‘Niye?’ diye sormuyordum artık.
‘Peki’ diyordum ve varlıkla aramdaki perdeler her gün bir parça daha aralanıyor, irfan coğrafyasında okuduklarım, namaz kılarken ve oruç tutarken yaşadıklarım, o zamandan itibaren yazmaya başladığım rüyâlarım, beni bazen sevindiren, bazen keyfimi kaçıran, ama mutlaka karşıma çıkıveren tevafuklarım beni yeni idrâklere taşımaya başlıyordu.
Batılı bir eğitimin tezgahından geçmiş olan idrâkimin kalıpları kırılıyordu. Ya da akıl adımlarımın arşınlamaktan âciz kaldığı bir dünyayı, imanımın kanatları sarıp sarmalamaya başlamıştı.
Bilmediğim bir irfan dünyasında, henüz cılız olan kanatlarımı, kocaman kocaman açmaya gayret ediyordum.
Sorularım, virgüllerim yerlerini noktalara terkediyordu. Eğitimini aldığımı sandığım Batılı bilginin bana az gelen yarı-hakikatlerinden, yaşanan imanın bütün ruhu doyuran ve dolduran mutlak hakikatlerine sefer ediyor, içimdeki cennete adım adım yaklaşıyordum.
Ümit Meriç // İçimdeki Cennete Yolculuk