You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İLİM ve İBADET YETER Mİ?

İLİM ve İBADET YETER Mİ?

Profesör
İLİM ve İBADET YETER Mİ?


İLİM VE İBADET YETER Mİ?

[Resim: y1pGleTU3evj5KDhZ5xASNUlOlzefVHDclPHUWUM...NMgJPtugnU]

Alim olsak, ilâhi hakikatleri bilsek, hayatımızı ibadet ve taatla geçirsek, başımızı secdeden kaldırmasak, yine de ilâhi rahmetten kovulmak, cehennemi haketmek mümkün mü? Nasıl mümkün olabilir diye soruyor insan. Oysa…

Allahu Tealâ , “ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” diyerek Meleklerle konuşmaya başladı. Aralarında ateşten yaratılan Şeytan da var. Bilgisi geniş, ibadeti hadsiz hesapsız… Ayrıca bizzat Cenab-ı Mevlâ tarafından üstün görevler verilmiş.
Yüce Mevlâ’nın hitabına şöyle karşılık verdiler:
-“Bizler hamd ederek Seni tesbih ve takdis edip dururken, yeryüzünde bozgunculuk çıkartacak, kan dökecek birisini mi halife kılıyorsun?”
Bunun üzerine Allahu Tealâ şöyle buyurdu:
-“Sizin bilemeyeceğiniz şeyleri ben biliyorum.” (Bakara, 30)

İblis’in Kibiri
[Resim: y1pFcn_QZEEqDkGLL2q7_9aOS03WQqpIvueFhBkd...9F03ZZxqGw]
Cenab-ı Mevlâ, bundan sonra ilk insanın, Adem a.s.’ ın vücudunu topraktan şekillendirdi ve cennete koydu. Henüz ona can vermemişti. Şeytan, topraktan yapılmış bu cansız bedeni gördükçe rahatsız oluyor, onun yeryüzüne halife yapılacağını bir türlü hazmedemiyordu. Halbuki Allahu Tealâ’nın bahşettiği ilim, nasip eylediği kulluk, itaat etmesini gerektiriyordu. Fakat hem itaat etmiyor, hem de gururunda ısrar ediyordu. Bunu da açığa vurmayıp içinde saklıyordu.
Sonra Allahu Tealâ Adem a.s.’a can verdi, varlıkların isimlerini öğretti. Sonra içlerinde Şeytan da aralarındayken meleklere bu varlıkları sordu. Şöyle cevap verdiler:
-
“(Ey Rabbimiz!) Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz, senin öğrettiklerinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz bilen ve hikmet sahibi olan yalnız Sensin.” (Bakara, 32)
Allah Tealâ , Adem a.s.’dan varlıkların isimlerini söylemesini istedi. Adem a.s.’da varlıkların isimlerini anlattı. Yüce Mevlâ şöyle buyurdu:
-“Ben size, göklerin ve yerin gaybını bildiğim gibi açığa vurduğunuzu da, gizlemiş olduklarınızı da bilirim dememiş miydim?” (Bakara, 33)
Her şeyi bilen Allah, Şeytanın içinden geçenleri de elbette biliyordu. Belki de ona inadından vazgeçmesi için fırsat veriyordu. Fakat Şeytan içindeki rahatsızlığı açığa vurmadı; Rabbinden bu hastalığını gidermesi için yardım istemedi. Sonra Mevlâmız, meleklere Adem a.s.’a secde etmelerini emretti. Bütün Melekler secde etti. Şeytan ise secde etmedi. Nihayet bu son imtihanda gizlemeye çalıştığı kibri açığa çıkıyordu.
Allahu Tealâ, ona şöyle sordu:

[Resim: y1pFcn_QZEEqDkGLL2q7_9aOS03WQqpIvueFhBkd...9F03ZZxqGw]
-“Ey İblis! Sen ne diye secde edenlerle beraber olmadın?” (Hicr, 32) Şeytan cevap verdi:
-“Ben kuru bir çamurdan yarattığın insana secde edecek değilim. (Hicr, 33) “Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan.” (A’raf, 12; Sâd, 76)
Bunun üzerine Allahu Tealâ, Şeytanı lânetledi ve rahmetinden kovdu:
-“Öyleyse in oradan! Orada kibirlenmen, büyüklük taslaman senin haddin değil. Git! Çünkü sen aşağılıklardansın!” (A’raf, 13)
Şeytanın işlemiş olduğu suçu ve bu suçun onu mahkum ettiği kötü sonucu da şöyle açıkladı:
-“O (emrimizden) yüz çevirdi ve kibirlendi, böylece kâfirlerden oldu.” (Bakara, 34)


İlâhi Hikmet ve İbret
[Resim: y1pFcn_QZEEqDkGLL2q7_9aOS03WQqpIvueFhBkd...9F03ZZxqGw]
Şeytan, Allah Tealânın yaratıcılığını, ilâhlığını inkâr etmemişti. Sadece kibirlenip bir emrine itaat etmemişti. İlmi, ibadetleri, üstün görevleri onu kurtaramadı. Kibir bunların hepsini silip süpürdü. Sonunda Şeytan Allah’ın düşmanı, cehennemin yakıtı oldu.
Bu olay, ilk insan henüz yeryüzüne indirilmeden meydana geldi. Henüz insan sorumlu tutulmadan… Dağların bile üstlenmekten kaçındığı ilâhi emanetin sorumluluğunu alan insanoğlunun daha yaratılışında bu olayın meydana gelmesi tesadüf olabilir mi? Kesinlikle değil. O’nun işinde tesadüf yoktur. Ancak hikmet ve ibret vardır.
Şöyle görmek gerekir: Bir şey oluyor, en yakın olan ebedi düşman oluyor. Topraktan henüz yaratılan ise en yakın olmaya aday… Ama kibirlenmediği sürece…
Yüce Mevlâ, Mukaddes Kitabımız’da bu olayı defalarca hatırlatıyor. İbret almamız, şöyle anlamamız için:
“Ey insan! Allah’a yakın olmak ne güzel! Ama onu korumak, kendi varlığını üstün görerek bu yakınlığı heba etmemek gerek. Bir düşün: Yer-gök kimin? Seni ayakta tutan kim? Güvendiğin ibadetlerini, kıldığın namazı, yaptığın zikri, verdiğin zekâtı sana sevdiren, yaptıran kim?
O değil mi O… Seni ve sana dair herşeyi yaratan Madem herşey O’na ait, büyüklük niye, insanlara tepeden bakmak niçin? Secdelere sürünen başın, gurur çatısında dolaşması reva mı? Hakiki büyük karşısında küçüklüğünü anlayıp Allah için yaş akıtan gözleri, gönülleri kanatacak süngü haline dönüştürmek yaraşır mı? Mevlâ’yı zikrederek arınan kalpleri kibirle kirletmek olur mu?”
Oluyor… Maalesef oluyor. Şeytan, kovulmasına sebep olan kibir mikrobunu ona bulaştırıyor. Öyle bir mikrop ki ne taat bırakıyor ne amel. Efendimiz s.a.v.’in ifadesiyle “Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremiyor.” (Müslim, Ebu Davud, Tirmizî)


İhlâs, Tevazu Ehli Yapar
[Resim: y1pFcn_QZEEqDkGLL2q7_9aOS03WQqpIvueFhBkd...9F03ZZxqGw]
Şeytanın tuzaklarından sadece ve sadece ihlâslı kullar kurtulabiliyor. Çünkü Şeytan, Allahu Tealâ’dan kıyamete dek mühlet istediğinde şöyle demişti:
-“…ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım. Sadece ihlâslı kulların bunun dışında kalacak.”
Allahu Tealâ da şöyle buyurdu:
-“… (İhlâslı) kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar hariç. Cehennem, onların hepsine vaadolunan yerdir.” (Hicr, 39-43)
İhlâslı kullar, yaptıklarını sadece Allah için yapanlardır. Riyadan-kibirden uzak, kalbi bulandıracak ne varsa hepsinden fersah fersah kaçanlardır. İbadetlerini Cenab -ı Mevlâ istediği için yapan, sadece O’nun hoşnutluğunu arayanlardır.
İhlâs, temiz kalplere bahşedilen öyle bir sırdır ki, az olan ibadetler onunla sınırsız hale gelir. Resul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz bunun için şöyle buyurmuştur:
-“Dininde ihlâslı ol, az amel sana yeter.” (Münavî, Feyzu’l-Kadir)
-“Amellerinizde her zaman ihlâsı gözetin. Allah, amelin sadece halis olanını kabul eder.” (Feyzu’l-Kadir)
Kibirden kurtulmak ve ihlâsı elde etmek, ebedi kurtuluşun reçetesi. Ve kibir, ilmi faydasızlaştıran, ibadet ve taatın insanı rabbine yakınlaştırıcılığını yok eden, aksine uzaklaştıran bir çirkinlik.
Mümine tevazu yaraşır. Herkese, herşeye. Boyun eğmiş olgun başaklar gibi…

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: İLİM ve İBADET YETER Mİ?
İlim ve ibadet hiç yeterli olur muu ? Her zaman daha fazlasını istemek yapmaya çalışmak lazım hazzını aldıkça dahası dahası hatta dahasınında dahası gelecetir .. Allah Razı olsun güli cennet çok güzel bi yazı ..
Ya Söylersem Kim Anlar ?
Söylemezsem Bağlar Gamlardan Ağlar Sad

Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: İLİM ve İBADET YETER Mİ?
Sendende Razı olsun sevgili kardeşim..

Bir hadisi şerifte Allah Rasülü:

"İnsanlar helâk oldu, âlimler müstesna. Âlimler de helâk oldu, ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helâk oldu, ihlâs sahipleri müstesna. İhlâs sahiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar."

Bu hadiste Peygamber Efendimiz (asm), insanların elendiği büyük bir elekten bahsediyor. Bu elek üç merhalesi olan bir elektir.

Bu eleğin birinci merhalesi; ilimdir.

Eleğin ikinci merhalesi ise; amel eleğidir.

Eleğin üçüncü merhalesi ise; ihlâs eleğidir.

Dördüncü merhale ki, bu merhale artık ilim, amel ve ihlâs eleğinden geçip Allah’ın rızasına ulaşma merhalesidir. Fakat bu merhaleye ulaşmakla iş bitmiyor, bundan sonra bu kazanılan merhalenin muhafaza edilmesi gerekiyor ki; bu da büyük bir riski olan bir makamdır, her an ayak kayabilir. Bu yüzden teyakkuz içinde olmak gerekir. gülücük Allah bizi kendi Rızasından ayırmasın, dileğim ayaklarımızı her daim kendi rıza dairesinde sabit tutsun..

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
General
RE: İLİM ve İBADET YETER Mİ?
Ayyy çok güzel yazmışsın çok sağol , evt çok doğru söylüyosun , daim olmak zor bizim hocamız her zaman söyler insan kendinden hiçbi zaman emin olmamalı , senin dediğine getiriyorum da ayak kayması .. Rabbim daim etsin ... Amin ..
Ya Söylersem Kim Anlar ?
Söylemezsem Bağlar Gamlardan Ağlar Sad

Bunu ilk beğenen sen ol.
-İKRA-
RE: İLİM ve İBADET YETER Mİ?
''İhlâslı kullar, yaptıklarını sadece Allah için yapanlardır. Riyadan-kibirden uzak, kalbi bulandıracak ne varsa hepsinden fersah fersah kaçanlardır. İbadetlerini Cenab -ı Mevlâ istediği için yapan, sadece O’nun hoşnutluğunu arayanlardır.''

Allah razı olsun, hepimizi ihlaslı kullarından eylesin.(amin)
Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: İLİM ve İBADET YETER Mİ?
Sizden de Razı olsun sevgili Zehan..

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: İLİM ve İBADET YETER Mİ?
Allah razı olsun.
Denildiği gibi eğer sadece İlim ve İbadet yeterli olsaydı her halde şeytan en iyi kimse olacaktı.Zira şeytanın ilmi ve yaptığı ibadetler malum. Demek ilim ve ibadetten daha önemli olan ihlastır.İhlas ise yüce Allahın tecelligahı olan kalbin temiz tutulmasıdır.
Geldi üzerime üç keder bir anda,
Yalnızlık,esaret ve sevgilinin hasreti,
Yalnızlığın ve esaretin çaresi var,
Ama sevgilinin hasreti,
Sevgilinin hasreti..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: İLİM ve İBADET YETER Mİ?
İhlas ile Rabbi Tealay!ı çok seven , O'nun sevgisiyle var olup,O'ndan başkasına kapıları kapalı kulalrından eylesin inş.. Sizden de Razı olsun..

[Resim: avatar_1657.gif]

Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 11-11-2014, Saat:06:58 PM, Düzenleyen: Gül-i Cennet.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.