You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

Üye
insanlara tapanlar
İnsanların, kendileri gibi birer mahluk olan insanlara tapmaları en tuhaf olduğu gibi aynı zamanda en yaygın bir şirk türüdür. Tarihin her döneminde kendisini ilahlaştırmaya çalışan firavunlar ve bu firavunlara kulluk yapan köleler olagelmiştir, Geçmiş dönemlerde bazen devlet baş­kanı, bazen aşiret reisi olarak karşımıza çıkan bu firavun­lar, çağımızda dini, politik veya mali kimliklerle karşımıza çıkmaktadır. Allah'ın hükümlerini hiçe sayan bir din ada­mı, bir politikacı veya bir patron ile geçmişteki firavunlar arasında herhangi bir fark yoktur. Bunların hepsi az veya çok bir insan kalabalığına tahakküm etmekte, şeytani hü­kümlerle bu insanları kendilerine kul yapmaktadırlar.

Emperyalist menfaatlerini her şeyin üzerinde tutan politik veya mali kimlikteki çağdaş firavunlann küfrü genellikle aşikardır. Bunlar kendüeri azdığı gibi kendilerine uyanları da azdırıp, saptırmışlardır.

“Üzerlerine (azap) sözü hak olanlar derler ki; Rabbimiz, işte bizim azdırıp-saptırdıklarımız bunlar, kendimiz azıp saptığımız gibi onları da azdırıp-saptırdık” Kasas: 28/63.


Şaşkın ve sapık olan insanların bu azgınlara kulluğu, bu azgınları dost kabul etmeleri ve bunları fayda veya za­rar vermeye muktedir görmeleri üzerine gerçekleşmekte­dir, Bir kısım insanlar bu firavunları severek, bu firavunla­ra kulluk yaparlarken diğer bir kısım insanlar ise, bu firavunlardan korktukları için bu firavunlara kulluk yapmaktadırlar.

Oysa çağdaş firavunlann kendilerine özgü güçleri yoktur. Onların bulundukları makama değer vererek, onlara kulluk yaparak onları güçlendirenler, kölelerdir.

Makamın veya paranın yaptırım gücü, makama veya paraya değer verenler üzerinde müessirdir. Gerçi bütün kölelere sorsanız, kendilerine tahakküm eden makama veya kapitale karşı belirli bir rahatsızlık duymaktadırlar. Belki de kölelerin hepsi, bu makamların veya bu kapital imparatorluklarının yıkılmasından, devrilmesinden yanadırlar.

Fakat değer verdikleri bir şeyin yıkılmayacağını bil­mezler, bilemezler!.

Oysa bir şeye değer vermek demek, onu meşru gör­mek, onu güçlendirmek demektir. Dolayısıyla makama veya kapitale değer vererek, bunlara devrimci yaklaşmak, bunları devirebilmek mümkün değildir.

Ne var ki bu gerçeklerden bihaber olan uluslararası köleler, kendilerine ilahlık taslayan emperyalistlerin ve dünya emperyalizminin farkına vararak bunlan devirmek için mücadele edecekleri yerde, bunlardan bir lokma ek­mek alabilmek için mücadele etmektedirler. İnsanın ve in­sanlığın hakkını unutup, emeğin hakkı için mücadele ettik­lerini zanneden bu kimseler, devrimci dava adamı değil, ne yazık ki devrilmiş zavallılardır. Bu zavallıların arasında kendilerini müslüman zanneden kalabalıklar da vardır. Şey­tana kulluk yapmaktan içtinap etmeye çalışan bu kimseler, farkında olmadan şeytanın dostlanna kulluk yapmaktadır­lar. Oysa ki şeytana kulluk yapmak ile şeytanın dostuna kulluk yapmak arasında herhangi bir fark yoktur. Bu gibi yönelişlerde bulunan insan, her iki durumda da şirke gir­mektedir.

insanlara ilahlık taslayan dini kisveli kimseler de bulunmaktadır. Bunlar genellikle müslümanların arasında yaşamakta, müslüman gözükmekte Ve meseleye vakıf olmayan insanlar tarafından müslüman bi­linmektedirler. Bu aldatıcılar, küfürleri aşikar olan firavun­lara nazaran çok daha tehlikelidirler. Çünkü bunlar doğru­cu bilinen yalancılar, dost gözüken düşmanlardır. Allah adını kullanarak insanları aldatmaktalar ve Allah'a kul ol­mak isteyen insanları, kendilerine kul yapmaktadırlar. Bu aldatıcılara hacı, hoca, şeyh, üstad, imam, müftü denilse de, bunlar Allah'ın değil, şeytanın dostudurlar. Bunlar Al­lah'ı değil, kendi menfaatlerini ve kendi nefislerini yücel­tenlerdir.

Oysa müslümanlar Allah (c.c.)'i tekbir etmekle ve di­ğer insanlan Allah'a davet etmekle yükümlüdürler. Kendilerini veya başkalarını yüceltenler ve diğer insanlan bunla­ra davet edenler açık bir sapıklığı yaşamaktadırlar. En seçkin insan Resulullah (s.a.v,) sadece Allah'ı tekbir etmiş ve insanlan kendisine değil, Allah'a davet etmiştir.

Yaşadığımız coğrafyada dine karşı saygılı yaklaşan insanlar, din adamı görünümündeki aldatıcılara da saygılı yaklaşmaktadırlar. Nitekim bu aldatıcıları yüce ve emin ki­şiler olarak görmekte ve onlann Allah adını kullanarak ya­lan söyleyebileceklerine hiç ihtimal vermemektedirler. Oysa bu aldatıcılar “Besmele” ile söze başlamaktalar ve in­sanlan kendilerine veya tağuta kulluğa davet ettikten son­ra 'Elhamdülillah' diyerek sözü bitirmektedirler.

İnsanlarımızın bu konularda dikkatli olmaları, her sa­rıklıyı hoca, her sakallıyı hacı sanmamaları gerekir. Aynı şekilde müslümanların da, sevdikleri ve itaat ettikleri kimseleri Allah'ın hüküm ve ölçülerine göre değerlendirmeleri ve bu değerlendirmeye göre onlara yaklaşmaları gerek­mektedir. Çünkü İlahi hükümleri dikkate almadan hoca ve üstadlarına teslim olan kimseler, ne yazık ki bilginlerini ve rahiplerini Rab kabul eden hıristiyanîann durumuna düş­mektedirler.
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.