyleyse, ibadetler üç unsur tarafından tayin edilir. Kulluk, tapınma ve itaat, İslam inananlarından bütün hayatlarını Allah’ın arzusuna göre düzenlemelerini ister.
Ey İnananlar Tamamen İtaat Ediniz
Bu, kişinin hayatının hiçbir kısmının Allah’a kulluktan hariç tutulmaması demektir. Hayatın her yüzü sosyal ya da kişisel, politik ya da ekonomik olsun, İslam tarafından yönetilmelidir. Kısaca, spor kulübü, idari sitem, cephe nerede olursanız olun onun kulları olarak kalmalısınız.
İslam’ın İsteği
Bununla beraber, İslam’ın bu isteği halk sınıflarına göre değişir. Örneğin bir çiftçiden istediği, zeki ve aydın bir kişiden istediğiyle aynı değildir. Aynı şekilde kuvvetli ve zayıf, fakir ve zengin, kadın ve erkek istedikleri iktidara göre değişir. Diğer bir ifadeyle, her ferde vergi, araçlar ve yeteneklerle uyumludurlar.
İslam, kuvvetliden Allah’ın emrini yerine getirmek için kuvvetini kullanmasını isterken, zayıftan bağışlayabileceği şeyi ister. Bu aydın ve zengin için de geçerlidir.
Bir milletin genç nesli onun gerçek kuvvet kaynağıdır. Fikirleri toplama ve harakete çevirmeye kadirdir. Bu nedenle gençliğimizden tüm enerjilerini İslam’ın hizmetine adamaları istenir. Kur’an’ı dikkatle çalışırsanız. Hak dinin çağrısına hemen karşılık verenlerin daima gençler olduğunu öğreneceksiniz.
Kur’an’a göre, Musa (a.s.) Allah’ın mesajını getirince, onu en coşkuyla kabul edenler gençlerdi. Yaşlılar sadece Musa’nın (a.s.) dinini kabulün avantaj ve dezavantajlarını tartmayı yeğlediler. Böyle bir hareketin doğuracağı kayıpların farkındaydılar. Geleceklerinin mahfolacağından korktular.
İslam’ın ilk tarihini çalıştıysanız. Peygamberlerin sonuncusu Rasulullah’ın (s.a.v.) çağrısına ilk cevap verenlerin Kureyş’in gençleri olduğunu bulacaksınız.
Rasulullah’ın (s.a.v.) arkadaşlarından sadece ondan daha yaşlı iki veya üç kişi vardı. Gerisi otuz yaşın altında hep gençlerdi. Bu gençler, İslam uğruna büyük zorluklara katlandılar. Dövüldüler, yuvalarından atıldılar ve ağır kayıplara uğradılar. Bütün bu sıkıntılara sebatla katlandılar ve son analizde başarılı çıktılar. Hissediyoruz ki, gençlerimiz karşılık verip başarısı için gönülden çalıştıkları takdirde aynı çağrı, Rasulullah’ın (s.a.v.) günlerinde olduğu kadar bu gün de geçerli olacaktır.
Şimdiye kadar söylendiği gibi, İslam, müslümanlardan hayatlarını Allah’ın kulluğuna adamalarını ister. Şimdi bu isteğe karşılık olarak ileri çıkmak ve mevcut beşeri hayat sistemini Allah korkusuna dayananla değiştirmek ülkenin gençlerine düşmektedir.
İslam Davetçilerine / Mevdudi —