Forum Gündemi:

Konu Başlığı : İNSANLIĞIN ÖZ-ELEŞTİRİSİ...

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 279 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : çakyamuni
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
Profesör
*
5,085
mesajlar
2,271
konular
1,334
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
08-10-2021, Saat:08:17 AM
Lütfen insaflı ve izanlı olalım, bugüne kadar egemenliğini sürdürmüş ve sürekli de pekiştirmiş kapitalist düzeninin yeni baştan biçimlendirdiği hangi olgu ihtiyaçlarımıza cevap verebilmiştir? Ki, zaten taammüden cevap veremez hale getirilmemiş midir? Yani tüm olguları çürütmüş, çökertmiş ve olguları kendi bakış açısına ve yaşam tarzına uygun olarak yeniden tanımlamıştır ve bu tanımlama doğrultusuna anlamlandırmış ve bireyin, toplumun, siyasetin damarlarına zerk etmiştir. Nihayet kendi kurumlarını ihdas ederek, kendi insanını üreterek, istediği düzeni ikame etmiştir. Artık her şeyin insicamı bu sessiz vuruşla peyderpey nakzolunmuştur. Din, devlet, vatan, millet olgularına kapitalist algıya göre yeniden içerik yüklenmemiş midir? Yaln mıdır bu? Bugün bu olguların mevcut mahiyetleri mucübince olaylaşmalarından kimler kazanmaktadır? İnsanlığa ait bu olgular insanlığa mı yoksa kapitalist mihraklara mı hizmet evrmektedir? Mesela hep birkaç soru zihnimde yuva yapmış kıymık gibi batıp duruyor ve sor deyip duruyor içimde bir şey; şöyle ki, hırsızlığın dinen hükmü nedir ve din bugüne kadar bize ne vermiştir? Gerçekten merak ettiğim için soruyorum. Şimdi bizler insicamı olmayan hayatların başıbozuk insanları olarak fırtınaya tutulmuş yaprak gibi savruluyoruz çöle döndürülmüş halk toprağında, soframız da bizim hükmümüz ilga edilmiştir. Yemeğimizin yüzde doksan dokuzu çalınmıştır, bize kala kala kurmu bir ekmek parçası kalmıştır, bakınız ekmekte değil münhasıran parçası. Yani insançocuklarının böylesi bir kahpe düzen içerisinde, insanca kalabileceklerine inanıyor olabilmelerine gerçekten inanmak mümkün değildir. Çünkü bu düzen zaten insanın düşmanıdır ve insansızlaştırmanın sistemleştirilmiş rejimidir. İnsan üretemez ama insanı en iyi tüketebilen yegâne rejimdir. Bir de tükenmekten hazzeden bir insanlık varsa düzenin çarklarına gönüllü şekilde atılan, tamamdır. Biz bu düzene iyice alışmışız, en büyük felaketimiz, belamız bu alışkanlığımızdır. Çünkü alışkanlıklarımızdan sıyrılıp çıkamıyoruz bir türlü. Kahrolasıca alışkanlıklar nasıl alışkanlıklarsa ciğerlerimizi afyonlamış bizim. Haddizatında bir bütün olarak her şeyimizle afyonlanmış insançocuklarıyız. Sarsıcı bir içsel devrime muhtacız, akabinde de kısa bir süreliğine acımasız bir toplumsal devrime, elbette taşlar yerine oturunca merhamet tebeyyün edecektir!
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.

CUMHURİYET-DEVRİM...
Çevrimdışı
Profesör
*
5,085
mesajlar
2,271
konular
1,334
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
09-10-2021, Saat:09:39 AM
Her soruyu sormak ve her şeyi, herkesi sorgulamak şiarımız olmalı ve eleştirmekten de imtina etmemeliyiz. Aklı, bilimi ve vicdanı ıskalamamalıyız. Tabumuz olmamalı. Takım tutar gibi parti tutmamalıyız hatta manyakça, ahmakça, öküz gibi takım da tutmamalıyız. Niye böyle yaparız ki, bizi mallaştırdığını bile bile? Üstelik milyonlarla top oynar gibi oynayan, lüks ve şatafat içerisinde dem süren top kafalılar size ne veriyor, size yaptıkları tek iyilik var mı, her şeyin daha güzel olması ve adil, eşit bir dünya yaratılması için yaptıkları tek şey var mı? Bizde gerçekten mallık var ya. Bize köpek muamelesi yapıyor bir şey ama bizim o şeye karşı beslediğimiz duygu, bize köpek gibi davranılmasına eyvallah ettiriyor. Bu nasıl bir ruh halidir Tanrı aşkına? Hiç mi onurumuz, şerefimiz, haysiyetimiz yok bizim, niçin böylesi bir muameleye maruz kalıyoruz ve üstüne bir de bunu kanıksıyoruz ve tolere ediyoruz? Taassuba mahkûm olmamalıyız. Kör inançlı ve kör itaatli olmamalıyız. Kendi alışkanlıklarımızın ve algılarımızın sekteri olmamalıyız. Bizatihi hissettiğimiz halde? Aklımızı kullanmaya ve kendi aklımızla düşünmeye cesaret etmeliyiz. Bilimsel düşünme metodolojisini sarf-ı nazar eylememeliyiz.  Behemehâl yapmalıyız bunu. Bilakis, doğrulara ulaşmanın, en iyi yolu bulmanın, çareler üretmenin, eski alışkanlıkları terk etmenin, eski kalıpları kırmanın, önyargının gücüne direnmenin, eski zihniyeti geride bırakmanın ve nihayetinde yenidünyaya kalpten ve bilinçli bir merhaba demenin başka yolu yoktur. Zira bazı olgulardan da her zaman korkarız böyle olunca. Oysa olgulardan korkmaya gerek yoktur, cesaretle ve inatla onları tetkik, tahkik, tahlil etmelidir ve diğer olgularla senkronlu düşünülmelidir üzerlerinde. Bizim aradığımız, bizim için en iyi olandır, derdimize çare olacak ve bulacak olandır. Bizlerin kendi hayatlarımızı yaşamamızın yolunu açacak olandır. Niye göz göre göre veda edelim güzelliklere, kendimize, aydınlık yarınlara? Yanlışı terk etmek bu kadar mı zor, gereğini yapmak bu kadar mı ağır? Her şey kendimiz için, yarınlarımız için, özgür bir insan olmak ve özgür bir dünya yaratmak için. Niçin değiştirme gücümüzü kullanmıyoruz, mal mıyız biz, niçin korkuyoruz değişmekten ve değiştirmekten, oysa değişsen ve değiştirsen belki de daha onurlu bir yaşama kavuşacaksın, böyle onursuzca yaşamak daha mı iyi geliyor, niye değişmeyi ve değiştirmeyi denemiyorsun? Sana ne zararı olacak, korkması gerekenler korksunlar böylesi bir şeyden, eylemden. Senin kaybedeceğin bir şey yok ki, kaybedecekler düşünsünler, düşünmek istemiyorlarsa insan olsunlar. Hem değişim kazandırır, kaybettirmez ki sana.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.

CUMHURİYET-DEVRİM...
Çevrimdışı
Profesör
*
5,085
mesajlar
2,271
konular
1,334
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
10-10-2021, Saat:08:07 AM
Ya Tanrı doğru sizler yanlışsınız ya sizler doğrusunuz Tanrı yanlış! Ama elbette ki sizler yanlışsınız Tanrı doğru. Çünkü yaptığınız tek bir doğru iş yok ey insançocukları, bahusus politik düzenbazlar ve dahi aydınımsılar, âlimimsiler, yazarımsılar vb. Geçelim! Hepsinizin kirli ve karanlık, kalınlaşmış, kızarmaktan behresi olmayan suratlarınıza tüküreyim, gerçekten dürüst ve namuslu değilsiniz. Olguların ve olayların en dip derinliğine insek ve çözümleme yapsak şerefim ve namusun üzerine yemin ederim hepiniz hain çıkarsınız, ki, olmadığınıza hüccet var mı? Bugün şu hayata bakın lütfen; istenilen yüceltiliyor, istenilen alçaltılıyor, bazen en yüce en alçak ve en alçak en yüce olarak sunulabiliyor, en yeteneksiz zirvelere tırmanıyor da, en yetenekli çamurun içinde debelenip duruyor. Kim sitemin köpekliğini en iyi şekilde yapacaksa ona yol veriliyor. Bana namuslu ve dürüst bir insanın tek bir dostunu gösterebilir misiniz şu topraklarda? Asla ve kata bunu yapamazsınız ama namussuz ve sahtekâr olanların binlerce dostu vardır, yalakası vardır, köpeği vardır. Bana okumuş, onurlu ama ekonomik olarak güçsüz bir insanın karşısında ayağa kalkan tek bir belediye başkanı gösterebilir misiniz? Ya ensesi kalın, kasası dolu, pezevenk bir kompradorun karşısında ayağa kalkmayan bir belediye başkanı gösterebilir misiniz? Gerçekler ağır mı geliyor, kusura bakmayalım gerçekleri tüm ağırlığıyla cılız yüreklerin üzerine koyacağız ve ezeceğiz o kirlenmiş, kararmış yürekleri. Nice kabiliyetin önü kesiliyor, başarıya giden yolu türlü barikatlarla tıkanıyor. Böyle değil mi lütfen? Şerefli ve namuslu olarak cevap verelim. Şu köşeleri tutmuş insanlara bir bakın, şu politik şarlatanlara bir bakın. Onlar hangi mümeyyiz vasıflarıyla, hangi yaratıcı yetileriyle, hangi alamet-i farikaları olmuş yetenekleriyle oralara yükselmişlerdir? Onların bu hayata kattıkları tek bir artı değer var mıdır ve gösterilebilir mi? Bugüne kadar taş üstüne taş koydukları vaki midir? Bugüne kadar halk tarlasına çıkıp, insanlık sofrasına oturup tek doğru söz etmişler midir? Hayır, onların yolunu açan, onları yukarılara çıkaran bizatihi mevcut kapitalist düzenin ta kendisidir. Ama nice yetenekle dolu bu toprağın nice çocukları yerlerinde saymaktadırlar ve tek başlarına bırakıldıkları girdaplar içerisinde dolanıp durmaktadırlar. Din bile bugün kime hizmet etmektedir, devlet kimin devletidir? Bugün din maalesef şeksiz şüphesiz bir afyon derekesine indirgenmiştir, din adeta bir rant aracıdır ve zenginleşmenin yolunu açmaktadır. Dinle afyonlanmış bir insanı bir ömür sömürebileceğiniz bir duruma düşürebilmeniz çok kolaydır. Devlet, kompradorların muhafızı konumuna irca edilmiştir ve mazlumların tepelerinde duran sopadan farkı olmayan bir görüntü vermektedir. Yaratılan kültürün taşıyıcılığını yapabilecek olanların önleri açılmaktadır, yürüdükleri yollardaki dikenler temizlenmektedir. Ama gerçek insanların ise önlerine setler çekilmekte, barikatlar kurulmaktadır, onlar kımıldayamaz durumda bırakılmaktadırlar. İşte insanlığın sürgit uyku modunda kalmasının en büyük amillerinden birisi de, belki de görmediğimiz kör noktalarda saklı duran, bu yol ve yöntemdir. Çünkü onun elinden tutup kaldıracak, ona doğruları gösterecek tek bir hücre yoktur maalesef yaşadığımız dünyada, gerek yapısal anlamda, gerek kişisel bağlamda, gerekse büyük yasalar ekseninde.
 
EKSTRA:
 
GAZETECİ diye bilinen FEHMİ KORU konuşmuş dediler, açtım baktım izledim biraz, git dedim ya git, bu adam boş boş konuşuyor, tamamen saçmalamış, bir şey var gibi tüm sitelerde haber yapmış. Keza SİYASETÇİ olarak bildiğimiz MEHMET METİNER de aynı şekilde. Bi de BELEDİYE BAŞKANI olarak bildiğimiz MELİH GÖKÇEK ile ilgili bir sürü şey söylemeye başlamışlar sanki, hepsi yalan, hepsi iftiradır dedim. Boş şeyler tüm bunların hepsi de ama dikkatte çekiyorlar illa ki, insanız ya merak ediyoruz işte neymiş ne değilmiş diye.
 
İslamiForum.Net sitemizdeki linkleri görebilmek için sitemize buraya tıklayıp üye olmanız veya giriş yapmanız gerekiyor.
Sitemize üyelikler ücretsizdir!
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.

CUMHURİYET-DEVRİM...
Çevrimdışı
Profesör
*
5,085
mesajlar
2,271
konular
1,334
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
11-10-2021, Saat:07:04 AM
Bugün piyasada görünür olan, zahirde etkili olan ve kendini bir şey zanneden herkesin yaptığı ve becermeye çalıştığı yegâne şey demagojiden başka bir şey değildir. İnsanlığı aldatmak, avutmak, uyutmak için ellerinden geleni yapıyorlar politikacı, aydınımsı, âlimimsi demagoglar. Yazılı medyalardan asparagaslar akmaktadır halk tarlasına, görsel medyalardan da demagojilerle halk yönlendirilmeye çalışılmaktadır. Böylesi bir durumda da hakikati görmek büyük maharet istemektedir. Ki, hakikati açık etmekte yürek istemektedir. Tabi biz istedikten sonra illaki hakikati fark ederiz, anlarız ama bizde de istek yok yani suçu münhasıran başkalarına hamletmekte adil değil. Keza özgürlük alanımızla mütenasip olarak hakikati açıkta edebiliriz ama hiçbir şeyde samimi ve dürüst değiliz ki bunda olalım. Nicelik niteliğin önüne geçmiştir. Nepotizm altruizmi alt etmiştir. Her şey bölük pörçük, darmadağınık, perişan bir haldedir. Netameli bir algı operasyonu çekilmektedir halka matuf olarak. Doğrular yanlış olarak, yanlışlar doğru olarak sunulmaktadır ama emin olun bu çok bilinçli bir şekilde yapılmaktadır, en az elli yıllık bir planın ön aşamalarından başka bir şey değildir. Göz göre göre, bile isteye hakikat yalan ile örtülmektedir, yalanın perdesini sıyırmak isteyense acımasızca tecziye edilmektedir. Hadi buyurun namusluca, şereflice, onurluca doğru budur, hakikat budur deyin bakalım ne olacak, iki dakika içinde kendinizi prangalanmış olarak kapkaranlık kodeste bulursunuz. Tabi büyük güçleriniz yoksa yahut büyük güçleriniz olsa bile birilerine eyvallah etmiyorsanız. Haddizatında tüm bu olan bitenler muvacehesinde halk naçar durumdadır desek değildir, çünkü belki büyük mikyasta hür değildir ama küçük mikyasta kısmi hürriyeti de mevcuttur. Çendan istediğini izlemekte, okumakta ya da hepsini birlikte izlemekte ve okumakta ve en doğrusunda karar kılmakta hürdür. Yani buna da mı mecali yoktur, cesareti bulunmamaktadır? Ama öyledir maalesef işte. Velâkin kendini kendisinden başkasının görmediği bir alanda da hür olmadığını iddia etmek riyakârlıktan ve müptezellikten başka bir şey değildir. Böylesi bir şey, kötülüklere bahane bulmaya çalışmaktan öteye geçmez. Filhakika bizim durumuz da birazda bundan ibarettir. Kendi ellerimizle işliyoruz kötülükleri, sonrada şikâyetçi oluyoruz, başka ne yapabiliriz diyoruz. Kötülüğümüzü, yanlışımızı, başkaları tavassutu ile maskelemeye, masumlaştırmaya çalışıyoruz. Bizler gerçekten tiksindirici bir ahlaksızlığın bataklığında çırpınıyoruz. Her şeyden şekva ediyoruz ama bir dakikalık özgürlüğümüzü de namusluca, şereflice, onurluca değerlendirmiyoruz. Oysa her şey kendi ellerimizle yaptıklarımızın neticesi değil midir? Yani kaderimiz ellerimize değil midir? O zaman çiz kendi kaderini sahtekâr insançocğu, birazcık dürüst ve şerefli ol. İt gibi yaşamakta kendi elinde, insan gibi yaşamakta! Hangisine layıksan öyle yaşarsın ama o yaşamı kendin çağırırsın yani layığını kendi ellerinle bulursun.
 
EKSTRA:
 
Bi tiple karşılaştım geçende, şöyle biraz sıkıntılı bi yola girdik, gerçekten sıkıntılı yani ama korkacakta bi şey yok, birazcık cesaret ve teennili olmak kifayet edecek ama tutturdu biz bu yolu gidemeyiz, bak şöyle yapalım böyle yapalım demeye başladı, yoksa kanımız akar diye tutturdu. Dedim ki, ulan it oğlu it, kansız it, soysuz it, içtiği sütü bozuk olan it, yüzüne domuz derisi giydirilmiş alçak çakal, şereften, namustan, onurdan, karakterden, kişilikten, hatta ve hatta zaten en baştan insanlıktan yoksun pislik çukuru niye biraz dürüst olamıyorsun dedim, öyle olsun istiyorsun ama söyleyemiyorsun demi dedim yoksa hiçbir şey olacağı yok, su akacak yolunu bulacak dedim, çok bozuldu kansız, soysuz, sütü bozuk pislik çukuru. Umursamadım tabi ne düşünürse düşünsün dedim kendi kendime kendisine dediklerim hakkında, zaten ne olduğunu kendisi de biliyordu, sustu. Çünkü insan değildi, insan derisi giydirilmiş bir yaratıktı, bu yüzden insanın etkilenebileceği şeylerden etkilenmiyordu. Yüzüne tükürdüm hatta içimde ne varsa kustum ama aldırmadı.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.

CUMHURİYET-DEVRİM...
Çevrimdışı
Profesör
*
5,085
mesajlar
2,271
konular
1,334
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
12-10-2021, Saat:08:26 AM
Bakınız bugün piyasada zımnen kotarılmaya çalışılan şeyler vardır ve bu şeyler en azından elli yıllık bir planın izdüşümleridir. Bunu devlette mi görmemektedir ya da görmeyi mi istememektedir? Birilerinin sicili pek parlak olmadığı için sözleri itibar görmüyor ama birileri de kolayca yer bulabildiği için bir yerlerde ve laflarını da ağızlarına geldiği gibi boşalttıkları için istedikleri gibi algı yaratıp yönlendirme yapabiliyorlar. Sorup sorgulama cesareti gösteremeyen garip halkta önüne atılan yeme uzanıyor ve ağa takılıyor tıpkı bir balık gibi. Yoksa aklın ve havsalanın almayacağı işler yapılmaktadır. Ağaç lanetleniyor ama o ağacın meyvelerine de göz dikiliyor. O meyveler o ağaçta dururlarsa ağaç zehirli oluyor ama o meyveler bizim kasamıza konulursa zehir falan kalmıyor. Haddizatında biz ağacı göz göre göre topraklarımızdan söküp atmak istiyoruz ama sonra da diyoruz ki nasıl olurda köklerinden kopupta köksüz diyarlarda varolmak istersin? Bakınız zımnen zihinleri biçimlendiriyoruz ve yeni zihinler inşa ediyoruz. Biz fark etmeyebiliriz ama istenmedik yönde şekillenebilir zihinler ve bir gün bakarsınız artık isteseniz de elinizden bir şeyin gelmeyeceği bir durum tezahür edebilir. Hayır, ortak akıl ve vicdan diye bir şey var. O ortak akılı ve vicdanı buluşturabilecek ve gerekiyorsa hesap sorabilecek bir devlet var, o zaman niye böyle oluyor? Oturur konuşursun kardeşim, karşılıklı hesaplaşma yapılır, böyle gidilemeyeceğini, artık bir yolun yordamın olması gerektiğini, gelecek için bugün yapılanların büyük ve netameli tehditler, tehlikeler oluşturabileceğini söylersin. Yani benim olursa iyisin ama başkasının olursan hainsin, şerefsizsin diye bir şeyin hangi yasada, hangi vicdanda, hangi akılda, hangi adalette yeri vardır? İlle kavga mı etmek gerekiyor, niçin oturulup konuşulmuyor ve uyarılması icap ediyorsa uyarılmıyor? Her şeye göz kapa, uyarma, üstüne her şeyi ver ama tut lanetle. Akıl, vicdan, insaf, izan lütfen. Lütfen geleceğimizi kendi ellerimizle tehlikeye atmayalım! Bugün yapılanların yarınlarda nasıl algılanacağını, anlaşılacağını, hissedileceğini, toprak altında ki iz bırakmadan ve ses çıkarmadan dolaşanları düşünelim lütfen. Aklıselim diye bir şey vardı hani! Gerçekten bu toplumu anlayamıyorum, çok cahil çok, yemin ediyorum çok cahil. Ya kendi alın terinin, kanının, yaşının, emeğinin ürünün nasıl, ne şekilde, nerelere harcandığının hesabını sormayan bir topluma ne demeli? Ya senin olan senin için değil, zevk, sefa, keyif için göz göre göre israf ediliyor ya israf ve sen susuyorsun. Şöyle bir şey sorayım; ya diyelim ki toprağın var, o toprak üstünde oturacak evin var ve sen gidiyorsun hiçbir işe yaramayacak ama seni bitirecek bir ev daha yapıyorsun ve o ev bitevi senden alıyor, seni peyderpey tüketiyor, şimdi sana zerre faydası olmayacak ama sonsuz zararı olacak hatta başkalarına da sonsuz zararlar verecek o evi niçin yaptın diye sormayana ne dersin? Yani daha bunu bile beceremiyor, başka şeyleri nasıl anlasın da tepki versin ve gereğini yapsın? Eee hayatı okumazsan, görmezsen, bilmezsen, anlamazsan sürüm sürüm sürünürsün, insan gibi değil hayvan gibi yaşamaya mahkûm olursun.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.

CUMHURİYET-DEVRİM...
Çevrimdışı
Profesör
*
5,085
mesajlar
2,271
konular
1,334
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
13-10-2021, Saat:07:00 AM
İnsanlığa bakıyorum bir, bir dünyaya bakıyorum. Sanki hiçbir şey yokmuş gibi, olmamış, olmuyormuş gibi, her şey doğal seyrinde akıp gidiyormuş gibi, her şey de fevkalade bir insicam varmış gibi, hiç istifimizi bozmadan yaşayıp gidiyoruz, bu hal üzre var olmaya çalışıyoruz. Bizler gerçekten ne yapmaya çalışıyoruz, böyle mi var olmaya çalışıyoruz, böylesi bir varoluşun sonu nereye varır? Ya nasıl olur da gerçekten öylece donup kalmış gibi suskuya mahkûm olarak yaşayabiliriz? Hiçbir takatimiz, mecalimiz, isteğimiz kalmadı mı bir şeyler yapmak, bir şeyler söylemek için? Bunca şey olurken nasıl rahat olabiliyoruz, nasılda münhasıran kendimize odaklanabiliyoruz ve kendimizin zevkimizin peşinden koşabiliyoruz? Nasıl kanıksayabiliyoruz gerçekten olan bitenleri? Bunun adına yaşamak mı diyoruz? Susarak, eyvallah ederek, gelene ağam gidene paşam diyerek, kapıkulluğu yaparak, kapılarda yal bekleyerek, eti soyulmuş kemikle mutlu olarak, yağdanlığa dönüşerek yaşamak gerçekten yaşamak mıdır? Korktuğumuz ve beklediğimiz şeyler için yanlışları doğru olarak görüyor ve kendimizi ona göre konumlandırıyoruz, doğruları da yanlış olarak görüyoruz, öyle inanıyoruz. Çünkü kaybetmekten korkacak kadar çok şey biriktirdik, hem de haram helal demeden. Zaten helalin hiç esamisi okunmadı bu topraklarda, neyimiz var neyimiz yoksa hepsi harama bulanmış durumda, kul hakkı yiyen yiyene. Zaten hakkımız olmayan şeyleri korumak için kendimizden bile feragat edebilecek raddedeyiz. İflah etmeyen bir anlama sorunu yaşıyoruz. Ve bu sorun kolay kolay tedavi edilecek bir sorun olarakta durmuyor. Gerçekten anlamıyoruz. Çünkü daracık bir bakış açımız var, zihinlerimizin açık olan tek penceresi yok, önyargılarımıza teslim olmuş durumdayız, demagogların kuklası olmuşuz, özgür irade sahibi değiliz, tercih hakkımızı kullanmaktan bile aciziz, aklımız uçup gitmiş, vicdanımızı örtmüşüz. Böylesi bir hal içinde nasıl oluyor da yaşayabiliyoruz, yaşıyoruz diyebiliyoruz? Yaşamak gerçekten bu mudur? Ambarındaki ürün tek tanesine kadar soyuluyor, israf ediliyor, peşkeş çekiliyor ve bunu tolere ediyorsun öyle mi ve böylece yaşadığını sanıyorsun öyle mi? Hak yok, hukuk yok, adalet yok ve sen mutlusun, yaşıyorsun öyle mi?
 
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.

CUMHURİYET-DEVRİM...
Çevrimdışı
Profesör
*
5,085
mesajlar
2,271
konular
1,334
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
14-10-2021, Saat:08:21 AM
Hayatlarımız çok sığ ve yavan maalesef. Gerçekten hiçbir şeyin tadı, tuzu yok. Var-mış gibi yaşıyoruz yani sahteyiz, her şeyimizle sahteyiz. Maddenin çöplüğünde yaşayan ve bitevi o çöplüğü karıştıran zavallı insançocuklarıyız. Biraz maddeye sahipsek her şey süt liman diye düşünüyoruz. Başkası umurumuzda bile değil, münhasıran kendimiz için varız, yaşıyoruz, biz iyi olalım bırakalım batan batsın, çöken çöksün, çürüyen çürüsün, sürünen sürünsün, ölen ölsün diyoruz. Çünkü neyin insani, neyin hayvani olduğunu bilmeyecek kadar alığı, bönüz, dar kafalıyız, sekteriz. Böyle söyleyince birileri mebzul miktarda bir şeyler üretiyorlar ve farklı duygularını açığa vuruyorlar ama böyle değil mi? Gerçekten bu hayattan tat alabilen bir kafa ve ruh var mıdır ve o kafa nasıl bir kafadır, o ruh nasıl bir ruhtur? Zira böylesi bir hayattan tat almak için insanı duygularını kaybetmiş olman iktiza eder, bilakis insan olarak böylesi bir şey kabil değildir ve olamaz da. Niye mi? Çünkü dar kafalı ve sekter malların cenderesindeyiz de ondan. Niteliksiz tiplerin manipüle ettiği bir hayatın tutsaklarıyız. Cahillerin insanlığın kaderine hükmettiği bir çağı yaşıyoruz. Dördüncün tür yaratıkların birinci sınıf insanlara yön çizdiği bir hayatın cenderesindeyiz. Herkese ait diyoruz bazı şeyler için ama herkese ait olduğu iddia edilen yerde herkes özgürce hareket etme kabiliyetinden mahrum. Bendeniz istediğim yaşamı intihap edemiyorum mesela, istediğim şeyi yapamıyorum, düşüncemi özgürce izah ve izhar edemiyorum. Duygularımı özgürce açığa vuramıyorum. Çünkü istediğimiz şeylere, birileri, başkaları tavassutu ve benim olanın gücü ile getirilmişler. Yani bana ait olan benim yolumu keserken, başkasının yolunu açabiliyor. Seçimlerde aptallar tercih ediliyor, çünkü insançocukları aptallaştırılmak isteniyor. Ama bendeniz istesem bile istediğim yere gidemiyorum, yolum kesiliyor. Ne kadar namusluysan o kadar eziliyorsun, ne kadar cahilsen o kadar itibar görüyorsun. Ne kadar dürüstsen o kadar öteleniyorsun. İşte hayatta bu yüzden sığ ve yavan kalıyor. Madem öyle, niye böyle? Çünkü bizi, olmayan akıllarıyla aldatmaya, avutmaya, uyutmaya çalışıyorlar, yersek böyle olmuş olacağız. Yiyelim mi? Hayır. Çünkü yersek, yiyecekler. İnsani olmayan bir hayat ama insanım diyenler mutlu öyle mi? Hayır efendim, insanım ve insani olmayan bu hayatı reddediyorum ve yeni bir hayat istiyorum. Böylesi bir şey özgürlüğümdür ve özgürlüğüme darbe vurulmasın diyorum. Vuranı da lanetliyorum. İğreniyorum, tiksiniyorum bu hayattan ve kusuyorum bu hayatı. Tühhh sizin şerefinize şerefsizler güruhu, insanlığa hayatı haram eden asalaklar, kansızlar, soysuzlar, her kimseniz cümlenize yuh olsun.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.

CUMHURİYET-DEVRİM...
Çevrimdışı
Profesör
*
5,085
mesajlar
2,271
konular
1,334
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
15-10-2021, Saat:06:42 AM
Bu hayattan sıkılıyorum, böyle yaşamak bunaltıyor, yürek sızısı gibi bir şey olarak geliyor, çünkü gerçekten rezil, sefil, iğrenç bir yaşamın tutsaklarıyız, hürriyet yok, ahlak yok, adalet yok, hakkaniyet yok, hukuk yok, hatta ve hatta ilk evvelde insanlık yok, güzel olan ve insanı yaşatacak olan ne varsa el çekmiş hayattan, her şeyi maddeye hamlediyoruz, madde varsa iyi, yoksa kötü diye düşünüyoruz. Kazandıkça daha da aç oluyoruz, tuzlu su misali içtikçe susuyoruz, yedikçe şişiyoruz ama şiştikçe şişeceğimizi bilsekte yemekten imtina etmiyoruz hatta haram demeden yiyoruz. Bana helal yiyen tek bir kişi gösterin lütfen hatta başkalarını bırakın tek bir Müslüman’ım diyen gösterin helal yiyen hatta haramı az yiyenlerin kim olduğunu söyleyin, Müslüman’ım diyenler olduğunu söyleyebilir misiniz? Çünkü ancak maddenin çapı kadar bakışımız var, maddemiz kadar insan olduğumuzu düşünüyoruz, bu yüzden de öküz gibi yiyoruz hiçbir kıstas tanımadan, helal haram ölçüsünü gözetmeden. Maddenin ötesini göremiyoruz. Hayatı anlamıyoruz, anlamadığımız için yaşamayı bilmiyoruz. Bu yüzden hayatım boyunca manyak bir Dindar ile manyak bir Ateist aradım. Hayatın, dünyanın, çağın ötesinden konuşacak, sorulan her soruya aykırı cevaplar verebilecek, yeni şeyler söyleyebilecek, hiçbir şeyden imtina etmeyecek, ne dindar kılmak ne de ateist yapmak için söz söylemeyecek, kendilerine çekmek gibi bir dertleri olmayacak insanlığı, münhasıran gerçek ne ise ve o gerçeklerden süzdükleri öz ne ise onu aktaracaklar, aktardıklarının kendi zararlarına olabilme ihtimalinin olabileceğini bildikleri halde aktarmaktan korkmayacaklar gerçekleri, insanlar bize gelsin bizden olsun gibi sığ düşünceleri olmayacak, normalin ötesinde düşünecekler, hiç söylenmemiş şeyleri bulup çıkarabilecekler, sorulara mantıkları mutlak ıskat edebilecek şekilde cevapları olacak. Ama bizler böylesi bir yaşamdan sonsuz uzağız. Çünkü artık, yandık, piştik, olduk diye düşünüyoruz ve bir de caka satabiliyoruz hiçbir şey olmadığımız halde. Bana kendisine inanabileceğim tek bir evet tek bir dindar gösterin, tek bir âlim olduğu düşünülen ya da öyle düşündüğünüz birini gösterin lütfen. Gösteremezisiniz, gösteremeyeceksiniz, çünkü yok. Çünkü bu topraklarda Müslüman yok. Müslüman olun ya da olmayın, orası bendenizi ırgalamaz, bendeniz Müslümanlığın ne olduğuna göre nesnel bir çıkarımda bulunuyorum. İşte Müslümanlık iyi de Müslüman yok gibi boş sözleri de geçin, Müslümanlık zaten bunların yaşadığıdır gibi boş sözleri de geçin. Dediğim gibi inanan ya da inanmayan boyutundan değil, nesnel temellerde söylüyorum sözümü. Maddeye göre kurgulanmış ve konumlandırılmış bir hayat yaşıyoruz. Bugün parsayı nasıl toplarız diye uyanıyoruz, topladıklarımızı sayarak yatıyoruz ve kaybetme korkusuyla uyuyoruz. Böyle bir döngü içerisinde ömür çürütüyoruz. Olmayan fikrimizi de başkalarına dikte etmeye çalışırız, sanki gerçekten bir fikrimiz varmış gibi. Ulan fikir ne gezer bu topraklarda, sürgüne göndermişiz fikri, gurbette acı çekiyor, hüzünle yaşıyor.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.

CUMHURİYET-DEVRİM...
Çevrimdışı
Profesör
*
5,085
mesajlar
2,271
konular
1,334
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
16-10-2021, Saat:08:32 AM
Gerçekler özgür kaldıkları müddetçe özgürlük gerçek anlamda var olur, özgürlük varsa insan gerçek yüzüyle ve insan olarak yaşar. Özgürlüğün olmadığı yerde insan yoktur, maskeli balo vardır. Çünkü özgürlük yoksa kimse gerçek kimliği ile yoktur ve böylesi bir toplum karanlığın dibinde yaşamaktadır, bir milim bile terakki kaydedemez, tedricen tereddiye ve tagayyürata doğru ilerler, gün gelir öyle bir düşer ki uzanacak ve el uzatacak tek bir el bulamaz ve öyle de olur bazen, belki de olmaktadır, hissedemeyen mal gibi yaşar gider. Ve bendeniz böylesi bir yaşamdan tiksiniyorum ve özgürlük istiyorum. İnsan gibi yaşamak istiyorum, kimse istemiyorsa da bendeniz istiyorum, zira yaşadığım hayatı hak etmiyorum, hak ettiğim ama yaşayamadığım, yaşatılmayan hayatımı istiyorum. Çünkü bu dünyayı merak ediyorum, içindekileri ve olan bitenleri merak ediyorum. Zira çözümleyemediğim, idrak edemediğim şeylerin var olduğunu düşünüyorum. Kayıtsızca, hiçbir sınırlama olmadan bilmek için araştırmak istiyorum, bulduklarımı haykırmak istiyorum. Hiçbir gücün benim arzularımı tahdit etmesini istemiyorum. Seven sevebilir ve eyvallah edip kafasına göre takılabilir. Arkasıymış, önüymüş, biz anlamazmışız, bilmem şuymuş buymuş, bu martavallara, mavallara karnım tok kardeşim. Git masallarınla kölelerini avut. Köle değilim, ilânihaye de köle ve köleniz olmayacağım. Ne yapacaksan orta yerde yap, ne söyleyeceksen açıkça söyle. Sanki bir şeyler gizlenmeliymiş ve onlar gizlenmesi gerektiği için özgürlükler biraz kısılabilirmiş gibi kahpece, pezevenkçe tavırlara aldanmıyorum, inanmıyorum. Ki, kimin dünyasında, kime, kafana göre posta koyuyor, hayatları tahdit ve tehdit etmeye yelteniyorsun? Her şey şeffaf olsun kardeşim. Bana özgürlük vermeyenler, vermedikleri özgürlüğü bendenizden alamazlar. Alırlarsa, ki gerçek manasıyla çalarlarsa, çalınmış özgürlüğümün peşine düşerim ve canımı veririm icap ediyorsa ama özgürlüğümü alırım. Zira bendeniz mal değilim, istiyormuşum gibi yaşamam hak ettiğim şeyi, isterim ve almak için kavgamı veririm hak ettiğim şeyi almak için. Bu hayata ilk nefesimden son nefesime dek eğilerek yaşamak için gelmedim. Köpeklere köpeklik etmek için gelmedim, kölelerin kölesi, kulların kulu olmak için gelmedim, hayatlara metazori tasallut eden ve hayatlar üzerinde egemenlik kuran fahişelere her daim tebessüm etmek ve buse vermek için gelmedim. Bu yüzden gerçek demeliyiz, her daim gerçek ve gerçeğin peşine düşmeliyiz. Düşmüşüm bir kere! Kendini tanıma, bilme ve kendin olma savaşı bir başladığı zaman ne başlatanın ne de önünde barikat olmak isteyenin durdurmayı başarabileceği bir savaştır. Ezilir geçer yol üstünde duran, koşanlar tarafından. Durma koş lütfen ey insan, ez geç önünde duranları, seni çaktırmadan vuranları, cebini soyanları, seni tefe koyup oynatanları, zerre merhamet etme. Ya insanca bir yaşam ya da köle gibi, kul gibi, köpek gibi bir yaşam, tercih, karar, seçim, kader senin!

EKSTRA:

Haydin gençler, umut sizde, yüklenin hayata, mutlaka başaracaksınız ve aydınlığı getireceksiniz! Cumhuriyete ve Laikliğe mutlaka sahip çıkın. Sistemli cahilleştirme seanaslarına direnin. Hak ettiğiniz yaşam için kavga verin. Bakınız kavga illaki sokaklarda olacak diye bir şey yok, gidin okuyun öğrenin aydınlanın ve gereken yerde sözünüzü esirgemeden söyleyin ama üslubunuzu bilerek ve usturuplu olarak. Sokak kavgaları sizlerin kanları üzerinden rant elde etmek isteyenlerin isteyeceği bir şeydir. Sevgili gençler! Şerefimle ve namusumla sizlere inanıyorum ve güveniyorum, lütfen...
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.

CUMHURİYET-DEVRİM...
Çevrimdışı
Profesör
*
5,085
mesajlar
2,271
konular
1,334
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
17-10-2021, Saat:09:51 AM
Şimdi ne zaman böylesi bir olgu tezahür etmiş, ne zaman o olguları olaylaştırmaya çalışan ve kendilerine politikacı denilen tipler zuhur etmiş bilemeyiz. Gerçekten net olarak bunu bilemeyiz, bilemiyoruz. Zaten politika demek bir nevi şeytanın arabası demek, çünkü insana ait hiçbir değeri tazammum etmiyor. Bir tek şey biliyorum; o da politikacı olarak tavsif edilen tiplerin Tanrı’m olmadıklarıdır, badema da olamayacaklarıdır. Değiller kardeşim, değilsiniz kardeşim. Öyleyse Tanrımmışsınız gibi davranamazsınız. Ulan hiçbir halt değilsiniz, bu topraklar babanızdan miras kalmadı, bu milletin sahibi değilsiniz, hazinenin sahibi değilsiniz ama her şeyin sahibiymişsiniz gibi tavırlar içindesiniz, kimsiniz ulan siz, ne haddinize böyle tavırlar içine girmek, birazcık insan olup haddinizi ve hududunuzu biliniz ya. Sizi kontrol etme hakkım vardır ama beni kontrol etme hakkınız yoktur. Sizin kaderinizi tayin ederim ama benim kaderime hükmedemezsiniz. Öyleyse kim oluyorsunuz ki, kafanıza göre davranıyorsunuz ve kaderim üzerinde söz sahibiymiş gibi hareket ediyorsunuz? Bana ait olanı dilediğinizce kullanıyorsunuz, harcıyorsunuz, hesabınıza aktarıyorsunuz, ne hakla, hangi saikle? Çekin kirli ellerinizi üzerimizden be. Ne yani hain mi oldum şimdi böyle söylediğim için? Böyle konuşmak hakkım yok mu? Kim belirliyor bunu? Ne yani hayatım hakkında da mı sözüm olmayacak? Siz dilediğiniz gibi yaşayacaksınız ama bendeniz sizin istediğin sınırlar içerisinde yaşayacam öyle mi? Hadin lan ordan. Geriz zekâlı mısınız siz? Böyle düşünüyorsanız şek ve şüphe yok ki öylesiniz. Binaenaleyh, bendenizin hayatımı biçimlendirmek, şekillendirmek, kaderime etkide bulunmak gibi kutsal bir ödeviniz de olamaz, oldukları iddiası ile karşıma çıkıyorlarsa hadlerini bildirmekte benim kutsal ödevim olur o vakit. Herkes haddini ve hududunu bilecek. Ya insan gibi işini yapacak ya da benim hayatımdan defolup gidecek. Hep söyledik, yine söyleyelim; hepimiz hepimize ait olan bir yerdeyiz, birimize ya da birilerimize ait olan bir yerde değil. Öyleyse kendi evimde bana krallık taslayamazsın bebeğim. Kendi soframda benim önümdekine el uzatamazsın, kendi mülkümde kafana göre belirlediğin yere çit çekemezsin bebeğim. Bendeniz senin kölen, kulun, köpeğin değilim. Velâkin politika denilen şeyin bizim üzerimizde hayatlar boyu etkisi olduğu muhakkaktır. Bizim, onlar tarafından köle gibi görüldüğümüz ve istedikleri gibi çalıştırılabileceğimiz farz edilmektedir. Bunun da kendileri üzerinde bir hak olduğunu varsaymaktadırlar. Öyleyse hayatlarımız üzerinde bu kadar derin ve geniş zamanlı etkisi olan bir şeye kayıtsız kalmak, duyarsız olmak, umarsız davranmak kabil değildir. Onlar istedikleri gibi hareket edecekler, dilediklerince yaşayacaklar, özgürlüğü son raddesine kadar kullanacaklar ama bizler susacaz öyle mi? Hayır bebeğim, benim hayatım üzerinde etkili ise o politika denilen melanet, o zaman onun işlevi hakkında konuşmak, söz söylemek, ona cevap vermek, onun eylemlerini sorgulamak bendenizin görevimdir. Görevimi de yaparım, engel tanımam yıkar geçerim. İhanet olmadıkça da, karşımda dikilen olursa çiğner geçerim. Şunu kafanıza kazıyacaksınız; it değilim, köle değilim, insanım! O zaman ya insan gibi insan olacaksınız, insan evladı gibi yaşayacaksınız ya da defolup gideceksiniz benim topraklarımdan.

EKSTRA:

Sizleri sahte bir dünyaya mahkûm eden, geneli ihata eden olgularla aldatan, hayal âleminde dolaştırıp aptallaştıran, hayatla ilintisi olmayan ipe sapa gelmez olaylar zinciriyle dolu olan diziler izleyeceğinize FOX TV de yayınlanan Kanunsuz Topraklar diye bir dizi var, hayattaki gerçekleri yani hayatta görüp yaşayabileceğiniz gerçekleri anlatan bir dizi var, gidin onu izleyin derim naçizane bir öneri olarak. Tabi şu anlık böyle, ilerisi nasıl olur bilemem. Henüz başlangıcında, önden, mutlak ve muhakkak sözler etmeyeyim. Ama izlerseniz de bir kitap okuyormuş gibi izleyin her kurulan cümleyi iyi anlayın ve üzerinde iyi düşünün.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.

CUMHURİYET-DEVRİM...


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi