You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İslam'da Sakal'ın Hükmü !

İslam'da Sakal'ın Hükmü !

İslam'da Sakal'ın Hükmü !
Peygamberimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur: Bıyıklarınızı aşırı fazla kısaltınız. Sakallarınızı da olduğu gibi bırakınız.

أَحْفُوا الشَّوَارِبَ وَأَعْفُوا اللِّحَى

Derim ki: Bu Hadis, İmam Buhari’nin Sahih’inde, Abdullah bin Ömer’in r.a. rivayeti ile sabit olmuştur. İmam Muslim’in Sahih’inde ise Abdullah bin Ömer’in ve Ebu Hureyre’nin r.a. rivayetleri ile sabit olmuştur.

Hz. Aişe r.a. ise Peygamberimizden s.a.v. şöyle dediğini rivayet etmiştir: On şey fıtrattandır. Bıyıkları aşırı fazla kısaltmak. Sakalları olduğu gibi bırakmak…

Bunu İmam Muslim Sahih’inde, Tirmizi, Ebu Davud ve İbni Mace Sünen’lerinde Hz. Aişe’den r.a. rivayet etmişlerdir.

Hadis’te geçen ”Âfu el-Lihay” cümlesinin ”Sakalları olduğu gibi bırakınız” manasında olduğunu nasıl anladınız? Denilirse, deriz ki:

Şeyh Muhyiddin en-Nevevi (676.yılda vefat etmiştir), İmam Muslim’in Sahih’ini şerh ederken şöyle demiştir:

İşte bunların hepsinin manası (Sakalı uzatın Hadis’inin bütün senedlerinde geçen kelimelerin manası, sakalı) olduğu gibi bırakmaktır. Hadis’in lafızlarının delalet ettiği Hadis’in zahiri bu şekildedir. Bizim ashabımızdan olan bir grup da böyle demişlerdir. Keza başka alimler de böyle demişlerdir. (el-Minhac Şerhu Sahih Muslim bin el-Haccac. İhyaut Turas bsk. 3clt. 151.s.)

Derim ki: Görüldüğü gibi Nevevi, Hadis’in manasının sakalı olduğu gibi, hali üzere bırakılması olduğunu beyan etmiştir.

Zeynuddin el-İraki (806.yılda vefat etmiştir), Tarhut Tesrib adlı eserinde, İbni Ömer’in r.a. hadis’ini zikrettikten sonra şöyle der:

Cumhur bunu delil olarak almışlar ve doğru olanın sakalı kendi haline bırakmak olduğunu söylemişlerdir. Sakaldan hiçbir şeyin kesilmemesini söylemişlerdir. Şafii’nin ve ashabının görüşü de budur. (Tarhut Tesrib Fi Şerhit Takrib. İhyaut Turas bsk. 2.clt. 83.s.)

Derim ki: Peygamberimiz s.a.v. sakalları olduğu gibi bırakmayı emretmiştir. Bizler Peygamberimizin s.a.v. sakal hakkında bu emrinden sonra, ona muhalefet etmemiz caiz değildir.

Bazı Sahabe’lerin, veya selef ulemasının sakalın uçlarından almalarına gelince, deriz ki:

Bir: İlk önce hüccet Kuran ve Sünnet’tir.

Sahabe’ler ve Alimler ise hata edebilirler. O zaman Sahabe’lerin ve alimlerin sözleri olduğu gibi kabul edilemez. Eğer Kuran’a ve Hadis’lere uyarsa, ancak o zaman kabul edilir. Başta Sahabe’lerin kendileri olmak üzere, hiçbir Müslüman kendi hatasında diğer Müslümanların onu takip ve ittiba etmelerini doğru göremez ve görmez de.

İki: Sahabe’lerin hepsi sakallarını kısaltmıyorlardı. Sadece birkaç tane Sahabe bir tutamdan fazlasını bazen alıyorlardı.

Onların da bir tutamdan kısaltmıyorlardı.

Diğer Sahabe’lerden ise sakallarını kısalttığına dair bir rivayet mevcut değildir. Bu da gösteriyor ki diğer Sahabe’ler kısaltmıyorlardı. Çünkü kesmiyen kişi hakkında ”Bu kişi sakalını kısaltmıyordu” denmez. Çünkü asıl olan sakalı kesmemektir. Kısaltmak ise herkesin yapmadığı bir şey olduğu için, bazıları sakallarını kısaltır ise, bu durumda kısaltıyor denirdi.

Eğer denilirse ”bu hadisi rivayet edenlerin bazıları da sakallarının uçlarından alıyorlardı” , deriz ki:

Bu iddianız da batıldır.

Allah Rasulu s.a.v. şöyle buyurmuştur: Burada olan, burada olmayanlara (benim hadislerimi) ulaştırsın. Şüphe yok ki burada olan, belki kendisinden daha iyi anlayana ulaştırır. (Sahihi Buhari. Kitabul İlim. 76 numaralı rivayet.)

Derim ki: Bu gösterir ki hadisi rivayet eden kişi, belki hadisi tam manasıyla anlıyamayabilir. Ama bizler bu hadisi tam manasıyla anladıysak, bazılarının yanlış anlamasını öne sürerek, hadisin gerçek manasını gizleyemeyiz.

Hadisi olduğu gibi almak, asıl yapılması gereken şeydir. Sahabelerin ve sonrakilerin görüşü de budur.

Hz. Ali’nin sakalı o kadar gürdü ki, omuzları gözükmezdi

Sahabelerden sakalı aşırı derecede uzadığı halde kesmeyenlerden birisi de, Hz. Ali r.a.’dir. İbni Abdilber, et-Temhid adlı eserinde sahih olduğunu belirtmiştir. (et-Temhid 21.clt. 84.s. /el-Hilye Fi Îfail Lihye 18.s.) Bu gösteriyor ki sakalı anormal derece fazlaymış.

İbni Saad’ın Tabakat’ında rivayet ettiğine göre de, Hz. Ali’nin sakalı uzun idi. (Tabakat 3.clt. 17.s. / el-Hilye Fi Îfail Lihye 18.s.)

Bunlar gösteriyor ki Hz. Ali sakalını hiç kesmezdi. Günümüzde ise Hz. Ali gibi sakalını hiç kesmeyen insanları müşrikler görse, hemen en ağır sözleri ona söyleyip onu ayıplarlar!

Önemli olan: Peygamberimiz s.a.v. sakalları olduğu gibi bırakmayı emretmiş idi. Kendisinin de sakalı o kadar uzundu ki, namaz kılarken sakalları sallanıyordu, hatta sakalının sallanmasını arka saftakiler görebiliyordu. Nasıl ki İmam Buhari, bu konuda Habbab bin el-Erat’ten r.a. sakalının sallantısı ile namazda Kuran okuduğunu anladıklarınırivayet etmiştir. Bu da Peygamberimizin s.a.v. gür sakallı olduğunu, eni de boyu da çok uzun olduğunu, sakalını kısaltmadığını göstermektedir.

Peygamberin s.a.v. sakalı olduğu gibi bırakmayı bizlere emrettiğini anladıktan sonra, Allah’ın c.c. şu sözünü hatırlayalım: … Onun (Peygamberin s.a.v.) emrine aykırı davrananlar, başlarına bir bela gelmesinden veya kendilerine çok acı verici bir azap isabet etmesinden sakınsınlar. (Nur suresi. 63.ayet)

Yine Allah’ın şöyle buyurmuştur: Andolsun ki, Allah Rasulu, sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çok zikredenler için güzel bir örnektir. (Ahzab suresi. 21.ayet)

1. Not: Peygamberimizin s.a.v. sakallarını ucundan kısalttığına dair zikredilen rivayetlerin hepsi uydurma rivayetlerdir. Sened yönünden de, mana yönünden de, münker rivayetlerden başka bir şey değildir. Peygamberimiz s.a.v. ömrü boyunca sakalını kısaltmamıştır. Bizlere emrettiğini en güzel şekilde yaşayarak, ömrü boyunca sakalını olduğu gibi bırakmıştır.

Ayrıca bu uydurma rivayetler dahi, sadece sakalın uçlarını düzelttiğine dair uydurulmuştur. Yoksa sakalının çoğunu kestiğine dair uyduruk rivayet dahi yoktur. Hatta bir tutamdan daha azını kestiğine dair bile bir rivayet yoktur.

2. Not: Sakalı bir tutamdan az kısaltmak, ümmetin ittifakı ile haramdır. Hele ki kazımak, çok büyük bir günahtır. Bunda icma vardır. Peygamberimiz s.a.v. kadınlara benzeyen erkekleri lanetlemiştir. Elbette sakalı kazımak, kadınlara benzemenin ta kendisidir.

Abdullah bin Abbas, şöyle demiştir: Allah Rasulu s.a.v. erkeklerden kadınlara benzeyenleri, kadınlardan da erkeklere benzeyenleri lanetledi. (Sahihi Buhari / Süneni Ebu Davud / Camiut Tirmizi / Süneni Abdullah ed-Darimi)

En doğrusunu Allah c.c. bilir.
These are the days of our lives...
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: İslam'da Sakal'ın Hükmü !
ALLAH razı olsun güzel paylaşım...bazı pensilvanya cemaatleri sakalı sevmiyor..ben işyerinde sakalını kesmeyen işçiden belli miktarda sadakaya para attırdıklarına şahit bile oldum..ceza hükmünde Saskin
Bunu ilk beğenen sen ol.
-İKRA-
RE: İslam'da Sakal'ın Hükmü !
Teşekkürler,
Müslüman erkekler için önemli bir hatırlatma olmuş.
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: İslam'da Sakal'ın Hükmü !
ALLAH şahidimdir doğru gülücük bunu yapan şahıslar pensilvanyaya çok yakın onu ziyaretine giden hacı amca adı altında ve her sene umresine giden kişiler..
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: İslam'da Sakal'ın Hükmü !
gülücük aklımızın alamayacağı o kadar şey oluyor ki şu ahir zamanda kardeşim ...



Peygamberimizin (asm) birtakım sünnetleri vardır ki, bunlar, onun fıtrî muameleleri şeklindedir. Giyinip kuşanması, yeyip içmesi, vücudunun bakımı ve temizliği bu kabildendir. Bunların birçoğu muaşeret kaideleri sınıfına girmektedir. Mü'minler ise, bu sünnetlere uymakla hareketlerini nurlandırmış olurlar.

İşte bu fıtrî sünnetlerden bir kısmını Hz. Âişe (ra) validemiz Resul-i Ekrem Efendimiz (asm)'den şöyle rivayet etmektedir:

«On şey fıtrattandır (yaratılıştan olması gereken âdetlerdendir): bıyığı kısaltmak, sakalı bırakmak, misvak kullanmak, buruna su çekmek, tırnakları kesmek, parmak aralarını yıkamak, koltuk altını temizlemek, etek tıraşı olmak, istinca ve istibra.» (Müslim, Tahare 56; Neseî, Zinet 1)
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: İslam'da Sakal'ın Hükmü !
pensilvanya değil sadece, nurcu ya da said nursiye bağlı olduğunu söyleyenlerin ekseriyetle tuttuğu bir yol
Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir hastalıktır.(Şehid İnşaAllah Malcolm x-Malik El Şahbaz)

Sizi rahatsız etmeye geldim!
Bunu ilk beğenen sen ol.
-İKRA-
RE: İslam'da Sakal'ın Hükmü !
Nurcuların çoğunun Said-i Nursi'ye uyduğu anlaşılıyor.Yalnız
Said Nursi bir mektubunda, neden sakal bırakmadığı hususunda,
şöyle söylüyor:
''Bu yirmi senedir bana resmi hücumlarda bazı arkadaşlarımın sakallarını kestirmeleriyle, benim sakal bırakmadığım, bir hikmet, bir inâyet-i İlahiye olduğunu ispat etti. Eğer sakal olsaydı, tıraş edilseydi, Risale-i Nur'a büyük bir zarardı. Çünkü ölecektim, dayanamayacaktım.
Bazı âlimler, "Sakalı tıraş etmek câiz değildir" demişler. Bundan maksatları, sakalı bıraktıktan sonra tıraş etmek haramdır, demektir. Yoksa hiç bırakmayan, bir sünneti terk etmiş olur. Fakat bu zamanda, dehşetli pek çok büyük günahlardan çekinmek için, bu sünneti terketmeye karşılık, Risale-i Nur'un irşâdıyla, yirmi sene tek başına hapis hayatı gibi işkenceli bir hayat geçirdik, inşâallah o sünnetin terkine bir kefârettir.''

Galiba Pensilvanya'daki zat da onu örnek aldı.
Yalnız şartları müsait, niye bu sünneti terk ediyor, anlamış değilim.
Yoksa demokratik görünüme engel mi?
Fakat çok ibretlik bir durum, hizmet için takiyyeye demekki bir yere kadar izin veriliyor. sonra tokat yiyebilir insan!
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.