You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İslam Düşmanlarından Örnekler 4 İslam Düşmanı Kanallar

İslam Düşmanlarından Örnekler 4 İslam Düşmanı Kanallar

Forumcu
RE: İslam Düşmanlarından Örnekler 4 İslam Düşmanı Kanallar
Maksatları dini tartışılır hale getirmek!

Bir asırdan fazla zamandır, beyni dışarıda olan organizasyonlar ile İslamiyet ters yüz edilmek, her şey tersine çevrilmek isteniyor.
Çok sinsi ve organize bir şekilde doğrular yanlış, yanlışlar doğru olarak empoze ediliyor.
Düşünebiliyor musunuz, imandan sonra İslamiyet’in en önemli emri olan namazı bile, üç vakit mi beş vakit mi diye tartışılan bir ülke haline geldik.
Tartışıldığına göre aksini savunanlar da var demektir.
Nerede ise İslamiyet’in tartışılmadık bir tarafı kalmadı.
Gayeleri yıkamasalar da, en azından, kafalara şüphe tohumu ekmek, tutmasa bile iz bırakmak.

Tartışılan konular, ekonomi, siyaset değil, dini konular.
Ekonomiyi tartışmakla insanın imanına, dinine bir zarar gelmez.
Fakat dini konuyu tartışmak böyle değil, birçoğu insanı dinden imandan eder.
Dini hassasiyet, şuur azaldığı için çok kimse bunun farkında değil.

Yıllardır, ısrarla tartışma konusu yapılarak, sinsice yönlendirilen konuların bazıları şunlar:

“İslamiyet akıl mantık dinidir.”
Hâlbuki İslamiyet vahiy dinidir; Cenab-ı Hakkın, Peygamber efendimize vahyettiği, bildirdiği bize de, Peygamber efendimizden, Eshabından ve İslam büyüklerinden nakledilerek gelen dindir.
Bunun akla, mantığa uygunluğu tartışma konusu yapılamaz.
Yapılırsa, ortaya atılan din değil, o kimsenin düşüncesi olur.

“Mezheblerin dinde yeri yoktur, mezheplere inanmayın!”
Peygambersiz bir dinin tatbiki nasıl mümkün değilse, mezhepler olmadan da dinin tam olarak, yaşanması mümkün değildir.
Zaten Peygamber efendimiz de, farklı ictihadların, mezheblerin rahmet olduğu bildirmişlerdir.
Bunun içindir ki, asırlardır bunun hiçbir zaman tartışması yapılmamış, ilmi ne kadar yüksek olursa olsun her âlim, derecesi ne olursa olsun her evliya mutlaka dört mezhebden birine tabi olmuştur.

“Dininizi fıkıh kitaplarından değil, meallerden öğrenin!”
Böyle söyleyenlere, şunu sormak lazım, anayasada, vergi ile ilgili sadece, herkes vergi vermekle mükelleftir, ifadesi var.
Sadece bu maddeye göre vergi vermek mümkün mü?
İşçi, memur, esnaf, iş adamı nasıl, ne oranda, ne zaman vergi verecek?
Vergi kanunları, yönetmelikleri, genelgeleri olmadan bu mümkün mü?
Bunun gibi, Kur’anı kerimde, namaz kılın, zekât verin emri bildirilmiş, bunu tatbik şekli, hadis-i şeriflerle ve bunların açıklaması olan fıkıh kitaplarında bildirilmiştir.
Bunlar olmazsa namaz nasıl kılınacak, zekât nasıl verilecek?
Dinin diğer bütün emirleri de böyledir?

“Kadın erkek eşittir, erkeğin üstünlüğü yoktur. Kadın toplumun her kesiminde yerini almalıdır.”
Evet, erkek kadından üstün değildir, çünkü üstünlük takvadadır, dine uymadadır.
Kadının erkeğe eşit olmadığı, naklen de ilmen de sabittir.
Anatomik, fizik, ağırlık, güç bakımından eşit olmadığı ortadadır.
Buradaki maksatları, eşitliğini öne sürerek, sözde kadının yanında görünerek, kadını sokağa çekmek; böylece aileyi sarsarak parçalamak ve manevi değerlerin sonraki nesillere geçmesine mani olmaktır.
Kadının nazik, duygusal yapısı sokak mücadelesine uygun değildir.
Onun bünyesi, ev işleri ve çocuk eğitimine yatkındır.
Cenab-ı Hak onu öyle yaratmıştır.
Başka işler için kadını zorlamak ona da cemiyete de zarar verir.

Her sene, temcid pilavı misali, Ramazan gelir oruç, zekât tartışması yapılır; Kurban Bayramı gelir, kurban tartışması yapılır; Hac mevsimi gelir, hac tartışması yapılır…
Kandil gelir, kandilin tartışması yapılır.
Bütün bunların, tesadüfen, organize olmadan yapılması mümkün mü?

Ülkemizde yaşayan dini azınlıklar, vahiy ile gelmemiş, hepsini kendileri uydurmuş dinlerini istedikleri gibi yaşarlar, kimse bunların yaptığını tartışmaz.
Çünkü bunlarla ilgili hazırlanan sinsi program yok.

Bu tartışmaların gerçek sebebini zaten kendileri söylemişler yıllar önce.
Misyonerlerin önde gelen isimlerinden Zwemer, 1930′ların başında Kudüs’te Zeytindağı’nda toplanan misyonerler kongresinde yaptığı konuşmada bakınız bu tartışmaların gerçek sebebini nasıl anlatıyor. :

“Sizin göreviniz, Müslümanların Hıristiyan yapılması değildir.
Asıl göreviniz onları dinlerini sorgular, tartışılır hale getirmektir.
Bu sağlanırsa gerisi kendiliğinden gelir.
Bizim yapmak istediğimizi kendi kendilerine yaparlar.”


Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: İslam Düşmanlarından Örnekler 4 İslam Düşmanı Kanallar
gayrimüslim fitnecilerin kurcalamasının etkisi inkar edilemez. fakat geleneğimizi ve muhafaza ettiğimiz değerlerimizi artık nasıl muhafaza ettiğimizi anlama yoluna bir düşünmemiz gerekiyor. muhafazakarlık iyi bir şey değil, hatta bir müslümanın muhafazakar, yobaz, gerici gibi tanımlamalarla övünmesi düşünülecek bir şey değil. islamlaşmak ilerlemenin bizzat kendisidir, islamiyet devrimlerin en büyüğüdür. fakat ümmet pek çok konuda zayıf kaldı, kurandan ve rasulden uzaklaşıp kurtuluşu aranmayacak yerlerde arayanlar belki de istemeyerek hak yola ihanet ettiler. islamı hala bir dava olarak görüyor isek(ki görmemiz lazım, göremiyorsak vay halimize) bu davayı sırtlanabilmiş(mücahid), çözüm üretebilen(fakih) insanlar olmamız lazımdı.
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
Forumcu
RE: İslam Düşmanlarından Örnekler 4 İslam Düşmanı Kanallar
İslam Düşmanlarının Müslümanlarla Savaşı

Allah Teâlâ’dan başka ilah olmadığına, Hazreti Muhammed (sav)’in de Allah’ın kulu ve elçisi olduğuna şehadet eden sorumluluk sahibi Müslümanlar, yaşadıkları çağda İslam’a muhalif fikir, sistem ve ideolojileri tanımak ve İslam’ın onlar hakkındaki hükmünü bilmek zorundadırlar.
Çünkü hassasiyet sahibi bir Müslümanın, batıl düşünce sahiplerini tanımadan, bu düşüncelerden kaçınması son derece zordur.

Yaşadığımız zaman içerisinde birçok Müslüman, İslam’a aykırı hareket eden ve düşmanlık besleyen sistem ve ideolojileri ve de sahiplerini iyice tanımadığı için hayatını İslam’ın emrettiği şekilde idame edememektedir.
İsteği dışında gelişen olaylara –ister istemez- müdahil olmakta, bazen de İslam’a ve Müslümanlara büyük zararlar veren toplumsal vakıalarda taraf olmaktadır.

Hassasiyet sahibi bir Müslüman böyle bir tehlikenin farkında olmalıdır.
Allah’ın ve Resulünün hükümlerinden başka hiçbir hükmü kabul etmemeli, çağında ortaya çıkan dünyevi fikir, sistem ve ideolojileri reddetmelidir.
Zira Allah’ı Rab, Hazreti Muhammed (sav)’i Resul kabul eden Müslümanlar, Allah’ın ve Resul-i Ekrem’in hükümlerinden başka hiçbir hükmü kabul etmemelidirler.
Hele ki bu hükümler Müslümanların yaşadıkları topraklar üzerinde uygulama alanı buluyorsa, Müslümanların bunun üzerinde daha fazla kafa yorması gerekmektedir.

Zamanımızdaki İslam düşmanı sistem ve ideolojiler, hassasiyet sahibi Müslümanlar şahsında tüm inananlara savaş açmış durumdadırlar.
Bu savaş bilfiil silah ve tanklarla değil, daha farklı teknolojik vasıtalarla yapılmaktadır.
Bilhassa Müslümanlara eziyet ve cefa çektirerek, vicdanları yaralayan cezalar vererek, insanların davetlerine icabet etmelerine müsaade etmeyerek/engeller çıkararak; açıklık ve fuhşiyatı yaygınlaştırarak, içki kumar ve faizi normalleştirmeye çalışarak, müzik ve futbolu hayatın ayrılmaz parçası göstererek, lanetlenmiş şeytana uymaya teşvik ederek bu savaşı yürütmektedirler.

İslam’a muhalif bütün sistem ve ideolojilerin stratejilerinde, muhakkak bahse konu ettiğimiz silahsız savaş taktikleri vuku bulmaktadır.
Yani İslam düşmanları bu yollarla Müslümanlara galebe çalmak istemektedirler.
Bu savaş taktiklerini Mekke müşrikleri de, Resul-i Ekrem Efendimize ve O’na iman eden sahabelere karşı uygulamışlardı.
Onlar da fuhşiyat ve münkeratın yaygınlaşması için mücadele etmiş, böylece insanların Allah’tan ve Resulallah’tan bihaber kalmalarını istemişlerdi.
Ama o zamanki inananların ihlâslı ve samimi mücadeleleri, Mekkeli müşriklerin bu hedeflerinde başarılı olmalarının önüne geçmişti.

Günümüz İslam düşmanları da, silahsız yöntemlere başvurarak bu stratejiyi uygulamakta ve Müslüman toplumun ahlakını bozmak için her yolu denemeye devam etmektedirler.
Kötü amaçlarla kullanıldığında menfi sonuçların zuhur etmesine sebep olan televizyonu icat ederek ve geliştirerek, televizyonlarda ahlaksız film ve diziler göstererek, Müslüman bireylerin uğraşı sonucu doğruya meyledenleri şeytanın fasit yoluna sevk ederek, cadde ve sokaklarda zamanın fitnelerinden olan kadını açık saçık gezdirerek, billboard ve tabelalarda reklam ederek (vs.) İslam’a savaş açmışlardır.

İslam düşmanlarının bu silahsız taktiklerle başlatmış oldukları savaşta; Müslüman toplumun içerisine nifak tohumları ekerek akılları karıştırma, insanları Allah Teâlâ’nın ve Habib-i Zişan’ın hükümlerine tabi olmaktan alıkoyma düşüncesi yatmaktadır.
İslam düşmanlarının, Müslümanların şahsında bütün inananlara açtıkları savaşta tamamen başarısız oldukları söylenemez.
Zira günümüzde yaşanılan toplumsal vakıalar bunun kanıtıdır.
Toplumun kalkınması için faaliyet yürüten, etkinlik düzenleyen hassasiyet sahibi kişi ve kurumlara karşı yürütülen kirli politikalar, puslu entrikalar ve vicdanları yaralayan hukuk skandallarını da örnek verebiliriz.
Benzeri örnekler elbette ki daha da çoğaltılabilir.

İslam’ı düşman belleyerek savaş açanlara karşı mücadele etmek ve silahsız savaş yöntemlerinin tehlikelerinden herkesin haberdar olması için uğraş vermek, tüm Müslümanların bilhassa da Muhammedi mevsim boyunca meydanlarda Habib-i Zişan’a olan aşk ve sevdalarını haykıran hassasiyet sahibi Peygamber Sevdalıları’nın üzerine bir borçtur.
Hassasiyet sahibi Peygamber Sevdalıları, İslam’ı düşman bilen sistem ve ideolojilere karşı mücadele etmeli, kirli ve karanlık politikalarını deşifre etmek için sürekli gayretkeş olmalıdırlar.
Unutulmamalıdır ki, yüce dinimiz İslam’ın gelişimine en büyük engel, bahse konu ettiğimiz tehlikelerin varlığını hala aramızda sürdürüyor olmasıdır
.


Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.