Emperyalist menfaatlerini her şeyin üzerinde tutan politik veya mali kimlikteki çağdaş firavunlann küfrü genellikle aşikardır. Bunlar kendüeri azdığı gibi kendilerine uyanları da azdırıp, saptırmışlardır.
“Üzerlerine (azap) sözü hak olanlar derler ki; Rabbimiz, işte bizim azdırıp-saptırdıklarımız bunlar, kendimiz azıp saptığımız gibi onları da azdırıp-saptırdık” Kasas: 28/63.
Şaşkın ve sapık olan insanların bu azgınlara kulluğu, bu azgınları dost kabul etmeleri ve bunları fayda veya zarar vermeye muktedir görmeleri üzerine gerçekleşmektedir, Bir kısım insanlar bu firavunları severek, bu firavunlara kulluk yaparlarken diğer bir kısım insanlar ise, bu firavunlardan korktukları için bu firavunlara kulluk yapmaktadırlar.
Oysa çağdaş firavunlann kendilerine özgü güçleri yoktur. Onların bulundukları makama değer vererek, onlara kulluk yaparak onları güçlendirenler, kölelerdir.
Makamın veya paranın yaptırım gücü, makama veya paraya değer verenler üzerinde müessirdir. Gerçi bütün kölelere sorsanız, kendilerine tahakküm eden makama veya kapitale karşı belirli bir rahatsızlık duymaktadırlar. Belki de kölelerin hepsi, bu makamların veya bu kapital imparatorluklarının yıkılmasından, devrilmesinden yanadırlar.
Fakat değer verdikleri bir şeyin yıkılmayacağını bilmezler, bilemezler!.
Oysa bir şeye değer vermek demek, onu meşru görmek, onu güçlendirmek demektir. Dolayısıyla makama veya kapitale değer vererek, bunlara devrimci yaklaşmak, bunları devirebilmek mümkün değildir.
Ne var ki bu gerçeklerden bihaber olan uluslararası köleler, kendilerine ilahlık taslayan emperyalistlerin ve dünya emperyalizminin farkına vararak bunlan devirmek için mücadele edecekleri yerde, bunlardan bir lokma ekmek alabilmek için mücadele etmektedirler. İnsanın ve insanlığın hakkını unutup, emeğin hakkı için mücadele ettiklerini zanneden bu kimseler, devrimci dava adamı değil, ne yazık ki devrilmiş zavallılardır. Bu zavallıların arasında kendilerini müslüman zanneden kalabalıklar da vardır. Şeytana kulluk yapmaktan içtinap etmeye çalışan bu kimseler, farkında olmadan şeytanın dostlanna kulluk yapmaktadırlar. Oysa ki şeytana kulluk yapmak ile şeytanın dostuna kulluk yapmak arasında herhangi bir fark yoktur. Bu gibi yönelişlerde bulunan insan, her iki durumda da şirke girmektedir.
insanlara ilahlık taslayan dini kisveli kimseler de bulunmaktadır. Bunlar genellikle müslümanların arasında yaşamakta, müslüman gözükmekte Ve meseleye vakıf olmayan insanlar tarafından müslüman bilinmektedirler. Bu aldatıcılar, küfürleri aşikar olan firavunlara nazaran çok daha tehlikelidirler. Çünkü bunlar doğrucu bilinen yalancılar, dost gözüken düşmanlardır. Allah adını kullanarak insanları aldatmaktalar ve Allah'a kul olmak isteyen insanları, kendilerine kul yapmaktadırlar. Bu aldatıcılara hacı, hoca, şeyh, üstad, imam, müftü denilse de, bunlar Allah'ın değil, şeytanın dostudurlar. Bunlar Allah'ı değil, kendi menfaatlerini ve kendi nefislerini yüceltenlerdir.
Oysa müslümanlar Allah (c.c.)'i tekbir etmekle ve diğer insanlan Allah'a davet etmekle yükümlüdürler. Kendilerini veya başkalarını yüceltenler ve diğer insanlan bunlara davet edenler açık bir sapıklığı yaşamaktadırlar. En seçkin insan Resulullah (s.a.v,) sadece Allah'ı tekbir etmiş ve insanlan kendisine değil, Allah'a davet etmiştir.
Yaşadığımız coğrafyada dine karşı saygılı yaklaşan insanlar, din adamı görünümündeki aldatıcılara da saygılı yaklaşmaktadırlar. Nitekim bu aldatıcıları yüce ve emin kişiler olarak görmekte ve onlann Allah adını kullanarak yalan söyleyebileceklerine hiç ihtimal vermemektedirler. Oysa bu aldatıcılar “Besmele” ile söze başlamaktalar ve insanlan kendilerine veya tağuta kulluğa davet ettikten sonra 'Elhamdülillah' diyerek sözü bitirmektedirler.
İnsanlarımızın bu konularda dikkatli olmaları, her sarıklıyı hoca, her sakallıyı hacı sanmamaları gerekir. Aynı şekilde müslümanların da, sevdikleri ve itaat ettikleri kimseleri Allah'ın hüküm ve ölçülerine göre değerlendirmeleri ve bu değerlendirmeye göre onlara yaklaşmaları gerekmektedir. Çünkü İlahi hükümleri dikkate almadan hoca ve üstadlarına teslim olan kimseler, ne yazık ki bilginlerini ve rahiplerini Rab kabul eden hıristiyanîann durumuna düşmektedirler.