“Kalbinde buğday, arpa ve zerre ölçüsü iman olduğu halde Allah’tan başka Tanrı yoktur. Muhammed Onun elçisidir diyen kimse cehennemden çıkar” (Buhari, “İman”, 33; Tirmizî, “Cehennem”, 9; İbn Mace, “Zühd”, 37).
“İnsanlar Allah’tan başka Tanrı yoktur. Muhammed O’nun elçisidir deyinceye kadar kendileriyle savaşmakla emir olundum. Ne zaman bunu söylerlerse can ve mal güvenliğine sahip olurlar. Ancak kamu hukuku gereği uygulanan cezalar bundan müstesnadır. İç yüzlerinin muhasebesi ise Allah’a aittir” (Buhari, “Cihad”, 102; Müslim, “İman”, 8; Ebu Davud, “Cihad”, 104).
Dil ile ikrar bu denli önemli olduğu için genellikle iman, “Kalp ile tasdik ve dil ile ikrardır” şeklinde tanımlanmıştır. Fakat imanı bu şekilde tanımlamak, kalbi ile inanmadığı halde inandım diyenin mümin olmasını gerektirmez. Bu konuda bir ayet-i kerimede, “İnsanlardan bazıları da vardır ki, inanmadıkları halde Allah’a ve âhiret gününe inandık derler” (el-Bakara 2/8) buyrulmuştur.
İslam dininde Gönülden inanmadığı halde, diliyle inandığını söyleyen kimse -kalpteki inanç ve ikrarı bilinemediği için dünyada Müslüman gibi işlem görür. Fakat imanı bulunmadığı ve münafık olduğu için ahirette kafir olarak işlem görecek ve cehennemde ebedi kalacaktır.
RABBİM imanı tam dil ile ikrar kalp ile tasdik etmiş kullarından eylesin.