İmam Hafız Zehebi (rh.a), -Menakıb-ı İmam Ebu- Hanife isimli kitabında İmam Ebu Hanife (rh.a)'nin ismi doğumu ve soyu hakkında şunları söylemiştir:
Ebu Hanife'nin ismi, Numan b. Sabit b. Zutâ'dır. Kûfe ehlinin müftüsüdür. Allah ondan razı olsun, hicri 80 senedinde, Halife Abdulmelik b. Mervan (ö. 705) zamanında, Din-i Hanif üzere Kûfe'De doğdu.
Ebu Hanife'nin zamanında Ashab-ı Kiram'dan bir cemaat hâlâ hayatta idi. İnşeAllah o, ashaba güzellikle tabii olan, Tabiin zümresindendir. Çünkü Enes b. Malik (rh.a) (ö. 93/711) Kûfe'ye geldiği zaman İmam Ebu Hanife'nin onu gördüğü sahihtir.
Muhammed b. Sa'd (ö. 230/845) şöyle der:
"Yusuf b. Cabir, Ebu Hanife'yi şöyle söylerken işittiğini rivayet etti: "Ben Enes'i gördüm."
Yakub b. Şeybe es-Sedûsi (ö. 262/875) şöyle der: "Ebu Hanife: Teymullah b. Sa'lebe b. Bekr b. Vail oğullarına vela yoluyla bağlıdır."
Kadı Ebu Hazım Abdulhamid (ö. 292) şöyle der: "Ebu Hanife'nin torunu İsmail (ö. 212/827)'in oğluna, "Sizin mevlanız kim" dedi. O şöyle cevap verdi: "Ebu Hanife'nin babası ceddim Sabit Kâbil'dendir. Teymullah b. Sa'lebe oğullarından bir kadın onu satın aldı ve azad etti."
Ebu Nuaym Fadl b. Dukeyn (ö. 219/834) şöyle der:
"Ebu Hanife'nin yüzü, sakalı ve elbisesi güzeldir."
Abdulvahhab b. Ziyad şöyle der:
"Kûfe'de Ebu Hanife'yi gördüm, başında siyah bir tavile (takke) vardı."
Ali b. Abdurrahman, babası Abdurrahman b. Muhammed b. el-Muğira el-Kûfi'nin, Mısır'da iken şöyle söylediğini rivayet etti:
"Kûfe mescidinde insanlara fetva veren bir şeyh gördüm, başında bir siyah tavile vardı." "Bu zat kim" dedim. "Ebu Hanife" dediler.
Mısır kadısı Ebu'l Kasım İbn Ebi'l Avam (ö.335), tek cilt olan Fezailu Ebu Hanife kitabında şöyle rivayet eder: Bana İbrahim b. Ahmed b. Sehl et-Tirmizi> Kadı el-Kasım b. Ğassan> babam Ğassan> dedem Ebu Ğassan Eyyub b. Yunus kanalıyla en-Nadr şöyle söylerken işittiğini rivayet etti:
"Ebu Hanife güzel yüzlü idi. Elbisesini bol giyerdi. Hoş kokulu idi. Bir ihtiyacım için onun yanına geldim. Sabah namazını onunla beraber kıldım. Üzerimde komes (kavmeş) malı bir elbise vardı. Katırının eyerlenmesini emretti ve: "İhtiyacını yerine getirmem için elbiseni bana ver. Şu da benim elbisem, dönünceye kadar sende onu giy." dedi. Bende dediğini yaptım. Döndüğü zaman şöyle dedi: "Ey Nadr! elbisen beni mahçup etti." "Hoşuna ne idi" dedim.
Ebu Hanife "Elbise kalındı."
Nadır: "Ben onu beş dinara satın aldım, hoşuma gidiyor."dedi. Bundan sonra Ebu Hanife'yi bir daha gördüm. Üzerinde, otuz dinar olduğunu tahmin ettiğim komes malı bir elbise vardı." (İmam Hafız Zehebi: Menakıb-ı Ebu Hanife, s. 35, 43)