2 hafta boyunca, bir üniversitenin ilahiyat fakültesine misafir öğrenci oldum. Arapça dışında o 2 hafta süre zarfında bütün derslere katıldım. Ve sonuç olarak çok büyük hüsrana uğradım. Ve anladım ki bu akademisyenleri gözümde çok büyütmüşüm. Oysaki bu tecrübemden önce bir doktoralı hocaya sonsuz saygım vardı. Daha doğrusu kendisine değil, ilmineydi bu saygım. Ama ne yazık ki saygımı kaybettiler. Ve bu ülkenin kaliteli hocalara olan ihtiyacının büyük olduğunu anladım. Ortalıkta vasat yardımcı doçentler, doçentler geziyormuş da haberim yokmuş. İlmin bu kadar düşük seviyede olduğunu hiç düşünmezdim.
Şimdi kısaca hocalardan ve yaptıkları hatalardan bahsedeyim.
1.) Hadis hocası: Bu hocaya en ağır tenkidleri yapacağım. Çünkü bahsedeceğim iki husus da hadis sahasına giriyor ve bu hoca da hadis hocası. Elbetteki hadis alanına giren bir konuda hatayı hadis hocasıyla, hukuk hocasının yapması arasında fark olacaktır.
a.) En çok hadis rivayet eden yedi sahabe konusu
Derste bu kısmı işliyorduk. Bakın işte sınav sorusu, sınavda sorarım, not alın dedi. Sonra dersin ilerleyen bölümlerinde konu ibni Mesud’a geldi. İbni Mesud da en çok hadis rivayet edenler arasındadır dedi. Şaşırdım o an, yoktu çünkü az önceki yazıda bu. Sonra geri sayfaları açtı ibni Mesud’un adını orada gösterebilmek için ve tabi baktı tek tek bulamadı. Yoktu çünkü. Burada yokmuş; ama ibni Mesud da çok hadis rivayet etmiştir dedi.
Ya Allah aşkına bu ne ciddiyetsizliktir. Sınavda sorarım dediğin sorunun cevabını kendin bilmiyorsun. Önce kendin öğren ki öğrencilere sormaya hakkın olsun!
Bazılarınız, olabilir hoca yanılmıştır diyebilir. Arkadaşlar yanılma felan değil, öyle olsa aa doğru ben yanıldım felan derdi. Bildiğiniz öğrenmemiş bu hoca yedi ismi. Sadece tahmin yürütebilecek şekilde bir fikri var yani.
b.) Mekke’nin Fethi, Kabenin Örtüsüne Sarılmış Olsalar Bile Öldürün Konusu
Hadis mana olarak şu şekildedir: Peygamberimiz bazı isimler saymış onların, kabenin örtüsüne sarılmış olsalar bile öldürülmesi gerektiğini söylemiştir. Sınıftan bir arkadaş bu soruyu sordu. Böyle bir şey hatırlıyorum, acaba doğru mu dedi. Hoca biraz düşündü ben de öyle bir şey hatırlıyorum; ama başka yerdeydi Mekke’nin fethinde değildi dedi.
Hadi hadis kütübi sitte dışında geçiyordur, sen de okumuyorsundur diğer kaynakları o yüzden bu hadiseyi bilmiyorsundur diyeyim. İyi de bu hadis kütübi sitede geçiyor. Ya hadis doçenti nasıl bilmez, inanın anlamıyorum, anlayamıyorum. Anlayacağımı da sanmıyorum. Bir de bu sorulan hadis çok bilinmeyen bir vakaya ait olan bir hadis değil. Mekke’nin fethi gibi önemli bir olaya ait. Kim ne derse desin bir hadis hocasının bu hadisi bilmemesini normal karşılayamam. Üstüne üstlük sen yardımcı doçent değil, doçentsin. Yani 3-4 yıl sonra extrem bir durum olmazsa ( extrem duruma şu örnek verilebilir. Mehmet Azimli diye İslam Tarihi profesörü var. Bu hoca, peygamberin ilk vahiy geldiğinde intihara kalkıştığını vs.iddia eden bir adam. Yazdığı kitaplar ciddi derecede insanı sarsan kitaplar. Ve bu sebeple Mehmet Azimli profesörlüğünü 5.yılında değil, iki yıl gecikmeyle 7.yılında almıştır. Azimli, kitabının ön sözünde bundan bahsetmektedir) hadis profesörü unvanını alacaksın. Hadis profesörü; ama en çok hadis rivayet eden yedi sahabeyi sayamıyor. Profesör; ama Mekke’nin fethiyle ilgili çok meşhur bir hadiseyi hatırlamıyor/bilmiyor. İşte arkadaşlar bir doçentin durumu bu şekildeydi.
2.) Tefsir Hocası.
a.) İslam Hukuku Alanına Giren Konu
Mesele nasıl olduysa diğer mezhebi taklit edip edememe konusuna geldi. Tabi klişe bir örnekle konu açıldı. Elim kanadı Hanefi’yim ve abdest alma durumum yok Şafi’ye uysam sorun olmaz değil mi diye sordu hoca. Önümdeki birisi teyemmüm alır. Onu da yapmıyorsa taklit edebilir dedi. Hoca da o çocuğu onaylayarak; ama işte teyemmüme de müsait değilse dedi. Çocuk da o zaman taklit eder diğer mezhebi dedi. Buradaki hata şu: Önümdeki çocuk su var; ama bir sebeple kullanılamıyorsa teyemmüm eder dedi. Suyun olduğu yerde teyemmüm olmaz.
Kitaplarda şu örnek yazar ve konumuza örnek teşkil etme hasebiyle yazmak istiyorum.
Kişi sabah kalktı gusül alması gerekiyor, gusül alsa vakit çıkacak bu durumda dahi teyemmüme izin verilmez. Yerine kazası var, guslünü alır sonra kaza eder der. Hanefiler akılcı damarını bu konuda da ön plana çıkarır ve bu namazları kazası olan ve olmayan diye ikiye ayırır. Yani cenaze namazı, bayram namazı gibi kazası olmayan namazlarda su varsa ama kullanılamıyorsa ve kullanıldığında vakit çıkacaksa o zaman teyemmüm edebilir der. İmam Şafi ise bu ayrımı yapmaz.
Çocuk, teyemmüm eder dediğinde hocanın onaylamasına şaşırıp kaldım. Ayrıca bu konu Hanefi ve Şafi arasında ihtilaflı bir konu değil ( kısmen ihtilaf var; ama bu ihtilaf meselemizle doğrudan alakalı değil)
Ayrıca çocuğun ikide bir mezhep değiştirmemek lazım demesi de ilginçtir. Bir o kadar ilginç olan şey de hocanın mezhepler hakkında sorulan soruya kelam hocasına sorun demesi. Bu mezhepler iman esası mı oldu da kelam hocasına soracaklar! İlahiyatlar böyleyse halkın bu tavrı çok normal yani.
b. Tefsir Alanına Giren Konu
Birisi kağıtta yazan İkrime’yi sordu. Bu Ebu Cehil’in oğlu olan İkrime’ mi dedi. Hoca da bilmiyorum, bakmam lazım dedi. Çocuk sonra ölüm tarihi 200 küsür yazınca yok olamaz bu dedi, hoca da onayladı. İkrime’yi bir hadisçinin bilmemesi yadırganmaz, bir hukukçunun bilmemesi yadırganmaz. Ama tefsircinin bilmemesi yadırganır. İkrime tefsirde önemlidir çünkü.
3.) İslam Hukuku Hocası
a.) Hadis Alanında Yaptığı Hata
Hoca bir ara şu cümleyi kurdu. Çocuk ağladığında namazı yarıda bırakabiliriz, peygamberimiz izin vermiştir dedi.
Peygamber izin verdi dediğine göre bu hadis olsa gerektir. Ama maalesef bu manaya gelen ya da az da olsa gelme ihtimali olan zayıf uydurma dahi rivayet yoktur. Hoca ictihadı kastetmiş olabilirdi. Ama o zaman peygamber izin verdi değil,alimlerimiz izin vermiş demesi gerekirdi. Ayrıca bu yönde hadisin olmadığı gibi ictihad da mevcut değildir.
b. Hukuk Alanında
Anında Kendiyle Çelişmesi ve Taassupçuluk
Hocaya su soru soruldu. Camide bazıları rukuya giderken ve kalkarken ellerini kaldırıyor biz de bunu yapmalı mıyız?
Cevap olarak hoca şunu dedi: İmam uymak esastır o yüzden elleri kaldırmasak daha iyidir ve faziletlidir dedi. Çocuk o zaman Şafi imama uyduğumuzda ellerimizi kaldırmalıyız imama uymak adına dedi. Hoca anında kendiyle çelişti ve hayır o imam kaldırsa da kaldırmayız dedi. Böyle saçma sapan bir şey işte. Az önce ne diyordu simdi ne diyor!
Ayrıca bir akademisyenin taassupçuluk yapması kadar kötü şey ne olabilir. Reful yedeyn hadislerini okudu ve sırf taassupçuluk adına bunu yapmıyor ve öğrencilere tavsiye etmiyorsa ben şunu diyorum: O akademik unvanın Allah katında önemi yoktur
4.) İslam Tarihi Hocası
Bu hoca hakkında pek bir şey diyemeyeceğim. Zaten dersin hikaye kısımlarına girdim ben sadece.
İbni Hişam’ın siyer kitabı konusuna geldi söz. Birisi sordu tercümesi var mı diye, hoca ben Türkçe okumuyorum, Arapça okuyorum dedi. Aman ne büyük marifet! Ya seni hoca diye Arapça bilmeyen Türkçe bilen öğrencilere hoca yapmışlar. Ya bari İslam Tarihi kitaplarını araştır bak, tercüme ediliyor mu edilmiyor mu? Sanki 50 kitap takip edecek ha! İbni Hişam zaten en meşhur siyer kitabı. Bari bunu bil Allah aşkına bari bunu bil!
Bak o öğrenciye sen evet var deseydin belki kitabı satın almak isteyecekti. Gidip araştırmaya üşenebilir Türkçesi var mı yok mu diye.
İkinci husus ise önerdiği kitap. Söz arasında bu kitabı beş sene önce okuduğunu söyledi. Tahminime göre beş yıldır tarih kitabı okumuyor. Okumuş olsaydı o kitabı tavsiye ederdi, en azından kitabın içeriğini hatırlardı.
Sonuç:
İlahiyattan ne bekledim ne buldum. Hocalar ciddi ciddi bir şey bilmiyorlar. Şimdi bu öğrenciler bu hocalardan nasıl yararlanacak. Ülkemizde çok az kaliteli hoca var. Zaten bu hocaların çoğu da Marmara, Ankara ve İstanbul İlahiyatta. Geri kalan hocalar cidden çok vasat. Size fazla bir şey veremezler. Kitapta ne yazıyorsa onu verebilirler o kadar. Ayrıca akademisyen olmak zor değilmiş bunu anladım. Tabi dil sorunu var. Ama benim kastım dil sorunu değil, ilim kısmı. Yani hadis hocası olman için sabah akşam buhari Müslim okuman gerekmiyor. Baksanıza bahsettiğim hadis hocasına, o iki hadisi bilmiyor . Aklıma bir hatası daha geldi. Kertenkeleyi bir vuruşta öldürmek şu kadar sevap ,iki vuruşta bu kadar sevap hadisini de bilmiyor. Neyse ya yeter hocaları bu kadar kötülediğim. Sorusu olan varsa alabilirim.