You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İSLÂM YAŞAMAK İÇİN GELMİŞTİR

İSLÂM YAŞAMAK İÇİN GELMİŞTİR

Üye
İSLÂM YAŞAMAK İÇİN GELMİŞTİR
İSLÂM YAŞAMAK İÇİN GELMİŞTİR
Bismillâhirrahmânirrahîm
İnsanın bilmediği bir dini, tanımadığı bir nizamı yaşaması, gereklerini yerine getirmesi
ve yaşatması elbette mümkün değildir. Bunun için ilk öne insanın inancının gereklerini bilmesi,
bilerek kabul etmesi gerekir. Gerçek durumunun ne olduğunu bilmediği, ancak belli sloganların
gölgesine sığındığı zaman, her an fikir değiştirme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Şanı Yüce Rabbimizin, sevgili dostu Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e seslendiğinde
ilk emir olarak “OKU” demesi oldukça önemlidir. İslâm’ı tahsil etmeyi öğrenmeyi, bu dinin
temel ilke ve prensiplerini okuyarak öğrenmemiz gerektiğini anlatmış olmakla birlikte, kainat
üzerindeki Allah (c.c.)’ın âyetlerini ve insanın yaratılışını düşünerek tefekkür etme şeklinde
daha kapsamlı bir anlam vermek gerekir.
Yine Rabbimizin kaleme yemin etmesi ve birkaç yerde kalemden bahsetmesi ilme
verdiği önemden kaynaklanır. İslâm, şüphesiz ki öğrendikten sonra bu dini yaşamayı emreder.
Evet yaşamalıdır. Çünkü yaşanmayan İslâm’ın, okunan fakat yaşanmayan Kur'an’ın, hacıya,
hocaya, hafıza, öğretmene ve öğrenciye sağladığı hiçbir fayda yoktur. İslâm bir hayat
nizamıdır, onu mutlaka hayata yansıtmalıdır. Onun yeri hayatın kendisi ve özüdür.
Hayatın içinden uzaklaştırılan İslâm özelliğini kaybeder. Çünkü layık olduğu yerden
uzaklaştırılmıştır. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) buyuruyor: “Alim, ilmiyle amel edendir.” Bu sözden
anlaşılan da oldukça açıktır. Amel edilmeyen, yaşanmayan ilim, sahibini alim yapmaz.
Amelsiz ilim bereketsiz olur, sadece kelimelerde kalır, topluma da hiçbir etkisi olmaz. Ayrıca
da sahibine yük olur, büyük sorumluluk getirir.
Şanı Yüce Rabbimiz bir âyet-i celilede bu konu ile ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
“Kendilerine Tevrat gönderildiği halde, onun gereğini yapmayanların durumu, sırtına kitap
yüklenmiş merkebin durumu gibidir.” (Cuma:57). Burada zikredilen Tevrat ise de, aslında bütün
inen kitapları anlamak gerekir. Yani Kur'an’ı öğrendiği halde hükmüyle amel etmeyen, ilke ve
prensiplerine uymayanlar elbette kitap yüklü merkepler gibidirler. Kur'an’ın beyanı açık.
Bunun içindir ki, ilk önce öğrendiklerimizi kendi bünyemize sindirmek, hayatımızı
ona göre tanzim etmek zorundayız. Kendisini ihmal eden, iç dünyalarında bu büyük değişimi
gerçekleştiremeyenler, kimseye faydalı olamazlar. Bu konuyla ilgili olarak Rabbimiz şöyle
buyuruyor: “Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltmeye bakın. Siz doğru yolda oldukça
sapmış olanlar size zarar veremez. Tümünüzün dönüşü Allah’adır. O, size neler yapmakta
olduğunuzu haber verecektir.” (Maide:105). Öğrendiklerimizi yaşayarak, ilk önce değişime
kendimizden başlamalıyız. Bundan sonra tebliğ aşaması gelir.
Kişinin İslâm’ı öğrenmesi, yaşaması yani bildikleri ile amel etmesi kendisini
sorumluluktan kurtarmaz. Öğrendiklerini öğretmeli, İslâm’ı diğer insanlara taşımalı,
inananların çoğalması için gayret göstermesi lazımdır. ‘Bir tek insanın imanının
kurtarılması, şüphesiz ki dünya ve içindekilerden hayırlıdır.’ Bizler bu suretle davetçi
özelliğini kazanmalı ve bu özelliği korumalıyız. Kendimizi her hususta çok iyi şekilde
yetiştirmeli, yaşantımız ile etrafa güven vermeliyiz. Her türlü meşrû yolları kullanarak
insanları sözlerimizle ve fiiliyatımızla İslâm’a davet etmeliyiz. Düşüncelerimiz ve yaşayışımızla
bir çelişki olmadan insanlara yaklaşmalıyız. Davetin en belirgin tesiri, edebimiz,
ahlâkımız, muamelemiz ve yaşantımızla olur. İslâm’sız bir hayatın fitne olabileceğini de yine
Kur'an bizlere haber vermektedir: “Ya Rabbi! Kafirler üzerine bizlere bir fitne kılma”
beyanıyla dikkatimizi çekmektedir. Yani kötü örnek olma durumunda, İslâm’ın anlaşılmasına
engel olacağımız vurgulanıyor.
2
Günümüzde İslâm denince hemen akla sorunlar, çelişkiler geliyorsa, şüphesiz bunun
sebebi asla İslâm değil, biz Müslümanlarız. Tabii ki bu halimizle de İslâm düşmanlarına İslâm’a
saldırmaları için fırsat vermiş oluyoruz. Eğer biz, İslâm’ın bir üstün değerler sistemi olduğunu
Müslüman olmayanlara anlatmak istiyorsak, onlara her şeyden önce bizim, İslâm’ı teslim
etmediğimizi ve bu halimizle de edemeyeceğimizi belirtmek durumunda ve zorundayız.
Bu konuda, büyük şair M. Akif Ersoy ızdırabını şöyle dile getiriyor: “Eğer gerçek
İslâm’dan kasıt Kur'an ise, itiraf edelim ki; ortada İslâm diye bir şey yoktur. Zira Kur'an
sanki göklere kaldırılmış ve yeryüzündeki İslâm’ın onunla hiçbir ilgisi kalmamıştır.”
Şunu kesinlikle bilmeliyiz ki İslâm, ne bugünkü Müslümanların tavır ve yaşayışları, ne
İslâm tarihinin şu yada bu dönemi, ne de İslâm adına kaleme alınan şu yada bu kitabın
anlattıklarıdır. İslâm tek kelime ile Kur'an ve sünnettir.
Yüce Kur'an inanan insanları, İslâm’ı tebliğ ve İslâm’a davet konusunda sorumlu tutar.
İyiliği emir ve kötülüğü nehiy, Rabbimizin bizlere Kur'an vasıtasıyla bildirdiği emir ve
talimatıdır. Nitekim Kur'an-ı Kerim’de şöyle buyurulur: “Sizden öyle bir cemâat
bulunmalıdır ki, (onlar halkı) hayra çağırsınlar, iyiliği emretsinler, kötülükten vazgeçirmeye
çalışsınlar. İşte onlar muradına erenlerin tâ kendileridir.” (Âl-i İmran:104).
“Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten
vazgeçirmeye çalışırsınız.” (Âl-i İmran:110). “İndirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti, kitapta
insanlara açıkladıktan sonra gizleyenler var ya, işte onlara hem Allah lanet eder hem de
bütün lanet ediciler lanet eder.” (Bakara:159).
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de bir çok hadis-i şeriflerinde bu konu ile ilgili olarak
tavsiyelerde bulunmuştur: “Sizden biriniz, herhangi bir kötülüğü görürse onu eliyle
değiştirsin. Eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle değiştirsin. Ona da gücü yetmiyorsa kalbiyle
buğz etsin kin duysun. Bu ise imanın en zayıf derecesidir. Bunun ötesinde hardal tanesi
kadar bile imanı yoktur.” (Müslim).
Mü'minlerin davetçilik özelliğine dikkat çeken Hz. Peygamber (s.a.v.), uyarıcı olan bir
hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır: “Yüce Allah (c.c.) ise der ki: Bana duâ etmeden önce iyiliği
emredin, kötülü yasaklayın. Aksi takdirde duâ edersiniz, fakat duânızı kabul etmem.” (Müsned).
Allah resûlünün (s.a.v.) dostlarından büyük sahabi Hz. Ebû’d-Derdâ (r.a.) ise şöyle der: “Yemin
ederim! Ya siz iyiliği emredip kötülükten sakındırırsınız veya Cenab-ı Hak (c.c.) sizin şerlilerinizi
size musallat kılacaktır. Bu olduktan sonra sizin hayırlılarınız duâ edecekler, fakat duâları kabul
edilmeyecektir. Veya çağıracaklar, dinledikleri halde sözlerine cevap verilmeyecektir.”
O halde lütfen, Allah’ımızın aşkına, öğrenin İslâmî değerlerinizi, iyi tanıyın.
Öğrendiklerinizle mutlaka amel edin. Hayatınız ile yaşayın, İslâm olun. Kur'an’ın ortaya
koyduğu ilkeleri hayat prensibi yapın. Yaşayan, canlı ve diri Kur'an olun. Hayatınızda Kur'an
ilkeleri okunsun. Yaşamınızdaki güzellikler İslâm’ın mesajı olsun. Bütün bir sosyal hayatınız
İslâm’ın tebliği olsun. Adınız anıldığında herkesin güvenebileceği, inanabileceği biri olarak
kabul edilesiniz. İslâm’ı tebliğ vazifesini gereği gibi yerine getirin. Bu kutsal ve ulvî değerleri
başkalarına taşıyın. Başkalarının karanlıklardan aydınlığa çıkması, İslâm’ın yüceliğini
görmesi, hususunda yardımcı olun. İslâmî tebliğin, hele şu ortamda, bunu yapabilecek bir
kurum ve kuruluş yokken üzerinize farz olduğu bilinciyle hareket edin. Gittiğiniz yerlere
İslâmî değerleri mutlaka taşıyın. Yaşantınız ve sözleriniz ile mutlaka inkarcılara ve küfre,
adalet-sizliğe ve ahlâksızlığa karşı mücadele edin.
Son olarak şunu asla unutmayınız ki, eğer etrafınızdaki insanları düşünce ve yaşantı
olarak etkilemez, yönlendirmezseniz, etraf sizi etkileyecek ve yönlendirecektir.
Velhamdü lillahi Rabbil Âlemin.

ALINTI DEĞİLDİR
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.