İsrâiloğullarından birisi çok ilim elde etmişti. Fakat ona ilmi fayda vermemişti. Allahü teâlâ, zamanın Peygamberine; “Git ona şöyle de: Bundan daha çok ilim de elde etmiş olsan, şu üç şeyle amel etmedikçe, ilmin sana fayda vermez:
1- Dünyânın malını, mülkünü ve süsünü sevme. Çünkü sen, henüz sevâb yeri olan Cennette değilsin.
2- Şeytana uyma. Çünkü şeytan, mü’minlerin dostu değildir.
3- Allahü teâlânın kularından birisine eziyet etme. Zira mü’mine eziyet etmek, mü’minin işi ve san’atı değildir” diye vahyetti.
İbrahim aleyhisselâma; “Allahü teâlâ seni, ne yaptın da kendisine halîl (dost) edindi?” diye suâl edilince buyurdu ki:
“Üç şey sebebiyle beni, Allahü teâlâ kendisine dost edindi:
1- Allahü teâlânın emrini, Allahü teâlâdan başkalarının emrine tercih ettim.
2- Allahü teâlânın benim için kefil olduğu rızkım husûsunda hiç endişe etmedim.
3- Sabah olsun, akşam olsun, misâfirsiz yemek yemedim.”
Resûl-i ekrem efendimiz buyurdu ki: “Üç şey, sahibini azaptan kurtarır. Üç şey helake götürür. Üç şeye, âhirette üç tane derece vardır. Üç şey de günahlara kefârettir. Sahibini azaptan kurtaranlar şunlardır: Gizlide açıkta Allahü teâlâdan korkmak. Fakir ve zengin iken, orta hâl üzere bulunmak. Rızâ ve gadab hâlinde adâlet üzere olmak.
Helake götüren üç şey şunlardır:
1- Şiddetli cimrilik. 2- Nefsine tâbi olma. 3-Kişinin kendisini beğenmesi.
Âhirette üç derece şunlardır:
1- Selâmı yaymak. 2- Misâfire ve aç olana yemek yedirmek. 3- İnsanlar uykuda iken, gece namaz kılmak.
Günahlara kefâret olan üç şeye gelince, şunlardır:
1- Şiddetli soğuklarda sünnetlerine riâyet etmek sûretiyle güzelce abdest almak. 2- Cemâatle namaza devam etmek. 3- Namaz kıldıktan sonra, diğer namazı kılmak için beklemek.”