Hoş geldin bana dersin, ey gül soylusu, ey hayat suyu!
Kimse bilmez ama sen oruçluysan ve niyetlenmişsen gizliden
Dibinde deniz olsa da içmezsin, kurur boğazın
Tıkanır trafiğin sağından ve solundan
Nasılsa anlamışsındır her gidenden gelinmez
Merhameti boğar yüksek ses tonu.
-Biraz daha nezâket lütfen
İstanbul'u ağlatmayın, susturamazsınız!-
Salla beşiğini anne, bu gece uykusuzum.
Toprağa saplanan çivi sancısında
Ve en çocuk yanımla yalnızlığımda
Şiirse tahtaya yazılan, sustum anne
Ya da emin ol susarım, sen salla beşiğini.
Çok ses geliyor dışarıdan, herkes içinden kaçak
Yine nefsine tutsak savaşları can gölü.
-Biraz daha nezâket lütfen
Tonunuz İstanbul'u kıracak!-
Her kalbe sürülmemiş şifalı merhem
Sen İstanbul'a bak, rengi atmasın.
Duadan topların olsun nice surlar delecek
Kendini üstün göreni üstün görmedi Allah,
Harflerin baş eğişidir düzelten kelimeleri.
Sen noktanın secde hâli; karanlığa güvenme.
Çok taş atıldı, göğün yüzü kabaracak.
-Biraz daha nezâket
lütfen...
-Fâtıma Zehra Merinos-