inandır yaşadıklarıma
güçlüydüm.
Uzaklardan gelir uzaklara gider sonbaharlara şaşırmazdım.
Yüzümün gizli yerlerine ansızın binlerce resmiyle yağan bir harf
bir harf vurdu beni dünya
incecik bir çınar yaprağı düştü üstüme sarsıldı kalbim...
Toprağa yağmur düşüyordu ah nasıl düşüyordu!
Bir harf durmadan durmadan üşüyordu.
Uzaklardan gelir uzaklara giderdim artık yıkıldım.
Ben bu yıkılışı yağmurlardan öğrendim
Kentler ayrıntıydı haritalar ayrıntıydı,
içinde tükendiğim şu hain hayatta
herkesin yalnızlığı duvarda asılıydı.
Nasıl söylesem dünya nereye bakıp söylesem?....
Çekinerek yaşadığım yılları her akşam, çekinmeden ateşe attığımı nasıl söylesem?
İnandır beni dünya...
Yıllar geçti ve bir şey kaybetmedim hayretimden...
Herkes bir saat alsa da çoğalmaz zaman ve ben bazı şeyleri
açıklayamam.
Yetmezken birimizin açtığı boşlukta yalnız kalmaya
neden kapansın göğsümde taşıdığım bu güzel yara?
Kader kimi seçerse kaptan o olsun
ben hangi pazartesiyi beklediğimi bilmiyorum.”
ALINTI