Bir köy imamı anlatıyor. Tarih temmuz 2015….
Üç yüz hanelik köyde görev yapıyorum. 950 nüfuslu güzel bir köy. Köy halkının hali vakti oldukça iyi.
Herşey iyi hoş, ama camiye tek kişi uğramıyor. Sabah Namazlarında kimse gelmediği için cami lojmanından minareye bir kablo çektim, ezanı evde okuyor, namazımı evde kılıyorum.
Bu beni rahatsız ettiği için şimdi artık cemaat gelse de gelmese de camiye gidip sabah namazlarını eda ediyorum. Geçen gün sabah namazının sünnetini kılarken, kapı gıcırtısı sesi geldi. Öyle sevindim ki, bir kişi geldi, cemaatle kılacağım dedim. Selam verdim arkama baktım ki, bir kedi içeri girmiş… Yine yalnız kılmak zorunda kaldım.
En kötüsü Cuma günleri Cuma namazı için kimseyi bulamıyorum. Cuma namazlarının kılına bilmesi için en az üç kişi tamam olması gerek. Fakat bu Cuma günleri ya bir kişi olur, ya iki kişi…
Bir türlü üç kişiyi tamamlayamıyoruz. Tamamlamak için ev ev dolaşıyorum. Kahveye gidiyorum rica ediyorum, ama kimse gelmeye yanaşmıyor: “Hoca, git iki kişi ile kıl ne olacak!” diye dalga geçiliyor.
Bu Cuma da öyle oldu. Ezanı okudum, aşağı indim, iki kişi var. Kahveye gittim, üç oyun masası kurulmuş, 12 kişi oyun oynuyor. “Arkadaşlar oyuna biraz ara verin, cemaati tamamlayın da Allah rızası için cumamızı kılalım. Cuma kılmamıza vesile olacağınız için sevaba girersiniz!” dedim.
Her zaman olduğu gibi yine alaycı bir şekilde beni tek başıma geri gönderdiler.
Anlayacağınız, devlet beni köye imam diye atamış. oturup maaş alıyor durumundayım. Artık buradan gitmenin yollarını araştırmakla meşgulüm.
Yukarıdaki sözü edilen köy Orta Anadolu’da bir köy… Yazılanların hepsi harfi harfine bir müezzinin ağzından yazılmıştı.
Sahi neler oluyor?
Halimiz vaktimiz düzeldikçe daha çok hamd edeceğimize; Rızkı veren Allah (cc) dan daha da uzaklaşıyoruz.
Allah sonumuzu hayreyleye!
Bilal Civelek