"Biz bir devlet hakkında, diğer devletlerin toplanılıp, o devlet ve başkanı hakkında karar almalarını doğru bulmuyoruz. Hiçbir devlet kendisi hakkında böyle bir karar alınmasını kabul etmez" ifadelerini kullandı.
Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İmam Hamanei bugün (Pazar) dışişleri bakanı ve yurtdışındaki elçi ve diplomatlara hitaben yaptığı konuşmada İran’ın dış siyasetindeki kalıcı ilke ve stratejilerin anayasada belirlenmiş olduğu üzerinde durarak aşağıdaki konulara dikkat çekti:
"Biz bir devlet hakkında, diğer devletlerin toplanılıp, o devlet ve başkanı hakkında karar almalarını doğru bulmuyoruz. Hiçbir devlet kendisi hakkında böyle bir karar alınmasını kabul etmez" ifadelerini kullandı.
abna.com.
İmam Hamanei "Suriye'de savaş sona ermeli. Devlet merkezli barış yapılmalı. Çünkü devlet, bir taş dahi atılsa ondan zarar görür. Huzuru bozanlar o taşı atanlardır. Onlar da muhalifler. Bunlara silah ve imkan verilmemelidir. Onlar bir şey yapmasınlar, bunlar da bir şey yapmaz. Güvenlik sağlansın ve bir seçim yapılsın. Amerika'nın veya diğer ülkelerin 'o gitsin, bu kalsın' sözleri mantıklı değil" şeklinde konuştu.
Amerikanın bölgedeki hedefleri İran’ın hedeflerinin 180 derece karşısındadır. ABD bölgesel meseleleri çözmeye değil kendi çıkarlarını dayatmaya çalışmaktadır.
Başka ülkelerin Suriye’de devlet sistemi konusunda karar almaları tehlikeli bir bidattir.
İran islam Cumhuriyetinin dış siyaseti İslam’dan, İslam İnkılabının ülkü ve hedeflerinden kaynaklanır. Dışişleri bakanlığı yetkilileri ve dıştaki temsilciler bu ilke ve ülkülere dayalı siyasetleri takip etmekle mükellef hizmetçilerdir.
İran’ın siyasetleri hükümetlerin değişmesiyle değişmez. Hükümetler sadece farklı taktikler ve uygulama yöntemleriyle bu temel stratejileri hayata geçirmek hususunda etkili olabilir ve müdahalelerde bulunabilir.
İran’ın siyasi temsilcileri kendilerini sadece anayasada belirlenmiş ilkeleri mantıklı ve ciddi bir şekilde takip etmekle görevlidirler.
İslam cumhuriyetinin dış siyasetinde kendi isteği veya mecburen değişiklik yapıldığına dair analizler batılıların boş hayallerinden ibarettir. İran’ın dış siyasetinde, en azından bölgesel siyasetlerinde başta ABD olmak üzere sultacı güçlerin saldırıları karşısında sarp bir kaya ve güçlü bir set gibi durmaktadır ve onlar siyasetimizin değiştiğini daima hayal edip duracaklardır.
Bazılarının düşüncesinin aksine ABD, Batı Asya bölgesindeki meselelerin bir parçasıdır, problemlerin, müşküllerin çözüme kavuşturulmasının bir tarafı değil.
İslam Cumhuriyetinin siyasetlerini şu veya bu kişi belirleyemez. Siyasetimiz Anayasada güçlü ilkelere dayanmaktadır. Anayasada dış siyasetimizdeki ölçüyü İslam belirler. Bunun için dış siyasetimizde farklı ülkeler ve meseleler konusunda alınacak tavırlar dine dayanmalı, dini içerikli olmalıdır.
İslam Cumhuriyeti anayasasında dünyanın bütün müslümanlarına kardeşçe yaklaşmak, dünya mustazaflarını aralıksız desteklemek, yabancıların her türlü nüfuzunu önlemek ve sömürüyü reddetmek, her alanda bağımsızlığı korumak, müslümanların haklarını savunmak, sultacı güçlerle işbirliğinden kaçınmak, muhaip olmayan devletlerle karşılıklı barışçıl ilişkiler kurmak, başka ülkelerin iç işlerine karışmamak, dünyanın neresinde olursa olsun mustazafları müstekbirlere karşı haklı mücadelelerinde desteklemek dış siyasetimizde bağlı kalacağımız ilkeleri oluşturuyor. Bu ilkeler dünyanın her yanındaki milletlerin ve özellikle de düşünür ve aydınların ilgisini çekmektedir.
İslam Cumhuriyetinin dış siyasetindeki bu inkılapçı içerik ve stratejiler çeşitli alanlarda ustaca uygulamaya konulsa hayret verici etkiler bırakır ve İslam dünyasının önemli meselelerini çözecek kapasiteye sahiptir.