RE: İBN ARABÎ’DEN SEVGİ VE AŞK GÜNCESİ
Aşkından eriyip su olan aşık hakkında ileri sürülebilmek katî delil şudur: Eğer o aşıkta böyle bir aşk olmasaydı, durumu öyle olmazdı o zaten önceden aşıktı ve kamil insanın aşka dair sözlerini duyar duymaz erimeye başladı. Onun sözleri kendisindeki aşkın gizli gücünü harekete geçirmiş oldu. Neticede olan oldu. Bu kişiden, kendisinde daha önceden bulunan imkanların gerçekleşmesini elde etmiş oldu. Bir üçüncü kişinin, aşkla ilgili sözleri, âşık üzerinde hiç bir etki uyandırmıyorsa, o aşk tabiî aşktır. Çünkü insanın sadece tabii yönünü, değişimi ve etkilenmeyi tepki göstermeden kabul eder. Öyleyse, o kamil insanın sözlerinden önce de o aşık, aşkla zaten sıfatlanmıştı. O olaydan önce et ve kemikten, onu bir suya çeviren bu erime işi onun vücudu üzerinde oldu. Eğer onun sevgisi ilâhî sevgi olsaydı, o kişinin harflerden oluşan kelimeleri onun üzerinde böyle bir etki yapmazdı. O sözlerin bu ince anlamaları onun ruhaniyetini coşturmazdı. Dolayısıyla o aşık, aşk konusundaki davasından haya etti ve kalbinde haya ateşi yandı ve öyküde anlatıldığı gibi, su oluncaya kadar bu, onu eritmeye devam etti.
Bu değişim ancak varlıklarda yani bireylere gerçekleşir. Onların yalnızca bazıları, tabiî sevgi sahibidirler. Bu ise, ruhani sevgi, ilahi sevgi ve tabiî sevgi arasındaki farkı oluşturur. Ruhani sevgi, ilahi sevgiyle tabiî sevgi arasında bir ara noktadır. İlahi sevgi, varlıkta değişmez olarak kalır, fakat aşıktaki tabii sevgiden dolayı, bu durum onun üzerinde değişikliğe neden olabilir; böyle olmakla birlikte onu “fena” haline ulaştıramaz, çünkü “fena” hali daima tabii sevgi yönünden gelir. Varlığın “beka” hali ise ilahi sevgi yönünden gelir.
Örneğin Cebrâil (a.s) bir ruh olduğu için, aşkı da ruhani aşktı. Bununla birlikte, bir cisme büründüğü için, aşkının tabii bir yönü de vardı. Çünkü temel unsurlara bağlı olmayan tabii cisimler, temel unsurlara bağlı olan tabii cisimlerin tersine, durum değişikliğine maruz kalmazlar. Yalnızca temel unsurlara bağlı olanlar durum değişikliğine uğrarlar, çünkü onlar temel olarak değişen özlerden meydana gelmişlerdir. Tabiata gelince, tabiatın kendi içinde, kendiliğinden bir değişikliğe uğrama gücü yoktur, çünkü hakikatlerden çıkan somut özler, varlıklar değişikliğe uğramazlar.
Buna göre, Cebrâil (a.s) aşka tutuldu, fakat anlatılan öyküde aşığın eridiği gibi, cismî varlığının özü erimedi. Bu nedenle, kendisinde bulunan tabiî aşkın etkisi altına girdi. Fakat kendisindeki ilahi aşk nedeniyle varlığı bâkî kalmaya devam etti.
Bırak ey biçare feryadı belâdan kıl tevekkül
Zira feryat belâ ender hatâ ender belâdır bil
Eğer belâ vereni buldunsa, safâ ender atâ ender belâdır bil
Eğer bulmazsan bütün dünya cefâ ender fenâ ender belâdır bil
Bunu ilk beğenen sen ol.