Merhametin olduğu yerde umut tükenmez. Ebeveynlerimiz tarafından zaman zaman ihmale hatta ne yazık ki şiddete uğramış dahi olsak, hikayenin bittiği noktada değilizdir. Hayatımız boyunca, kaç yaşında olursak olalım, sinir sistemimizin etrafımızdaki uyaranlara her zaman açık olduğunu biliyoruz. Beyin plastiktir ve her yeni yaşantıyla değişir ve zenginleşir. Bu, hikayemizin bir yerlerde her zaman daha iyiye gidebileceği anlamına gelir. Bazen sevgi dolu bir akrabamızın, yahut bir öğretmenin, bazen de bir komşunun, bir arkadaşın, bir eşin hayatımıza girmesiyle işler elbette değişebilir.
Üstümüze düşen, belki de hikayemizi olduğu gibi kabul etmek ve değişmek için sorumluluktan kaçmak yerine, değişebileceğimiz gerçeği ve umuduyla devam etmektir. İnsanları tanımak ve onlarla ilişki kurmak için kendimize ve karşımızdakine fırsat vermek, varoluşumuzu değiştirecektir. Kurduğumuz ilişkiler zamanla bizi besler hale gelecek, sadece sinir sistemimizi yeniden şekillendirmekle kalmayacak, aynı zamanda bizi güvensizlik ve endişe kıyılarından uzaklaştıracaktır. O zaman merhametli bir insan olma ve merhametli insanlar yetiştirme yolunda sorumluluk alırız.
St. Exupery’nin söylediği gibi, ‘Hiç kimse sorumluluk ve umutsuzluk hislerine aynı anda sahip olamaz!’ Sorumluluk varsa umut vardır. Merhamet varsa umut vardır. Umut hep vardır zira insanın kalbinde, büyük şairin söylediği gibi, ‘merhamet adlı bir çınar vardır’.
KEMAL SAYAR