You need to enable JavaScript to run this app.

Skip to main content

İBN-İ TEYMİYYE KİMDİR??

İBN-İ TEYMİYYE KİMDİR??

Profesör
İBN-İ TEYMİYYE KİMDİR??
Ehlisünnet başta olmak üzere bediüzzaman'ın ifadesiyle islam'ın en büyük kalelerinden bir kale olan tarikatlara savaş açan vehhabi taifesinin mesnedi ibni teymiye kimdir buyrun okuyun.


İsmi, Ahmed b. Abdü’l-Halîm İbn-i Abdillâh b. Ebi’l Kâsım ibn-i Hadır en-Nemîrî el-Harrânî ed-Dimeşkî el-Hanbelî, Takiyyüddîn ibnü Teymiyye’dir. Harrân’da[3] doğdu (661 H.) Babası onu Dimeşk’e götürdü. Orada yerleşti ve meşhur oldu. Verdiği bir fetvadan dolayı Mısır’a çağrıldı. Oraya gitti… Orada bir müddet hapse atıldı. Sonra, İskenderiyye’ye nakledildi. Sonra, serbest bırakıldı ve 712’de Dimeşk’e gitti. 720 tarihinde orada tutuklandı. 728 senesinde, Dimeşk kalesinde tutuklu iken öldü.

İbn-i Teymiyye, Felsefe ve Mantık ilimlerinde araştırması çok olan birisiydi. Lisânı fasîh idi. Yirmi yaşına varmadan ders okuttu ve fetva verdi. Eserleri çoktur.

Hâsılı O, yedinci asır Hanbelî fıkıh ve hadîs âlimlerinden, şâz görüşleri bol olan birisidir. Şâzlarının bol oluşunun da, değişik sebebleri vardır. Bunlar, akîde, fıkıh ve üslûb olmak üzere üç tanedir.

Mîzâc ve ahlâkı çerçevesinde doğan ve gelişen üslûbuyla, olması îcâb eden veya olabilecekten daha fazla bir cesâret, hiç olmaması lâzım gelen tepeden bakma, boyundan büyük olan nice büyüklere karşı, akıl almaz bir saldırganlık, acelecilik, muğalata ve benzeri sebeblerden doğan bıktırıcı tekrarlar, çekilmez tenâkuzlar sergilemiştir. Tenâkuz ve tekrarları çizildiği takdirde yazdıklarının neredeyse dörtte biri bile kalmayacaktır. Kitablarını aklı havada bir kara sevdalı edasıyla değil de, bir ilim adamı ciddiyeti ile okuyacak olan her kes bu hakikati görebilecektir. “İktizâ”sı, “Kâidetün Celîle”si, “Furkan”ı, “Ubûdiyye”si, Akîdeye dâir kitabları, Fetâvâ’sının akîdeyle alakalı kısımları, birindeki cümleleri diğerinde biraz değiştirilen, zaman zaman da hiç değiştirilmeden aynen tekrarlanan sözlerden meydana gelen cinsindendir.

Yerine göre zâhiri, yerine göre filozof, yerine göre de Ehl-i Sünnet vasfıyla temâyüz etmiştir. Ne zaman ve nerede hangi cepheden olması lâzım geldiğini buna kanaat getirdiyse, o tâifenin düşünce ve müdafaalarıyla karşı tarafa saldırmış ve esasen başkalarına âid olan malzemeleri kendine mâlederek, onların kendi tahkiki olduğu zannını uyandırmıştır.

Yerine göre Ehl-i Sünnet olup Ehl-i Bidata karşı, zaman zaman Ehl-i Bid’at fikrinden yana olup Ehl-i Sünnete karşı, bazen de felsefecilerden yana olup diğerlerine karşı amansız bir muharebe vermiş ve nihayet ilim adamlığını, muztarib mütefekkirliği (!) içinde kurban etmiştir.

"Ey Sevgili!..
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: İBN-İ TEYMİYYE KİMDİR??
Ebubekir Sifil uzun makalesinin sonunda diyor ki:

Net olarak anlaşılmaktadır ki İbn Teymiyye, kâfir ve müşrikler için Cehennem azabının sonsuz olmayacağı, azapta çok uzun zaman kalsalar da oradan çıkacakları bir günün mutlaka geleceği görüşünü benimsemiş ve hiçbir yoruma mahal bırakmayacak tarzda savunmuştur. (İnkişaf Dergisi, No:7)


İhsan Şenocak'ın değerlendirmesi şöyle:

İslam düşünce tarihinde hakkında en çok söz söylenen isimlerden birisi olan Harranlı İbn Teymiyye, Eşariler başta olmak üzere Ehl-i Sünnet hassasiyetine sahip kelamcılara sert eleştireler de bulunmuş, ulemanın hazır bulunduğu muhakemelerde sorgulanıp teşbih akidesinden ve icmaya aykırı fetvalarından dolayı defaatle cezalandırılmıştır. Müteşabihatı tefsir ederken ayetlere zahiri anlamlarını veren, semada yerleşme, bir yere oturma, hareket etme gibi insanlara ait fiilleri ALLAH Teala’ya isnat eden İbn Teymiyye, Sünnet ve Cemaat Akidesini benimseyen alimler tarafından tenkit edilmiş, görüşleri hakkında çok sayıda reddiye kaleme alınmıştır. (İnkişaf Dergisi, No:7)


Recep Yıldız makalesinde diyor ki:

Benimsediği usul ve hadiselere yaklaşım tarzı itibariyle bakıldığında İbn Teymiyye’nin seleficiliği ile ulemanın usul ve üslubu arasında tevhit kabul etmez farklar vardır. Bu durumda Onun için insanlara doğru bilgiyi aktaran bir bilgi kaynağı, sapmalarına mani olan bir yol gösterici gibi anlamlara gelen alim ünvanını kullanmak güç bir hal almaktadır. Zira O doğrudan ziyade yanlış bilgiye kaynaklık yapmaktadır. İbn Teymiyye ile başlayan anlayışın müntesipleri, geçtiğimiz yüzyılda “hareket” çapında temsil imkanına ulaşmış, günümüzde ise Sünnet ve Cemaat akidesine sahip alimleri şirk ve küfürle itham eder bir işleve kavuşmuşlardır. Yeni selefiler olarak adlandırılabilecek bu grup İbn Teymiyye gibi tahkik edilmeyen bilgilerle kendileri dışındaki her alimi bidat, şirk ve küfürle itham etmektedir. “Ehl-i Sünnet” akidesine sahip alimleri “ehl-i zeyğ” olarak tanıtan grup, insanların doğru bilginin kaynağına ulaşmalarına engel olmaktadır. Günümüz akademisyenlerinin zihinlerinde oluşan istifhamların önemli bir bölümü söz konusu grubun bilgi tahrifatı ile yakından ilişkilidir. (İnkişaf Dergisi, No:7)
Aynı dergide, Halit İstanbullu şu bilgileri veriyor:
Hicri sekizinci asırda yaşayan İbn Teymiyye’nin (v. 728/1328) “ehl-i sünnet kelamına” karşı yönelttiği eleştirileri ve “selef akidesi” başlığı altında “Haşviyye” ile örtüşen görüşleri eski ihtilafların tekrar canlanmasına yol açtığı gibi, günümüzde “selefîyye” olarak isimlendiren ve söz konusu yaklaşımın müdafaasını yapan bir hareketin doğmasına da yol açmıştır. Düşünce ve meyilleri ile “cemaat-ı kübra”dan ayrılan, hatta mizaç ve ahlaki kriterleri itibariyle de farklılık gösteren bu yeni oluşumun selef-i salihinin devamı olduğunu söylemek ilmi verilerle çelişmektedir. Zira varlığını, bid'at olarak nitelediği söz ve fiilleri yok etmek üzerine bina eden bu yeni mezhebin bizzat kendisi bid'attır. Selefilerin mezhepleri devre dışı bırakarak selefe ulaşma gayretleri ise hem sahih senet sistemine engel teşkil etmekte, hem de onların oluşmasını gerekli kılan unsurlara karşı Müslümanları savunmasız bir konuma getirmektedir. Selefiler kendileri gibi düşünmeyen Müslümanları; “Cebrail risaleti Ali’den kaydırıp Muhammed’e verdi” diyen ve bu yüzden “Cebrail’e söven” “Gulat-ı şia” ile eşdeğer görmekte ve onların adı olan “ehl-i zeyğ” kelimesini Maturidi ve Eşariler için de kullanmaktadır. Tanımlanan anlamda selefiyye’nin kurucusu İbn Teymiyye’dir. Yaşadığı dönemde büyük bir şöhrete kavuşan İbn Teymiyye, Takiyyuddin es-Sübki, İbn Cehbel gibi alimlerin görüşlerini tenkit etmeleri üzerine itibar kaybına uğramış, İbn Kayyım el-Cevziyye (v. 751/1350), İbnu’l-Vezir (v. 840/1436) ve Şevkani’nin (1250/1834) gayretleriyle ancak unutulmaktan kurtulabilmiştir. (İnkişaf Dergisi, No:7)

Sadreddin Yüksel hoca seneler önce şunları yazmış:

Türkiye'de bilhassa İstanbul'da kupkuru, tam manasıyla cahil yeni bir gurup türemiştir. Bu gurup kendine selefi ismini vererek, ALLAHü tealaya -haşa- cisim ve mekan isnad edecek kadar ileriye giden İbni Teymiyye ve haleflerini örnek aldığını iftiharla söylemektedir. Mezhepleri ve müctehidleri reddediyorlar. (Makaleler, s.7)

Hindistanlı Ehl-i sünnet alimlerinden Mevlana Muhammed Fadlurresul 1849 senesinde telif ettiği eserinde şöyle diyor:

Biliniz ki bu İbni Teymiyye bed mezheb [yolu kötü], nefsine mağlup, Ehl-i sünnetten hariç bir kimsedir. ALLAHü teala için cihet [yön] söylenir dedi. İmam-ı Sübki ona reddiye yazdı. Tabakat-ı Sübki'de bunlar anlatılmaktadır. Sonradan çıkan bu fırkanın [Vehhabilerin] onunla çok uygunlukları ve ilgileri vardır. (Tashih'ül Mesail, s.44)
"Ey Sevgili!..
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: İBN-İ TEYMİYYE KİMDİR??
Ubeydullah Küçük diyor ki:
Şeytani ihtilaf yangınını İslam dünyasında ilk çıkartan hain, yahudi dönmesi İbn Sebe'dir. Farmason ve anarşist Afgani, onun çömezi mason Abduh, onun tilmizi İngiliz maşası Reşid Rıza ve günümüzdeki takipçileri de yakıcı ve yıkıcı ihtilaflar çıkartmışlardır. Haşa, "ALLAH semadadır" diyen İbn Teymiyye, Müslümanları müşrik ilan eden M. bin Abdülvehhab da bu uğursuz kafiledendir. Her müslüman rahmani çeşitlilik ile şeytani ihtilaflar arasındaki farkı bilmelidir....İbni Teymiyye birçok noktalarda aşırı gitmiş, "gulüvv"a sapmış, İslam'ı daraltmış, tecsim (antropomorfizm) girdabına batmış, ezici çoğunluk tarafından reddedilmiş, şaibeli bir kimsedir, kılavuz olamaz. (Bedir Yayınevi'nin Kitabül-Kebair kitabına yapılan 8. Ek, s.287-288).
"Ey Sevgili!..
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Profesör
RE: İBN-İ TEYMİYYE KİMDİR??
On üçüncü ve on dördüncü asırlarda yetişen din adamlarından. İsmi Ahmed bin Abdülhalim bin Abdüsselam bin Abdullah bin Muhammed bin Teymiyye’dir. İbn-i Teymiyye diye meşhur olmuştur. Künyesi, Ebü’l-Abbas, lakabı Takıyyüddin’dir. 1263 (H.661) senesinde Şam civarındaki Harran’da doğduğu için Harrani nisbesiyle bilinir. Şam’da, Hanbeli fıkıh ve hadis alimiydi. Çok kitap yazdı. Şiileri ve eski Yunan filozoflarını reddetti. Ehl-i sünnete uymayan yazılarından dolayı Mısır’da iki defa hapsedildi. Şam’daki kalede, hapisteyken hastalanarak 1328 (H. 728)de öldü. 62 Moğolların zulmünden kaçan babası, ailesiyle birlikte bugünkü Urfa civarında yerleşti. Harran’da doğan İbn-i Teymiyye küçük yaşından itibaren babasından, Zeynüddin Makdisi gibi zatlardan Hanbeli fıkhını ve hadis ilmini öğrendi. Tahsilini yirmi yaşındayken tamamladı. 1282’de babasının vefatı üzerine, yerine müderris oldu. İlminin çokluğuna aldanarak babasının ve hocalarının doğru yolunu bıraktı. Kendi görüşlerini üstün görerek, çeşitli konularda fetva ve sözleri ile Ehl-i sünnet itikadından ayrıldı. Bozuk fikirleri sebebiyle müderrislik vazifesinden alınarak Kahire’ye vaiz tayin edildi. Yine sapık fikirlerini yaymaya çalışan İbn-i Teymiyye, Kadıl-kudat Zeynüddin-i Maliki başkanlığındaki Ehl-i sünnet alimlerinin suallerine cevap veremeyince, 1305’te hapsedildi. İki sene sonra tövbe edince serbest bırakıldı. Sözünde durmadığı için tekrar hapsedildi. Yine tövbe etti ve tekrar serbest bırakıldı. Bundan sonra Şam’a gelerek orada yerleşti. Talak (boşama) ve Resulullah’ın kabrini ziyaret hususlarında dört mezhebe de uymayan fetvalar verdiği ve fetvasında ısrar ettiği için, Şam Kalesine hapsedildi. Kısa bir müddet sonra affedilip, serbest bırakıldı. Bozuk fikirlerini ve sapık inanışını yaymaya ve yanlış fetvalar vermeye devam ettiği için Şam Kalesinde kendisine bir oda verilerek insanlardan tecrid edildi. Burada bozuk inanışlarını anlatan risaleler yazmaya başladı ise de bundan men edildi. 1328 senesinde yakalandığı hastalıktan kurtulamayıp öldü. İyi bir tahsil gören, çok kitap okuyan ve ilim sahibi olan İbn-i Teymiyye, önceleri Hanbeli mezhebi müderrisliği gibi büyük bir vazifeyi ifa etti. Hanbeli mezhebinde olanların sorularına cevap ve fetva verdi. Şiilerin ve Yunan filozoflarının bozuk fikirlerini tenkid etmek için kıymetli kitaplar yazdı. Fakat itikadi ve ameli konularda kendi fikirlerini beğenmeye, kendini ve fikirlerini Ehl-i sünnet alimlerinden üstün görmeye başlayınca, Ehl-i sünnet yolundan ayrıldı. Hulefa-i Raşidin (dört büyük halife), diğer Eshab-ı kiram ve din büyüklerini küfürle itham edecek derecede ileri geri sözler sarfetti. İlk Müslümanların, Kur’an-ı kerim’e ve hadis-i şeriflere uyduklarını, sonradan gelen mezheb imamlarının kendi görüşlerini de işe karıştırdıklarını iddia etti. Kendisini zamanının imamı olarak tanıtmak istedi. Allahü tealanın ve peygamberlerin sıfatlarını ve tasavvufu inkar edip, evliyayı küfürle itham etti. Bilhassa İmam-ı Eş’ari, İmam-ı Gazali ve Muhyiddin-i Arabi’ye dil uzattı. Kendi düşüncesi hariç her düşünceyi tenkid etti. Onun bu sapık fikirleri gerek zamanında, gerekse sonra gelen Ehl-i sünnet alimleri tarafından şiddetle reddedilip, tuttuğu yolun bozukluğunu ispat eden yüzlerce kitap yazıldı. İbn-i Teymiyye’nin fikirlerinin sapıklığını bildiren alimler arasında, İbn-i Battuta, İbn-i Hacer-i Mekki, Takiyyüddin Sübki, oğlu Tacüddin Sübki, Abdülvehhab Sübki, İzzeddin bin Cemaa, Ebu Hayyan, Zahid-ül-Kevseri, Yusuf-i Nebhani, Muhammed bin Ali Zemlikani, Abdülvehhab-ı Şa’rani, Zeyni Dahlan, İmam-ı Rabbani, Mevlana Halid-i Bağdadi, Mustafa Sabri Efendi ve Abdülhakim Arvasi gibi sözü senet alimler zikredilebilir. İmam-ı Süyuti, Kam’-ul Muarıd kitabında buyuruyor ki: ’İbn-i Teymiyye kibirliydi. Kendini beğenirdi. Herkesten üstün görünmek, karşısındakini küçümsemek, büyüklerle alay etmek adeti idi.’ Muhammed Ali Bey; Hitat-uş-Şam kitabında diyor ki: ’İbn-i Teymiyye’nin hedefi, Luther adındaki papazın hedefine benzer. Fakat, Hıristiyanlığın reformcusu muvaffak oldu. İslamınki olamadı.’ İbn-i Hacer-i Askalani, Ed-Dürer-ül-Kamine’de buyuruyor ki: İbn-i Teymiyye; ’Kabr-i Nebeviyi ziyaret için sefere çıkmak haramdır. Hazret-i Ali iman ettiği zaman çocuk olduğu için Müslümanlığı sahih olmadı. Hazret-i Osman malı çok severdi.’ dedi, diyerek Eshab-ı kiramın büyüklerine dil uzattı. İbn-i Teymiyye’nin bozuk fikirlerinden bazılarını İbn-i Hacer-i Mekki, Fetava-i Hadisiyye kitabında şöyle bildirmektedir. Allahü tealaya oturmak, kalkmak, yürümek, inmek, çıkmak gibi insanlara mahsus sıfatlar izafe etmektedir. Halbuki; Allahü teala, hiçbir bakımdan insanlara (ve diğer mahluklara) benzemez, zamandan ve mekandan münezzehtir, uzaktır. Peygamberlerin masumiyyetini (günahtan korunmuş olduklarını) reddetmiştir. Halbuki, masumiyyet peygamberlerin sıfatlarındandır. Cehennem’in ebedi olmadığını ve kafirlerin Cehennem’de ebedi kalmayacağını söylemiştir. Halbuki Cehennem’in ebedi olduğunu ve kafirlerin burada ebedi kalacağını Kur’an-ı kerim haber vermektedir. Muhyiddin-i Arabi, Sadreddin Konevi gibi bazı tasavvuf büyüklerini küfürle itham etmiş, tasavvufu reddetmiştir. Halbuki tasavvuf, Peygamber efendimiz zamanından beri vardı ve tasavvuf büyüklerine hiçbir Ehl-i sünnet alimi dil uzatmadı. Başta Peygamber efendimizin kabr-i şerifleri olmak üzere Eshab-ı kiramın, velilerin, alimlerin ve salih Müslümanların kabirlerinin ziyaret edilmesine karşı çıkmış, bunları şefaate vesile kılmayı da haram saymıştır. İbn-i Teymiyye bunlar gibi birçok meseleye dair yanlış ve çirkin sözlerinden dolayı Ehl-i sünnet alimleri tarafından şiddetli bir şekilde reddedilmiştir. Şifa-üs-Sikam fi Ziyareti-Hayril-Enam, Şevahid-ül-Hak, El-Fetava-el-Hadisiyye, Er-Reddü li-İbn-i Teymiyye, Hidayet-ül-Halik gibi kitaplar onun sapık fikirlerini reddetmek için yazılan kitaplardan bazılarıdır. İbn-i Teymiyye’nin İslam alemindeki şöhreti; dindeki büyüklüğünden değil, kendisinden sonra ortaya çıkıp, mezhepsizlik fikrini yaymaya çalışanlar ile, kendi kısa akıllarına göre dinde değişiklik yapmak isteyenlerin sapıklıklarına kaynak olması sebebiyledir. Kendilerine Selefi adını veren mezhepsizlerle, Mısır’da yetişen dinde reformcular ve Vehhabiler, tuttukları bozuk yoldaki fikirlerine delil olarak yalnızİbn-i Teymiyye ve talebelerinin ileri sürdüğü yanlış görüşleri göstermekte ve ona dayanmaktadırlar. Onun sapık fikirlerini savunanlar, İbn-i Teymiyye’nin kitaplarını, bilhassa Kur’an-ı kerime, hadis-i şeriflere ve icma-i ümmete uymayan fikirlerle dolu olan Vasıta kitabını bastırıp dağıtıyorlar. Vasıta, Kitab-ül-Arş, Minhac-üs-Sünne, Es-Siyaset-üş-Şer’iyye, Ziyaret-ül-Kubur, Fetava, Felsefe-i İbn-i Rüşd İktizau Sırat-il-Müstekim, El-Furkan, gibi eserler İbn-i Teymiyye’nin yazdığı kitaplarından bazılarıdır. Ahmed ibni Teymiyye ile Ehl-i sünnet olan Mecduddin ibni Teymiyye ve Fahreddin Muhammed bin Ebi’l-Kasım ibni Teymiyye bazan birbirleriyle karıştırılmaktadır. Fahreddin ibni Teymiyye, doğru yoldan ayrılan sapık İbn-i Teymiyye’den önce 1147-1224 (H.542-621) yıllarında Harran’da yaşamıştır. Hanbeli fıkıh alimidir ve tefsiri vardır. Mecdüddin ibni Teymiyye ise, İbn-i Teymiyye’nin amcası olup, 1193-1254 (H.590-652) tarihleri arasında yaşamıştır. Dürrü Tearud-ül-Akl ven-Nakl adlı eseri vardır.
"Ey Sevgili!..
Bir geceliğine değiş tokuş etseydik yüreğimizi,
Taşıyabilir miydin acaba bendeki seni!..
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: İBN-İ TEYMİYYE KİMDİR??
İBN-İ TEYMİYYE

[size=medium]Geçmise yönelik ilim ve düsünce adamlarindan en fazla tenkit edilenlerden biri de Ibn Teymiye’dir. Hatta ülkemizde son çeyrek asirda bazi sahislara “Ibni Teymiyeci” seklindeki bazi isnadlari bildigim için açikçasi Ibn Teymiye’ye dair okumalarimi ve tuttugum notlari okuyucularla paylasmada oldukça yavas ve ürkek davrandigimi söyleyebilirim.

Fakat Ibn Teymiye ismi üzerindeki spekülasyonlarin çoklugu kanatimce onun iyi taninmamasindan kaynaklanmaktadir. Çünkü kimileri onu yenilenme karsiti olarak görür, kimileri ise, onu en önemli yenilikçi olarak görür. Bu tuhaf, tuhaf oldugu kadar da çelisik ile yaklasimar bir yana, Ibn Teymiye, hakikatte bidatlara, asiriliga ve dine sokulan hurafelere karsi açikça cephe alan bir bilgedir. Nitekim Islâm dünyasinin Haçli Savaslarina maruz kaldigi, Islâm’in asli temellerinden uzaklastirilmaya, asabiyetler ve taassuplarla örülmeye çalisildigi bir dönemde Ibn Teymiye, Islâm dünyasindaki sapmalara karsi çikmis, Islâmin aslî kaynaklara dönüsünün zarurî oldugunu savunmustur. Özellikle de, bid’at saydigi yenilesmeden uzak kaldigi da bir gerçektir.

Koyu bir selefi ve Hanbeli görüsü benimseyen “Ibn Teymiye hakkinda söylenebileceklerin en azi, onun ilim ve eylem, düsünce ve kiliç adami oldugudur. Adi, düsünce ve eylem olarak cihadla taninmistir. Pratik hayatini, gerçek Islâm’in bayragini yükseltme ve bid’atler ile sapikliga direnme ugrunda cihada adamistir... Öte yandan, Ibn Teymiye, dünyadan el etek çekmis idealist bir düsünür degildir. Kilici almis ve savas alaninda cihada katilmistir. Mogollar’a karsi cihada, mülhid (ateist) ve bozgunculara karsi cihada... (1).”

Kisacasi, O, kilicini ve kalemini birlikte kullanmis, Islâmi ödünsüz bir sekilde savunmus ve bu ugurda çesitli zorbaliklara, zulümlere katlanmistir. Dimask kalesi hapishanesinde iki yillik bir tutukluluktan sonra vefat etmesi de onun inancindan, imanindan, düsüncesinden taviz vermediginin somut bir isaretidir. [/size]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: İBN-İ TEYMİYYE KİMDİR??
MUSTAFA İSLAMOGLUNDAN İBN-İ TEYMİYYE ACIKLAMASI

[size=medium]Ey talib-i ilim,

Aleyküm selam verahmetullah.



a) İbn Abidin der ki: Cahilin alim hakkındaki şehadeti geçersizdir.

b) "İslam alimi İbn Teymiyye neden tasavvufun hatalar zinciri olduğunu savunuyor?" diyorsunuz. Bunu nereden öğrendiniz? İbn Teymiyye'nin hangi kitabında okudunuz? Dahası İbn Teymiyye'nin hangi kitaplarını okudunuz? Daha dahası onu ne kadar tanıyorsunuz? Naçizane tavsiyemdir: Birini onun hasımlarından öğrenmeyiniz. Hasım doğru söylemez, sizi aldatır. Siz de aldananlardan olursunuz. İkinci tavsiyem. Sizi tanımadığın bir müslümana düşman eden biri sizin dostunuz değildir. Size kötülük işletmektedir. Hele o alimse bu bir kaç kat kötülüktür, günahtır. Size günah işleten, size şeytanlık yapıyor demektir.

c) İbn Teymiyye de her alim gibi isabetli ve isabetsiz görüşleri olan bir İslam alimiydi. Katılmadığım ve eleştirdiğim bazı görüşlerine bazı kitaplarımda yer verdim. Katılmadığımı söyledim. Fakat ona karşı savaş açanların dürüst olmadıklarını, karalama ve çamur attıklarını bütün bu savaşlarda yapılan, yazılan ve yaşananları bilince hayretle görüyorsunuz. Bilmeden konuşan hata eder. Dürüstlük şiarımız, adalet ahlakımız olmalıdır.

d) İbn Teymiyye İslam irfanına bırakın karşı olmayı, İslam irfanını bir mutasavvıftan daha yoğun ve bir zahid gibi yaşayan biriydi. Hayatı buna şahittir. Eserleri buna şahittir. Bir kaçını sayayım: Emrazu'l-Kalb ve Şifauhu (Kalbin hastalıkları ve şifası), Tezkiyetu'n-Nefs (Nefis tezkiyesi) ve et-Tevbe... Bunlar Arapça. Türkçeleri yok. Onun için okuyun diyemiyorum. Ama onun İrfani anlayış ve hayatını en güzel okuyacağınız eserlerden biri bir numaralı talebesi İbn Kayyım el-Cevziyye'nin Medaricu's-Salikin adlı eseridir. Piyasada vardır. Türkçesi güzeldir.

e) Tasavvufun kaç çeşit olduğunu, salihleri kadar kazipleri, sadıkları kadar sahtekârları, samimileri kadar zındıkları da olduğunu sadece mutasavvıf olmayanlar değil mutasavvıflar da söyler durur. Keşke okuyabilseydiniz ibn Teymiyye'nin Fetva's-Sufiyye ve'l-Fukara'sını da, onun savaştığı tasavvuf ehlinin nasıl birileri olduğunu siz de bilseydiniz.

Daha birçok yazacaklarımı burada kesiyor ve sizi hiçbir alim hakkında gelişi güzel konuşmamanız, hiç kimse hakkında onu yakından tanımadan suizanda bulunmamanız konusunda uyarıyorum. Müminin mümine suizannı haramdır diyor efendimiz. Hele o mümin bir alim olursa. alimlerin eti zehirlidir. Yiyeni iflah etmez.

Bu sualiniz için zaman ayırdım. Bunu eğer yukarıdaki eseri okursanız size helal edeceğim, okumazsanız helal etmeyeceğim ve Rabbimden sizden alacağım olarak kaydetmesini işte burada bütün okuyanların şahitliği huzurunda niyaz ediyorum.

Vesselam, veddua.[/size]
Bunu ilk beğenen sen ol.
Üye
RE: İBN-İ TEYMİYYE KİMDİR??
o dedi bu dedi sen dedin ben dedim şu dedi şunlar dedi bunlar dedi.4x4 jeep.snowboard.snowkaytgülücük

sayın yönetici reyyan kardeş bende bu yazıyı diyorum buyrun okuyun

Bütün Müminlerin kardeş olduğunu

Bir yerlerde kardeşlerinin işkence altında olduğunu, çırılçıplak soyulduğunu, aşağılandığını

Bir yerlerde ırzına geçilirken kurtulmak için ölmeyi isteyen, ölümü bayram sayacak, yüreklerimizi yakıp kavuracak bakışlarla yalvaran bacıların olduğunu,

Köylerinden toplanarak (yasakkelime)ürülen günlerce tecavüze uğramış 15 yaşındayken birden 70 yaşına basmış zavallı kız kardeşlerini


Daha dünyanın ne olduğunu anlamadan bombalarla tanışan bebeleri,

Anne babası, abisi, ablası ve akrabaları bir çöp gibi kepçelerle toplanarak üst üste yığılmış ve gözleri önünde yakılmış korkudan aklını kaybeden zavallı çocukları

allah’ım katından bize bir yardımcı gönder diyen kimsesiz zavallı kadın, çocuk ve yaşlıları

Üzerine yağmur gibi bomba yağan, topraklarından su yerine kan akan, gül kokusu yerine barut kokusunun hakim olduğu, evleri, ocakları ve mescidleri necis kafir postallarıyla kirletilen İslam topraklarını


Fitne ve fesadın her tarafı sardığı İslam topraklarında imansızların, münafıkların soysuzların ve ciğeri beş para etmezlerin köşe başlarını tutup nasıl planlar yaptığını, ne hileler kurduğunu,

Gazeteleriyle, dergileriyle ve televizyonlarıyla yıllardır Müslümanlara zehiri bal diye yediren kafir uşağı münafıkları

Yüreği hep korkuyla doldurulmuş, hep sindirilmiş ve baskı altına alınmış vatan evlatlarını,


Bütün yaptıklarından ve verilen bütün nimetlerden bir gün hesaba çekileceğini,

Diz üstü çöktürülmüş, tir tir titrerken ve bacak bacağa dolaştığında, sonunun ne olacağını korkuyla bekleyeceğin anı

Ateşin yalayıp geçtiği yüzlerin pişmiş kelle gibi sırıtacağı o dehşetli azabı

Kulum benim için ne yaptın dendiği sırada ne cevap vereceğini ve hak sahipleriyle bir bir hesaplaşacağını


Müslümanlara tuzak kuranları, aşağılayanları, dini istismar edenleri, sahte ilahları,

Din tacirlerini, şirki, bidati ve hurafeyi din gibi satanları

allah ve Resulüne tabi olmayıp, kuran ve sünnet edebiyatı yapanları

Ama kurtuluşun sadece ve sadece Selefi salihin yoluna tabi olmakla mümkün olabileceğini



Binler kere ağlasan, gözyaşın sel olsa ne yazar hiçbir şey yapmadıktan, yapamadıktan sonra…

Bir zamanlar arslanlar gibi savaşan Halid bin Velid’lerin, kafirlerin kalbine binlerce kilometre uzaktan korku salan sultan Süleyman’ların gibi tozu dumana katan yiğit erlerin vardı Ya Rab!


Oysa şimdi pısırık, her şeyden korkan, tağutları ilah edinen, birazcık rüzgarı görünce gelincik yaprakları gibi savrulan kulların var artık.
Bunu ilk beğenen sen ol.
Son Düzenleme: 26-02-2009, Saat:01:41 PM, Düzenleyen: protrek.

İçerik sağlayıcı paylaşım sitesi olarak hizmet veren İslami Forum sitemizde 5651 sayılı kanunun 8. maddesine ve T.C.K'nın 125. maddesine göre tüm üyelerimiz yaptıkları paylaşımlardan kendileri sorumludur. Sitemiz hakkında yapılacak tüm hukuksal şikayetleri bağlantısından bize ulaşıldıktan en geç 3 (üç) gün içerisinde ilgili kanunlar ve yönetmenlikler çerçevesinde tarafımızca incelenerek, gereken işlemler yapılacak ve site yöneticilerimiz tarafından bilgi verilecektir.