"Adam iki ya da dört rekat namaz kıldıktan sonra oturuyor. ''Şimdi'' diyor Kemal Tahir, ''Konuşmamız gerekiyor. Sabaha bu adam idam edilecek. Konuşacak konu ararken birden farkediyorum ki, bu dünyada bütün konuşmalar geleceğe aittir; geleceği olmayan bir adamla konuşacak bir şey yoktur.'' Ve böylece bir türlü laf bulup konuşamıyor birkaç saat sonra asılacak idam mahkumuyla..."
Bütün bildikleriniz, sahip olduğunuz birikiminiz, elde ettiğiniz ilim birkaç saat sonra hayata veda edecek birine söyleyecek bir şey bulamıyorsa, o bilginin hayata ve insanlığın yarınına dair söyleyecek ne mesajı olabilir? Bu ince çizgi iki farklı varlık tasavvurunun, iki farklı medeniyetin ayrışma noktasıdır aslında.