Demekki insanın dinimizcede hoş karşılanmayan, haram kılınan eylemlerden uzak durması için ölümle burun buruna gelmesi gerekiyormuş (!) Sonrada iyileşince o ölüm korkusu tekrardan hepten unutuluyor..Bu hepimiz için geçerli.Ne kadar aciziz, ne kadar iradesiziz..
Ölümle burun buruna gelmek insanın kendisine kısa süreliğinede olsa bir çeki düzen vermesine, tabiri caiz ise reset atmasına sebep oluyor..En büyük gerçekliğin karşında bulunacak çünkü o aşamadan sonra..
Herneyse..Arkadaşınız Haşa Allah ile pazarlık yapıyor olamaz değil mi?! Yani arkadaşınız vermiş olduğu ya da yapmamayı vaad ettiği durumdan, sözden dolayı iyileşti ve kendisini sağlığı açısından toparladı sayılmaz..Bu Allah'ın arkadaşınıza bir lütfudur. Lakin Söz verirken Allah lafzını kefil gösterdi mi sözüne yani yemin etti mi? Eğer etti ise bu kefareti gerektirir diye biliyorum..Eğer yemin etmedi ise burdada yine Allaha verdiği sözde sadık olmama, sadık kalamama söz konusu. Buda tövbeyi gerektirir..Ama herşey bir tarafa bir haramı yeniden işleme durumundan dolayı yerine getirilmesi gereken kefaret ya da edilecek tövbe ne derece yerindedir onu bilemeyeceğim

ve çok tuhaf bir durum.