Forum Gündemi:

Konu Başlığı : İNSANLIĞIN ÖZ-ELEŞTİRİSİ...

*
Bu konu; tarihinde açılmış olup, 157 defa yorumlanmıştır.
Konu Sahibi : çakyamuni
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Çevrimdışı
General
*
4,924
mesajlar
2,254
konular
1,320
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
03-06-2021, Saat:08:23 AM
Bizler mutlaka değişmeliyiz insançocukları. Kalplerimiz ve kafalarımız üzerinde ki zorbaca tahakküme nihayet vermeliyiz, kalplerimizi ve kafalarımızı behemehâl özgürleştirmeliyiz. Artık özgürce düşünmeyi başarmalı, sorular sormalı ve mutlaka cevaplar aramalıyız. Şüphe etmekten, sormaktan ve sorgulamaktan korkamamalıyız. Katlanmak zorundan değiliz hak etmediğimiz hiçbir şeye. Hak etmediğimiz bir şeye herhangi bir sebeple katlanmak onursuzluktur, bu sebep her ne olursa olsun ama her ne olursa olsun farketmez. Vahşi ve alçak kapitalizm sırtımıza yapışmış bir kene gibi bizi yiyip bitirdi ve elanda aynı işlevi görmektedir. Her zaman farklı bir libasla karşımıza çıkıp kendisini bize sunmayı ve kabullendirmeyi başarmaktadır, bu kadar saf olamayız. Değişen dünya muvacehesinde donarak yaşayamayız, var olamayız. Her şey akıyor biz bakıyoruz. Her şey değişiyor, biz yerimizde sayıyoruz. Böyle olmaz, böyle gitmez, ne oluyor diye sormalıyız. Doğanın yasalarına mukavemet edemeyiz, çiğnenir geçiliriz. Hiç korkmadan, gocunmadan dünü, bugünü, yarını hesaba çekebilmeliyiz, sahip olduğumuz düşüncelerimizi yargılamaktan imtina etmemeliyiz. Değişmekten asla ve kata korkmamalıyız ve değişerek değiştirmeliyiz. Bırakalım yanlışsak yanlışlarımızı görelim ve düzeltelim kendimizi. Yanlışlarımızı görmemek için direnmeyelim. Göz göre göre kötülüğü tolere etmek ve kötü bir yaşama kendini mahkûm etmek saf onursuzluktur. Yanlışlarımızı görmekten hicap duymayalım. Kötülüklerimizi gömmeyelim, bilakis iyiliklere tedvir eyleyelim. Yanlışlarımızı, hatalarımızı, kötülüklerimizi geçen günler gibi geride bırakalım ama onlarla yüzleşmekten de kesinlikle korkmayalım. Çünkü yüzleşerek yenileşebiliriz ve yenilikten korkmamayı başarabiliriz. Değişmekten ve yenilikten korkmak, varoluşa direnmektir ama böylesi bir durumda yok olmak mukadderatımız olur. Duygusallığa bir nebze elveda edip akla merhaba diyemez miyiz (((bu bizim insan olmamızın önünde handikap teşkil etmez, etmemeli de)))? Çünkü mutlak rasyonellik gibi, mutlak duygusallıkta bizim kaderimizi olumsuz yönde etkiler. Sormadığımız hiçbir soru, sorgulamadığımız hiçbir şey kalmasın lütfen ve mutlaka cevap bulalım, çünkü yarınlarımız o cevapların üzerine müesses olacaktır. Sorular sorup, sorduğumuz sorulara samimi olarak cevap aramadığımız müddetçe sefil bir it gibi yaşamaktan kurtulamayız. Tabi bulduğumuz cevapları da tolere etmek ve o cevaplar ekseninde kendimizi ve hayatı mutlaka değiştirmeye de azmetmek iktiza ediyor.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,924
mesajlar
2,254
konular
1,320
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
05-06-2021, Saat:07:39 AM
Kimsenin bizi sömürmek gibi bir sorumluluğu, bizim de kimsenin sömürüsüne geçit vermek gibi bir sorumluluğumuz yoktur insançocukları. İsterseniz bakınız, yemin ederim Tanrı da böyle söylüyor. Biz iyi olmak ve iyi, yaşanılır bir dünya kurmak gibi bir sorumluluğu deruhte etmeliyiz. Biz kavga etmek, gerginliklerle dolu bir hayat yaşamak, nutuklarla avunmak, algı operasyonlarıyla yönlendirilmek, kandırılmak, aldatılmak zorunda değiliz. Böyle yapanları da başımızın tacı etmek gibi bir mecburiyetimiz yoktur. Yaşadığımız müddetçe hayatın tadını çıkarmalıyız. Özgürce, mutlulukla dolup taşarak, herkesle konuşarak, el ele tutuşarak, birbirimizi severek yaşamalıyız. Müzikle, şiirle, türküyle, sanatla dolu bir dünya yaratmalıyız, bunlar yoksa karanlık vardır. Dinle, tarihle narkozlanıp, bu iki mutlak ortak olguyu dava edinip ve bunlar üzerinden kavgalar üretip hayatları zindan edemeyiz. Bırakın dini, tarihi bir kenara, yaşanan hayatlara bakın, gerçekten namuslu bir şekilde yaşanarak bunlardan mı söz ediliyor yoksa tam aksi şekilde bir yaşam var da o yaşamı örtmek için mi bunlar bitevi meydana sürülüyor anlayın lütfen. Bizi, iyi niyetlerimizle, saf duygularımızla, yanlış düşüncelerimizle aldatıyorlar ve sömürüyorlar. Bu masum gibi görünen gaddarca tezgâha gelmemeliyiz. Mutlaka kendimiz değişmeliyiz ve dünyayı değiştirmek için de amansız mücadele vermeliyiz. Biz değişmek zorundayız ve bu dünya mutlaka değişmeli. Değişmeli demekle kalmamalıyız, değiştirmek için yapabileceğimiz bir şey varsa yapmakta tereddüt etmemeliyiz. Ki, yapabileceğimiz en iyi şey de; bir dakikalık bir kutsal eylemdir. Değişmeli demekle değişmez hiçbir şey, böylesi bir şey alıklıktır, bönlüktür. Sen iradeni ortaya koymadıkça ve düşünceni eyleme dönüştürmedikçe her şey boştur. Çünkü böyle gitmez bu hayat. Bu hayat, hayat değil. Hayatmış gibi algı yaratması bizleri yanıltmamalıdır. Sorularınız ve bulduğunuz cevaplarınız sizi diriltecektir inanın ve azminizi daha da pekiştirecektir. Misal; şu ağaç niye buraya dikilmiştir diye sorun, şuraya dikilseydi olmaz mıydı deyin; şu yol niye burdan geçmiyor, oradan geçmesinin sebebi nedir, kim kazanıyor öyle olduğu için diye sorun; şu olgu aslında şöyle olaylaşmalı değil mi, niçin böyle olaylaşıyor ve bundan kim kazanıyor, kim kaybediyor diye sorun; bana şöyle söyleniyor ama o şöyle değil böyle değil miydi, niye olduğu haliyle bana söylenmiyor diye sorun; ya şu iş söyle olması gerekiyor insanlık bağlamında ama öyle olmuyor, niye öyle olmuyor sebebi nedir diye sorun; bu topraklar herkesinse ve üzerine yapılan her ne varsa herkesin vergileriyle yapılıyorsa, bu topraklar üzerine yapılan bir şey niçin münhasıran kompradorlar ve veletleri için yapılıyor, niçin münhasıran onların bütçesine hitap ediyor, diğerleri bakınmakla mı mükellef yapılan her şeye diye sorun. Sorun, sorun, sorun, sormaktan bıkıp, usanmayın. Ve sorularınızın cevabını mutlaka arayın ve bulun. Bulduğunuz cevaba göre kararlar vermekte gecikmeyin ve kararlarınızı icra etmekte tereddüde düşmeyin. Bilakis, lütfen ağlaşmayın sahtekârca ve riyakârca! Değişin ve değiştirin hayatı ve her şeyi! Yılan bile derisini değiştirerek var oluyor.
 
EKSTRA NOT:
 
HAKLI TALEP
 
Uzatmayacam, kısa kesecem, bilakis tüm boyutlarıyla ve dip derinliğine değin çok uzun bir şekilde de izah edilebilir mevzu ama lüzum yok. Geçelim! Memur dünyasını, bahusus eğitimciler dünyasını, bu dünyalar içinde dostlarım olduğu ve kendi dünyamda da bu dünyalardan olanlar bulunduğu için bu dünyaları az çok biliyorum, binaenaleyh bu dünyaların mensuplarının ekonomik hayatlarını da biliyorum. Tabi bunlar özelinde konuşuyorum ama çalışan tüm emekçilerin insan onuruna yakışır bir hayatı hak ettiklerini ve hak ettikleri hayatında kendilerine sunulmasını da elbette gönlüm istiyor yani bencil değilim, münhasıran bir tarafı düşünmüyorum, zaten aksi bir tavır bendeniz için züldür. ÇÜNKÜ herkes mutlu değilse, tek bir kişi mutsuz kalırsa, bendenizin mutlu olmam muhal ender muhaldir. Bu topraklar üzerinde yaşayan herkesin, bu topraklar üzerinde üretilen üründen payına düşen ne kadar ise, nakıssız ve noksansız kendisine teslim edilmesini istiyorum. Birilerinin şu kadar düşüyor dediği paydan söz etmiyorum, doğal olarak düşen paydan söz ediyorum. Yapay olan hiçbir şeyi tolere etmiyorum zaten hayatın hiçbir boyutunda. Geçelim! Malum yine maaş zammı dönemi yaklaşıyor, hem Temmuz zammı belli olacak hem de önümüzdeki süreçte gelecek iki yılın maaş zammı belli olacak. Behemehal, amasız, fakatsız, sorgusuz sualsiz, tartışmasız olarak yapılacak olan bellidir ve aksi bir durumun, ister kabul etsinler, isterlerse kabul etmesinler olacak budur diye dikte edilircesine tolere ettirilmeye çalışılmaması iktiza eder. Zira bu milletin hazinesi, bunu yapmayı yani haklı talebi gerçekleştirmeyi mümkün kılacak kadar zengindir. Lamı cimi yoktur zengindir. Aksi bir duruma inanacak kadar mal değilim. Ya yapılmalıdır ya da hiç yapılmamalıdır. Hak edilen istenmektedir, başka bir şey değil. Bu talep en tabii insani haktır ve bu hakkı da kullanmaktan hicap duymuyorum, imtina da etmiyorum. Geçelim! Şimdi gelelim sadede; Temmuz’da behemehâl en az YÜZDE ON zam ve seyyanen de en az 250 TL zam verilmelidir. Tartışmaya açık değildir. Keza önümüzdeki süreçte de ilk yıl en az YÜZDE ON BEŞ yine ikinci yılda da en az YÜZDE ON BEŞ olmak üzere toplam YÜZDE OTUZ zam yapılması olmazsa olmazdır, behemehâl yapılmalıdır. Yaşadığımız dünyanın ve şartların olmazsa olmaz bir gereğidir bu. Tartışmaya açık değildir. Gerisi laf-ı güzaftır.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,924
mesajlar
2,254
konular
1,320
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
06-06-2021, Saat:05:55 AM
Şimdi şunu kafamıza çivi gibi çakmamız iktiza ediyor ama gerçekten çakmamız, hissederek, anlamış ve kavramış olarak çakmamız iktiza ediyor, zira hareket için bu elzemdir, bilgiyi eyleme dönüştürmek adına mutlak önkoşuldur. Çünkü münhasıran bilmekle hiçbir bilgiyi eyleme dönüştüremezsiniz, o bilgiyi gerçekten hissetmiş ve anlamış olmalısınız ki, o bilgi eyleme dönüşsün. Zaten bilmekle eyleme dönüşmüş olsaydı bilgi, bugün bu toplum kendine Müslümanım dediği halde pislik içinde debelenmezdi, ahlaksızlık, adaletsizlik içinde debelenmezdi. Eyleme dönüşmeyen bilgi de yüktür, onu taşıyanın da eşekten farkı yoktur. Hani Tanrı diyordu ya; kitap yüklü eşeklerdir onlar diye, işte öyle. Bizim kadim sorunumuzdan birisi, belki de birincisi budur. Bizler münhasıran okumakla, öğrenmekle ve bilmekle iktifa ediyoruz. Bildiklerimizi ise hiçbir zaman uygulamıyoruz, çünkü bildiklerimiz kalbimizde hissedilmiyor ve kafamızda anlaşılmıyor, kavranılmıyor. Böylece de hiçbir bilmem neye yaramıyor. Böyle olunca da it gibi sürünüyoruz. Çünkü bilgimiz düşmanlarımıza korku salmıyor. Ama bildiklerimizi eyleme dönüştüren insançocukları olsaydık ve bu bilinseydi yemin ediyorum düşmanlarımız bizi gördüklerinde ödleri patlardı. Biz, bilgiçlik taslamak için biliyoruz, harekete dönüştürmek, eylemek ve uygulamak için değil. Böyle olunca da hiçbir sonuç alamıyoruz. Çünkü samimiyeti olmuyor böylesi bir şeyin. Lütfen bildiğiniz bir şeyi uygulamak maksadıyla bilin, bilakis lütfen bilmeyin, tiksindirici ve utanılası biri olmayın. Mesela; Sosyalistler de biliyoruz derler mütemadiyen, ne işe yarıyor? Bildiğini icra etmezsen bir bilmem neye yaramaz, tatbik edeceksin bildiğini. Bu yüzden Sosyalistler bildiklerini söyledikleri kadar da uygulamalarıyla tanınmalıdırlar, öyle insanlar olmalıdırlar ki, tüm insanlık onlara imrenerek bakmalıdır, işte bu demelidir, yaşamakta, sevinçte, mutlulukta, özgürlükte, adalette, ahlakta bunlarda demelidir, bunu dedirtmedikten sonra istediğin kadar Sosyalistim de dur neye yarar? Tamam sende eyvallah, öyle olsun eyvallah ama yaşamak sevinicinin sende olmasının bir anlamı olmaz ki, sen onu göstermen lazım, ki, hayatın eylem olduğunu en iyi bilecek olan sensin, çünkü sen praksisin. Yanlış mı düşünüyorum? Lütfen öyle bir insan ol ki, baştanbaşa umut ol, düş ol, özgürlük ol, emek ol, adalet ol ve insanlık sana tutunsun. Kurtuluşu sen de bulsun. Zira her şey insanla kabildir bu dünyada, insansız bir şey yapmak kabil mi, insana gitmeden ve insanın güvenini kazanmadan başarmak kabil mi? Öyle ya tarih boyunca böyle bu.
 
EKSTRA NOT:
 
Tamam, bu ülkeye bir şeyler yapılabilir, güzel de olabilir, takdir de edilebilir, hepsine eyvallah.  Peki, yapılan şeyler nereye yapılmaktadır, yapılan yer kimindir, kimin parasıyla yapılmaktadır? Bu topraklar üzerine yapılmaktadır, bu topraklar bu milletindir, yapılan da bu milletin vergisiyle yapılmaktadır, doğru mu şimdi bunlar? Eyvallah doğru. Peki, niçin, iş, o yapılan yerleri kullanmaya gelince sadece kodamanların kullanabilecekleri şekilde hizmet vermektedir? Ne yani benim vergimle yapılan yere bir de parayla mı girmek zorundayım? Hem o yiyecek, içeceklerin ücreti nedir öyle lütfen? Niçin bu tarafı düşünmüyorsunuz? Hayır ya, yapılan şey, kodamanların topraklarının üzerine mi yapılmaktadır, kodamanlar tarafından mı yapılmaktadır, kodamanların vergileriyle mi yapılmaktadır? Niçin bunu sormuyoruz, durumu sorgulamıyoruz? Bir de üstelik yaşayamayacağım şey için hatta işin özünde dilleriyle ikrar etmeseler bile benim için yapmadıkları şey için benden teşekkür beklerler ya, gerçekten beni mal yerine koyuyorlar ya, insanı çıldırtan bu. Hayır, beni yaşatmayacağın yeri nasıl benim için yapmış olabilirsiniz ki? Niye mal gibi bakıyoruz olan bitene, niye tolere ediyoruz ki böylesi bir şeyi? Hayır, böyle bir şeyi niye tolere edeyim, etmek zorunda mıyım? Ne yani mal mıyım ben? Sorduğum zaman vatan haini mi olurum? Yoksa PKK’lı mı olurum? Ya da İŞİD’ci mi olurum? Belki de HİZBULLAH’cı olurum? Belki de FETÖ’cü derler. Her neyse işte, çünkü soran ve sorgulayan illa bir şeyci oluyor bu topraklarda? Oysa beni çok iyi bilirler ki, bu topraklarda doğumundan bu yana tek başına dövüşen ve bugüne kadar hiçbir yerin yamağı olmayan belki de tek insanımdır. Her cemaate, partiye, kişiye isyan etmiş, başkaldırmış, özgürlükle birleşmiş tek insanımdır. Hatta devletçi olduğu halde devlete de gerektiğinde sözleriyle haddini bildiren, devlet olduğunu hatırlatan ve onu adalete davet eden biriyimdir. Öyle ya Tanrı’m olmayan bir şeye kul, köle olacak değilim ya. Adaleti kadar saygımı hak eder. Çünkü ben onun için değil o benim için vardır. Benim paramla, benim toprağım üzerine bir şey yapacaksınız, üstelikte benim için yaptığınızı söyleyeceksiniz ama ben hiçbir vakit orayı duyumsayarak yaşayamayacam ama hep benim diyecem duracam. Artık bu tür safsataca bakışları ve düşünmeleri öldürmeliyiz benliğimizde. Çünkü bu kendi kendini maldan saymaktır. Gerçekten, ya ben malım………... Hayır, başka bir anlam çıkmıyor çünkü böylesi bir durumdan. Ama mal değilim onu bilirim, onu söylerim. Kimse de kendini mal yerine koydurtmamalıdır.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,924
mesajlar
2,254
konular
1,320
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
07-06-2021, Saat:05:56 AM
Şimdi, insan için emeğinden başka bir şey var mıdır ve olabilir mi? Kesinlikle yoktur ve olamaz, varsa ve oluyorsa orada bir sıkıntı, sorun var demektir. Şimdi bu mutlak gerçekliktir. Evet, bilgi midir? Kuşkusuz bir bilgidir. Hayatı anlamaya çalışırken kullanabileceğimiz bir bilgidir. Emeğinden başka bir şeyi yoksa insanın, insan emeği midir? Kesinlikle öyledir. Öyleyse de emek mutlak mukaddestir. Kafamıza kazımalıyız bu bilgiyi. Bana emeğimden başka bir şey yoksa ve ben bir şekilde olduruyorsam orada mutlaka netameli bir durum vardır; çalmak, çırpmak, gasp etmek gibi yani mevzuyu derinlemesine çözümleyince böyle bir çıkarıma ulaşmaktan başka yol görünmüyor. Peki, emek deyince aklımıza başka neler geliyor? Ter dökmek, yaş akıtmak, kan vermek gibi şeylerde direkt olarak beynimizde yankılanıyor değil mi? Bunlar sarf edilmeden, bunlar verilmeden, bir insanın sahip olabileceği hiçbir şey yoktur, varsa da ona sahip olma hakkı olamaz, ona benimdir diyemez. Çünkü benimdir diye bir iddianız varsa, benimdir dediğiniz şey için verdiğiniz bir emeğiniz ve buna dair mutlak hüccetiniz olması iktiza eder, bilakis tüm iddianız güme gider ve bilmem neyinizin üstüne oturur kalırsınız. Zira davanızın tanığı yoksa utanç içinde kalırsınız ve sözünüzün eylemi yoksa o söz gevşektir, temelsizdir, dayanaksızdır. Buradan nereye varabiliriz? Demek ki, bu ülkede herkesin karnı haramla doludur, sizler anlıyorsunuz sizler için söylemediğimi, zaten sizler harama nasıl ulaşacaksınız da haram yiyeceksiniz, harama ulaşabilecek kudretin olması icap eder ilk evvelde. Bu ülkede haram yemeyen kim var ki acaba? Gerçekten harama bulaşmamış, karnını haramla doldurmamış kim vardır? Benimki de soru yani, sanki bilinmeyen bir şey midir ki, bulaşmayan tek bir kimsenin olmadığı?
 
Şu hayat- dünyeviye içinde kutsal iki el vardır öpülmeye layık; biri çalışanın eli, diğeri de kadın elidir. Ki, peygamberinde bu elleri öptüğü söylenir. Hatta peygamberin bir yöne giderken hiçbir şey yapmadan oturan birine selam vermeyipte, geriye dönerken o kişinin bir çöple yeri karıştırdığını görünce selam verip, bunun üzerine de o kişinin niye böyle yaptığını sorması üzerine; giderken hiçbir şey yapmıyordun ama dönerken bir şeylerle meşguldün o yüzden selam verdim diye cevap vermesi gibi. Aylak insandan kimse hazzetmez ve o da ekmek parasına muhtaç kalacağı için dostların yüz karası, düşmanın maskarası olmaktan kurtulamaz. Yani çalışmak yücedir, yüceltir. Karşılığı da bir o kadar mukaddestir ve saygıdeğerdir. Çünkü alınan nimete verilen bir emek vardır ve her çalışmanın altında emek saklıdır. Emeksiz elde edilen her şey hırsızlıktır, böylesi bir yola tevessül eden de hırsızdır. Kimse laga luga yapmasın, kafatasını attırmasın, ya sussun ya da insan olsun. Kim olduğun, ne olduğun, nerede olduğun beni ırgalamaz, hırsızsan hırsızsındır ve hırsızsın demekten imtina etmem, bilakis bilgiyi boşu boşuna yüklenmiş olurum ama o kadar da haysiyetsiz değilim. Hırsız denmekten hicap duyacak yüzün varsa o vakit o lanet işi yapmayacaksın pezevenk.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,924
mesajlar
2,254
konular
1,320
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
08-06-2021, Saat:06:17 AM
Bir insandır ki, bir şeye sahip olmuştur, ona verdiği emeği hüccet olarak sunmalıdır. Sunamıyorsa şeksiz ve şüphesiz hırsızdır. Çünkü verdiğin emek olmadan aldığın bir şey varsa ondan şüphe ederim arkadaş. Hakikatin kendisi de tam da budur zaten. Felsefem şüphedir! Çünkü doğrulara ulaşmak için şüphe manyak bir araçtır bendeniz için. Bugüne kadar şüphe bendenizi hiç yanıltmadı, üstelik tuttu elimden hep doğruya götürdü. Başkası için ne nedir bilmem, anlamam. Büyük bir servete mi malik oldun, muhtelif maddiyatlar mı edindin, onu kazanmak uğrunda verdiğin emeği, akıttığın teri, döktüğün yaşı ve kanı görmek isterim. İsterim ve bu bendenizin hakkımdır. Çünkü aynı insanız, aynı dünyadayız, aynı topraklardayız, aynı kanunlara tabiyiz, vasfın nedir, ayrıcalığın nedir, daha mı akıllısın? Çünkü aynı topraklar üzerinde idame-i hayat eyliyoruz ve aynı hazinelerin malikiyiz. Sen maliksin ben değilim diye bir şey sözkonusu değildir ve böyle bir iddia da haddin değildir. Bendeniz böyleyim arkadaş, başkasının nasıl olduğu da bendenizi ırgalamaz, ırgalar ama ırgalamaz. Bendeniz sorarım arkadaş, çünkü hesap sormazsam insan olamam ve hakkımı müdafaa edemem. Hesap sormazsam mal olduğumu, öküz olduğumu, geri zekâlı olduğumu, dar kafalı ve yobaz olduğumu düşünürüm. Ama böyle olmadığımı bildiğim için de hesap sorarım ve hesap sorduğum içinde böyle olmadığıma inanırım. Kim olduğunla gelme bana, insanlığınla ve namusunla gel, çünkü kim olduğun bendenizi zerre miskal ırgalamaz. Bendeniz senin insan olup olmadığına bakarım; Müslüman mısın değil misin; Türk müsün değil misin; Atatürkçü müsün değil misin diye bakmam; namuslu musun, namussuz musun; hakkımı yiyor musun, hakkımı peşkeş çekiyor musun; benim için dövüşüyor musun; ben sefaleti yaşarken sen nasıl yaşıyorsun; suçluyu övüp suçsuzu dövüyor musun, suçsuz karşısında aslan olup suçlu karşısında kedi mi oluyorsun; bana bir verirken kendin on mu alıyorsun bunlara bakarım. Bunlar sende varsa yüzüne tükürürüm, tekmeyi basarım; kimliğin umurumda bile olmaz; sen olmazsan, şu, bu, o da olmazmış, bendenizi ırgalamaz, olmazsa olmasın olmayacak olan senin olmamanla olmayacaksa hatta sen var diye varsa yerle yeksan olsun gitsin. Şerefsizlerin varlığıyla var olan zaten şerefsizdir, şerefsizle de işim olmaz. Zaten kimliklerle aldatıla aldatıla bu hale geldik, zilletin, sefaletin dibine düştük. Bu evrende altında emek olmayan hiç ama hiçbir şey yoktur. Öyleyse her şey emeğin ürünüdür, herkese emeğinin karşılığı vardır ve emek kutsaldır ve o kutsal saygıdeğerdir. Tarlada, inşaatta, yolda, köprüde çalışacak yani tabir caizse canı çıkacak, emek verecek, ter, yaş, kan dökecek ama iyi bir hayata sahip olamayacak amma velakin sen onun hakkını vermeyerek, emeğini görmezden gelerek hatta hak ettiği ücreti tam zamanında ve eksiksiz vermeyerek krallar gibi yaşayacaksın sonrada insan olduğunu söyleyeceksin. Keza, böylesi bir şeyden yana zerre bir emare taşımayacaksın, münhasıran devletin gücünü suiistimal ederek olması kabil olmayan nimetlere malik olacaksın ama bir de gücünden dolayı kendini insan gibi sunacak, bunu tolere ettirecek ve kendine saygı duyurtturacaksın. Hakeza; gücünü kullanarak emek sarf edenlerin kazanmalarının yolunda handikap teşkil edeceksin ve onu kendine sürekli muhtaç kılacaksın, sonrada insan görünüp, insan muamelesine layık görüleceksin. Hadi ordan pezevenkler! Malik olduğunuz şeylere nasıl malik oldunuz, karşılığında ne verdiniz gösterin önce, ondan sonra saygı ve sevgi umun. Bilakis yüzlerinize tükürülecektir. Kimsenin babasının çiftliği değil bu topraklar ve bu devletin hazinesi kimsenin yemliği değil. Kimse kimsenin kulu değil. Her aldığınız şeyin karşılığında ne verdiğinizi göreceğim. Görmezsem şayet benim nazarımda ne olacağınız gayet açıktır.
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,924
mesajlar
2,254
konular
1,320
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
09-06-2021, Saat:05:56 AM
Emek harcamadan, ter, yaş, kan dökmeden malik olacaksınız ve mülkü kendi aranızda dönüp duran devlete, güç aracına döndüreceksiniz, bizde öylece bakınacağız ve üstüne bir de sizleri saygıya seza göreceğiz öyle mi? Pezevenk miyim ben pezevenk, şahsiyetsiz, onursuz muyum? Hangi hakla, cüretle böylesi bir şeye yeltenebiliyorsunuz? Bendeniz, tüm mevcudiyetimi istimal ederek, namusumla, şerefimle kazanmaya çalışacam ve üstelik haklarımı malum sebeplerden dolayı alamayacam, dahası hak ettiklerim bile elimden alınacak hakkımı aradığım için ama sen hiçbir şey yapmadan, namussuzca, şerefsizce, hak etmediğin onca şeye malik olacaksın hem de münhasıran haksız şekilde sahip olduklarını kullanarak ve bendeniz bunu normal görecem, tolere edecem öyle mi? Gerçekten bu kadar düşebileceğimi mi sanıyorsunuz, bu kadar mal bir görüntü mü veriyorum? Gerçekten bildiklerimi öylesine bildiğimi ve bir hamal gibi onları kafamda taşıdığımı mı sanıyorsunuz? Yanılıyorsunuz! Ne gariptir ki, tüm eforunu sarfedip, emek verip, ter, yaş ve kan döküp bir türlü varlık edinemeyen insanlar yoksul kalıyorlar da, tüm bu kutsal değerlerden birini bile ortaya koymayanlar servet üstüne servet teraküm ediyorlar ve biz onların huzurlarında ayağa kalkıyoruz. Onlara insan nazarıyla bakıyoruz, onların kimliklerine bakıp onları tasvip ve tensip ediyoruz. Ve insançocukları olarak bunu gerçekten içselleştiriyoruz, kanıksıyoruz, sindiriyoruz. Hadi onlar insan değiller ya biz gerçekten insan mıyız? İnsanı insan kılan emeğidir! Keza beyni ve yüreğidir! Emeksizlere, beyinsizlere, yüreksizlere, sizleri hangi yoldan olursa olsun soyanlara, soyduranlara hesap sormazsanız yazıklar olsun size, o vakit insan mısınız diye sorulur.
 
Çalışmak, insanlığın varoluşundan bugüne yaşamın her merhalesinde Tanrı’ya ibadetin en iyi ve en temiz yolu olmuştur ve Tanrı’da, çalışmaktan başka hiçbir şeye değer vermemiştir. Çünkü çalışmak demek emek demektir ve demiştik ki emek kutsaldır, işte bu yüzden kutsaldır emek. Çünkü Tanrı istemiştir ki, kimse hak etmeden bir şeye ulaşmasın, herkes bir şeyler istiyorsa, istediği şeyler için bir şey versin, versin ki aldığında haz duysun. Ama almanın mukabilinde vereceği bu şey, içinde alacağı şeyi hak etmeye gerekçe olacak bir şey barındırsın. Çünkü Tanrı samimiyetsizliği ve sahtekârlığı sevmez. Tanrı emek vermediğin şeyden vermeni de reddeder. İster ki, kendi adına ya da Benim adıma vereceğin şeyde, kendinden verdiğin çok değerli bir şey olsun. İnsan niyetidir, işte bu yüzden niyetidir. Niyetin temizse, yolunda temiz yürürsün ve kuracağın hayatta temiz olur. İçin kirliyse düzenin de kirlidir ve her yerden irin akar. Tanrı da niyetlere göre verir ve verileni de niyete bakarak kabul eder. Çünkü kendisi, isteyenin kim olunduğuna bakmaksızın cömertçe verir. Öyleyse verilenin de öylece verilmesini ister ama verilenin de temiz olmasını bekler. Çünkü Kendisi temizinden ve cömertçe vermiştir. Ve temiz olan her şey mutlaka emekle değerlenmiştir. Aklınızın köşesinden bile geçmiyordur belki böylesi bir şey ama Tanrı bile içinde kutsal bir emek bulunan çalışmayla halketmiştir tüm mevcudatı zerreden zerrata. İşte bu yüzden emeğe ihanet hem insanlığa hem de Tanrı’ya ihanettir!
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,924
mesajlar
2,254
konular
1,320
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
10-06-2021, Saat:06:06 AM
Bizler insançocukları olarak maalesef terbiyesiz, hayâsız, utanmaz, ahlaksız insançocuklarıyız (((lütfen yanlış anlaşılmasın, genel konuşmuyorum ve malumdur ki büyük mikyasta da havas takımına matuf konuşuyorum, ki, münhasıran bahsedeceğim hususta değil hayatımızın her boyutunda böyleyiz maalesef))). Hani hep denir ya; okuyun diye. Elbette samimiyetle ve temiz niyetle denmez, laf olsun kabilinden ve bir de sükse yapmak için öyle denir, işte insanlar, insanlara seslenerek okuyun diyen hakkında, kitaba değer veriyor, kitabı seviyor, insanların bilinçlenmelerini istiyor sansınlar için. Hani hep ahlak olgusu dillere pelesenk edilir ya ve temcit pilavı gibi sıkıntılı dönemlerde ısıtılıp ısıtılıp önümüze konur ya, insanlar bizi ahlaklı bilsinler ve sevsinler hatta birbirlerine çok ahlaklı şu adam desinler gibisinden, işte onun gibi. Yani biz her şeyimizle kurgu insanlarız, gerçek insanlar değiliz. Misal; bir dizide gerçek hayatta ki bir karakter zımnen sevdirilmeye çalışılır ya ama karakter dizi de öyle bir anlatılır ya sanki mutlak günahsız gibidir ya ama o kişiyi gerçek hayatta bulamazsınız ya ama yine de dizi de anlatılana bakarak gerçek hayatta olan ama dizidekiyle zerre miskal ilgisi, benzerliği olmayan o adamı seversiniz ya işte onun gibi. Bizler mikrop gibiyiz ya, ezenle ezilenle. Ya adam eziliyor ve bunu görüyor, biliyor, duyumsuyor ama kendisini ezene yine de âşık oluyor, bu nasıl bir kişiliktir ya, gerçekten çok enteresan değil mi? Elimden gelse böylesi ikircikli, riyakâr, sahtekâr karakterlerin o kirli ve tiksindirici kara suratlarına tükürürüm. Niye böyle diyorum? Çünkü eğer okuyun ey insanlar diye bir çağrı yapıyorsan, okuyanın beynine zincir vurmaya, düşüncesini tutsak kılmaya yeltenmemen lazımdır. İnsanların okumalarından mutluluk duyman lazımdır. Ama hayır bilakis okuyanlardan rahatsız olunuyorsa, okuyanların aydınlanacağı varsayımıyla zımnen kimsenin okumaması isteniyorsa işte o vakit bu seslenişte bir kahpelik olduğu su götürmez gerçektir ve işte yine o vakit böylesi bir durum küfrün yerini bulduğu ve küfrü hak eden bir olaydır. Şöyle düşünelim lütfen; şimdi bendeniz okuyacam diye gözlerim kan çanağına dönecek, gecem gündüzüm belli olmayacak, boynum tutulacak, tabir caizse canım çıkacak ve emsalsiz bir emek verecem bilgiye ulaşmak için ama o bilgiyi özgürce kullanamayacam öyle mi? Tükürürüm böylesi zihniyetin içine ve tükürürüm güya okumayı teşvik eden böylesi soysuz sahtekârlığa. Çünkü bana okuyun deniyorsa ve bendeniz okuyorsam, apaçık bellidir ki dilediğim kitabı kendim seçip, kendim okuyacam. Ne birisine kitap seçtirecem ne de birini yanıma getirip oku şu kitabı diyecem. Dolayısıyla da yine münferiden düşünecem, akıl yürütecem, çözümlemeler yapacam ve ulaştığım bilgiyi insanlığa doğru haykıracam. Çünkü bilgiye ulaşmak için bir emek veriyorum kardeşim hem de canımı hiçe saymak pahasına. Öyleyse o emeğe ya saygı duyulmalıdır ya da o emeğin ürünü olan bilginin özgürce duyurulmasına tepkisiz kalınmalıdır. Ne, ne okuyacağımı seçtir ne okuduğum halde saygı duy ve ne de bilgiye hürriyet ver ama sahtekârca da okuyun diye nutuk irad et. Pespayeliğin, müptezelliğin âlemi yok. Kutsal emeğe saygı istiyorum, bu kadar, sadece bu kadar!   
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.
Çevrimdışı
General
*
4,924
mesajlar
2,254
konular
1,320
REP PUANI
Yeni Üye

Aug 2011
(Kayıt Tarihi)
Erkek
(Cinsiyet)
11-06-2021, Saat:06:13 AM
İnsançocuklarının tensel olarak paramparça olmalarının ve haklarına sahip çıkamayışlarının kökeninde tinlerin parçalanmışlığı gibi bir gerçeklik bulunmaktadır. Çünkü tinleri farklı müzikleri terennüm edenlerin tenlerinin aynı müzikleri terennüm etmelerinin imkânı olamaz. Bu yüzden de gayemiz her daim tinlerin aynı müziğe eşlik etmelerini temin etmek olmuştur. Zira ten olarak aynı yere yönelmiş olmak tin olarakta aynı yere yönelmiş olmak demek değildir hatta ten olarak aynı ortamda bulunuyor olmak tin olarakta orada olunuyor olmak değildir. Bu yüzden tenlerin değil tinlerin birliğidir önemli olan. Çünkü biliyoruz ve inanıyoruz ki; tinler birleşmeden tenler asla birleşmeyecektir, nihayetinde de aynı müziği terennüm etmek muhal ender muhal olacaktır. Çünkü ortak meselelerde, ortak akılda ve vicdanda buluşmadıkça yapabileceğimiz hiçbir şey, varabileceğimiz hiçbir hedef yoktur. Bu yüzden de bölünerek sömürülüyoruz. Ve taammüden bölünüyoruz. Ama anlamıyoruz, anlayamıyoruz. Bizler hayvan değiliz, insanız ama birbirini tanıyan, birbirinin duygularını duyumsayabilen, düşüncelerini anlayabilen insanlarız yani değişmeye çalışan insanlarız. Tamam zayıfız, aciziz, bireysel olarak nice yönlerimizle tahdit edilmişiz ama yine de birleşince devleşebiliriz ve sahte devleri devirebiliriz. Bizleri ayıran şeylerden kurtulmadıkça da birleşemeyiz. Tarih, din, milliyet bizleri ayıran şeyler olmamalıdır ve hayata bunlar ekseninden bakmamalıyız. Biz hayata adil, zalim ekseninden bakmalıyız. Adil kim olursa olsun yanında olmalıyız, zalim de kim olursa olsun karşısında olmalıyız. İşte zalim şurdan, burdan diyerek onun safında yer alamayız, böylesi bir şeyden utanç duymamız icap eder. Keza adil olan içinde böyle bakmalıyız, şöyleymiş, böyleymiş diye adil olanın yanından kaçıp başkalarının yanına gidemeyiz. Emekler birleşince ne olur? Devasa bir emek ortaya çıkar değil mi? Öyle bir emeğin üstesinden gelemeyeceği hangi sorun olabilir? Niye nümayişler kadük kalmaktadır, neticesiz kalmaktadır hiç düşünüyor muyuz? Tinlerde birleşik güç olmadıkça tenlerin birleşik gücünü gerçekleştirebilsek bile hayat sahasında gerçek kılabileceğimiz hiçbir şey olamaz. Dürüst olacaz, samimi olacaz, niyetimiz temiz olacak, emeğimize namusluca sahip çıkacaz. Namussuzlukla hiçbir yere varamayız, zaten namussuzlara karşı insanlık mücadelesi veriyoruz, aynı duyguyla mücadele edenlerde, tilki gibi kurnaz olanların kazanacağı aşikârdır. Ama bizler gerçekten namuslu olarak verirsek mücadelemizi onlar tilki kadar kurnaz olsalar da sökmez, mutlaka alt ederiz. Yeter ki insan olduğumuzu ve bir tinimiz bulunduğunu bilelim ama inanalım da bildiğimize, çünkü eylemi tevlit edecek olan inanmaktır, bilmek değil!
HER ŞEYİ SORGULA. 
VATAN-AHLAK-ADALET.
DÜŞÜNCEYLE SAVAŞMAK YÜCELTİR.


Hızlı Menü:


Görüntüleyenler: 1 Ziyaretçi