You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İki Kurbanlığın Oğlu

İki Kurbanlığın Oğlu

♥ Sagop´AşK`oLera ♥
İki Kurbanlığın Oğlu
Peygamberimizin dedesi Abdülmuttalip, İsmail (a.s)’ın hatırası olan Zemzem kuyusunun onarımı için ter dökerken ellerini açıp Allah’a yalvarmıştı:
“Ya Rabbi! Bana on erkek çocuğu daha verir de onlarla birlikte kuyuyu kazabilirsem oğlumun birini sana kurban edeceğim…”
İsmail aleyhisselam’a tabi bir mü’min olan Abdülmuttalib’in duası kabul olmuş; lakin aradan geçen uzun seneler sebebiyle söz unutulmuştu…
Fakat!…
Duyan, gören, bilen ve unutmak gibi her çeşit kusur ve eksiklikten uzak olan Allahü teala, kulunun vaadini unutmamıştı.
Abdülmuttalip, bir gece rüyasında bir adam gördü Adam, emreden bir eda ile:
“Ey Abdülmuttalip, kurban sözüne sadakat göster!” dedi
Abdülmuttalip endişe ile uyanır uyanmaz hemen bir koç kurban etti; sonra yattı Gözlerini yumar yummaz rüyada yine bir takım insanlar, emri tekrar ediyorlar:
“Koç’tan daha büyük kurban kesmelisin!”
Hemen kalkıp bir sığır kesti ve uyudu; ancak rahat bırakılmıyor:
“Daha büyük bir şey kurban eyle!”
Bu sefer bir deve kurban etti Yine yattı Rüyada bir nida:
“Ey Abdülmuttalip, daha büyük kurban kesmelisin!”
Abdülmuttalip, hala sözünü hatırlayamamış, “büyük kurban”dan neyin kastedildiğini bir türlü anlayamamıştı
Sordu: Daha büyük olan ne ola ki?
“On oğlun oldu Zemzem kuyusunu bulmakla maksadın gerçekleşti Şimdi
oğullarından birini kurban et Böyle söz vermiştin; vaadini yerine getir!…”
Abdülmuttalip, yataktan fırlarcasına kalktı Tıpkı İbrahim Peygamber gibi O’nun da nezrine uyması isteniyor, rüyada sürekli olarak ikaz ediliyordu.
Ahde vefa gösterilmeli; söz muhakkak yerini bulmalıydı
Ya can parçası, göz nuru evlat? Başka ihtimal yoktu Her şeyi yoktan var edene oğlunun birini iade edecekti… Bağrına taş bastı ve yavrularını uyandırdı Meseleyi yavaş yavaş, alıştıra alıştıra onlara söylüyordu Delikanlılar:
“Baba, dediler, ister birimizi istersen hepimizi kurban et; biz emrinizdeyiz. Sen üzülme yeter!”
Gençler, böylece dertli babaya teselli ve destek oldular; O’na cesaret verdiler
Yapılan çekilişte kurbanlık isim belli oldu: Abdullah!… Abdullah! Yani, Abdülmuttalib’in en çok sevdiği, bütün o çevrenin gözünün üstünde olduğu oğul Alnında ahir zaman Peygamberine ait nurun Ülker yıldızı gibi parladığı oğul!… Allah, öyle takdir etmiş; kur’a bu yüksek yaradılışlı evlada isabet etmişti Girilen yoldan dönüş olamazdı; Abdullah kurban edilecekti!…
Ama eğer böyle bir kurban kesilirse, çok kötü bir geleneğe yol açılır Abdülmuttalib’i vazgeçirmeye çalışıyorlardı…
Uzun tartışmalardan sonra meseleyi Hicaz’da oturan meşhur Kahin Şüca’ya götürmeye ve O’nun diyeceğine uymaya karar verdiler
Bunun üzerine Abdülmuttalib ve birkaç kişi Hicaz’a giderek tanınmış Kahini buldular Kahin:
“Sizde bir insanın diyeti kaç devedir?” diye sordu
“On devedir.” dediler
“Öyleyse Abdullah’ın bedeli olarak deve kurban edeceksiniz… Bunun için de Abdullah’ı bir tarafa, on deveyi bir tarafa koyarak kur’a çekin Kur’a develere çıkarsa bunları kesersiniz Abdullah’a çıkarsa, develere on tane daha ilave ederek kur’a çekmeyi yenileyin Yine Abdullah’a çıkarsa bir on deve daha ilave edin Böylece kur’a develere isabet edene kadar onlu ilaveler yaparsanız.” Dedi ve gelenleri memleketlerine geri yolladı
Onlar gele dursunlar Mekkelilerde heyecan son noktasında Nihayet beklenen yolcuların ufukta belirdiğini gözetleyiciler haber verdi…
Kur’a çekmeye başlandı Ne var ki, her defasında kur’a Abdullah’ı gösteriyor ve on deve ilavesi ile çekim tekrarlanıyordu… ta onuncu defa kur’a çekilene kadar Onuncu çekilişte kur’a, sayıları yüze varan develere isabet etti…
Hemen oracıkta yüz deve bir biri ardı sıra kurban edildi İnsanlar, hayvanlar, kuşlar günlerce bu etlerle geçindiler
Böylece Abdülmuttalip ve Abdullah yeryüzündeki büyük değişikliğe az bir vakit kala imtihandan yüz akı ile çıktılar
Bundan sonra Abdullah “zebih” yani “kurbanlık” lakabı ile çağrıldı Nitekim İsmail aleyhisselam da benzeri bir hadiseyi yaşadığından O’na da “Zebih” denmişti Bunun için azizler azizi sevgili Peygamberimize “İbnü’z-Zebihayn”, “iki kurbanlığın oğlu” denilmiştir
Evet, İsmail ve Abdullah kurban edilemedi.
Çünkü onlar kainatın efendisi olacak bir peygamberin nurunu taşıyorlardı.
O nur Adem (a.s)’dan süzüle süzüle Abdullah’a gelmişti.
Bu nur, Amine Hatun’un rahmine düşecekti.
Dünyaya gelecek ve dedesi O’na “Muhammed/Övülmüş” diyecekti.
Ama güzel nesillerden seçilerek geldiği için aynı zamanda Mustafa/seçilmiş denilecekti.
Allah için “Kurbanlık” olmaktan çekinmeyen nesillerden süzüldüğü için Mustafa denilecekti.
Muhammed Mustafa (s.a.v).
Göktekilerin ve yerdekilerin övdüğü Güzel Peygamber !
Allah’ın insanların arasında seçtiği alemlerin efendisi!
Yâ Rab !
İki kurbanlığın oğlu Muhammed Mustafa’nın şefaatine mazhar kıl!

Selam ve dua ile,
ALLAHIM RUHUMU DARATMA KALBIMI KARARTMA BENI SENDEN BASKASINA YALVARTMA AMIN

[Resim: sigpic2959_12.gif]
Bunu ilk beğenen sen ol.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.