بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
Bilindiği gibi yüce İslam dininin temel kaidesi ve ilk öğretisi birlemek manasına gelen tevhid akidesidir.
Esasen sonradan tahrif edilmiş bütün vahye dayalı dinlerin temelinde de tevhid yatmaktadır.
TEVHİDİN LUGAT VE ISTILAHİ MANASI
Lugavi olarak : TEVHİD : Tef’il vezninde bir nesneyi bir kılmak manasındadır”
Istılahi olarak : TEVHİD : Allah’u Azze ve Celle’yi Rububiyetinde, isim ve sıfat-larında ve Uluhiyetinde birlemek manasınadır.”
Bu yazımızda ise, tevhidin ikinci bölümü olan isim ve sıfatlar tevhidi üzerinde durmaya çalışacağız.
Değerli kardeşlerim ! Tevhidin bu bölümü, - isminden de anlaşıldığı gibi - yüce Rabbimizin isim ve sıfatları ile alakalı bir bölümdür.
Yani, Allah’u taala’nın gerek kerim kitabında ve gerekse Nebisi Muhammed s.a.v’in tertemiz sünnetinde kendisine mahsus zikretmiş olduğu isimleri ve sıfatları ile alakalı bir bölümdür.
Tevhidin bu bölümünde takip edilmesi gereken yol, Allah’ın yüce kitabı Kur’an’da ve Resulü’nün temiz sünneti seniyesinde bizzat kendisini isimlendirdiği isimlerle isimlemek, fasıflandırdığı sıfatlarla da vasıflamaktır.
Başka bir ifadeyle ; Yüce Rabbimizin - bu konuda - kendisi hakkında isbat ettiği şeyleri kabul etmek nefyettiği şeyleri de reddetmektir…
Değerli kardeşlerim ! Unutmayınız ki bu ümmetin selefi ve önde gelen güzide imamları, O’nu başka şeye benzetmekten kaçınarak, tahrif ve ta’tile sapmadan Allah’ın kendisi için isbat ettiği isim ve sıfatları olduğu gibi kabul etmişler, kendisi hakkında nefyettiği şeyleri de inkara sapmadan reddetmiş-lerdir.
Çünkü yüce Allah kendisinin gereği gibi tanınmasını emretmiş, - ki bu ancak isim ve sıfatlarını bilmekle olur - İsim ve sıfatları hakkında eğriliğe sapanları da kınayarak şöyle buyurmuştur :
وَلِلّهِ الأَسْمَاء الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا وَذَرُواْ الَّذِينَ يُلْحِدُونَ فِي أَسْمَآئِهِ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُواْ يَعْمَلُو
“ En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na onlarla dua edin ve O’nun isimleri hakkında eğriliğe sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını çekeceklerdir. ”
A’RAF : 180.AY.
وَ مَا قَدَرُوا اللَّهَ حَقَّ قَدْرِهِ وَالْأَرْضُ جَمِيعاً قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَالسَّماوَاتُ مَطْوِيَّاتٌ بِيَمِينِهِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ
“ Onlar Allah’ı gereği gibi bilemediler. Halbuki kıyamet günü yer tamamen O’nun avucu içindedir. Göklerde sağ elinde dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir. ”
ZÜMER : 67.AY.
Görüldüğü gibi burada, Allah’ı gereği gibi tanıyamama, O’nun kadrini kıymetini bilememe, Allah’a ortak koşanların vasfı olduğu anlatıldığı gibi, Allah’ın isim ve sıfatları hakkında ilhad’a - yani eğriliğe - sapanlar da kınanmış ve bunun cezasını çekecekleri bildirilmiştir.
Ey Müslüman ! Unutmaki Tevhid ehli kimselerin yolu, isim ve sıfatları olduğu gibi kabul etmek, bu konularda yaratılmışlara benzerliği ise reddetmektedir.. Bu tavır ; teşbihi bulunmayan bir isbat ve ta’tili bulunmayan bir tenzihtir. Yüce Allah’ın kerim kitabında buyurduğu gibi ;
لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ
“……O’nun mislisi gibi hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir.”
ŞURA : 11.AY.
“ O’na benzer hiçbir şey yoktur ” sözünde teşbih ve benzerliği reddetme, ” O işitendir, görendir ” sözünde ise ilhad ve ta’tili reddetme vardır.
Bu konuda söylenmesi gereken en güzel söz şudur : “…. Allah’ın İsim ve Sıfatları hakkındaki söylenmesi gereken söz, Zatı hakkındaki söylenmesi gereken söz’ün fer’idir “
Yani, Allah’u Teala’nın mukaddes zatı nasıl diğer varlıkların zatlarına benzemiyor ise, O’nun isim ve sıfatları da diğer varlıkların isim ve sıfatlarına benzemez.
ALLAH’U AZZE VE CELLE’NİN BAZI SIFATLARI
Allah’ın hayat sıfatı :
“ Allah ki O’ndan başka ilah yoktur, daima diri ve yaratıklarını koruyup yöneticidir……… “
ALİ İMRAN : 2
Allah’ın nefis sıfatı :
“ Sen benim nefsimde olanı bilirsin, ben senin nefsinde olanı bilmem. Çünkü gaybı bilen yalnız Sensin. “
MAİDE : 116
“ Seni kendi nefsim için seçtim. “
TAHA : 41
Allah’ın vecih ( yüz ) sıfatı :
“ Yalnız Rabb’inin celal ve ikranı sahibi yüzü baki kalacaktır. “
RAHMAN : 27
Allah’ın irade sıfatı :
“ O’nun işi, bir şeyin olmasını istedimi ona sadece “ ol “ der, o da hemen oluverir. “
YASİN : 82
Allah’ın ayn ( göz ) sıfatı :
“ Ey Musa gözümün önümde büyüyesin diye senin üzerine benden sevgi koydum............. “
TAHA : 38
“ Daveti reddedilmiş olan Nuh’a bir mükafat olmak üzere verdiğimiz gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu. “
KAMER : 14
“ Rabb’inin hükmüne sabret, çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kaiktığın zamanda Rabb’ini övgüyle an. ve yerin gaybı Onundur. 0 ne güzel görendir. “
KEHF : 26
Allah’ın kelam ( konuşma ) sıfatı :
“ ….. Allah Musa ile konuşmuştu. “
NİSA : 196
“ Musa, tayin ettiğimiz vakitte bizimle buluşmaya gelince, Rabbi onunla konuştu ……. “
A’RAF : 143
Allah’ın semi ( işitme ) sıfatı :
“ Ona benzer hiçbir şey yoktur. 0 işitendir görendir. “
ŞURA : 11
“ Doğrusu Allah işiticidir...... “
HACC : 61
“ Allah fakir, biz ise zenginiz,diyenlerin sözlerini and olsun ki Allah işitti…….“
ALİ İMRAN : 181
Allah’ın Hubb ( sevme ) sıfatı :
“ …. O onları sever, onlar da O Allah’ı severler…… “
MAİDE : 54
Allah’ın yed ( el ) sıfatı :
“ Rabb’in ona dedi ki : “ Ey İblis, iki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir. Büyüklük mü tasladın yoksa yücelerden mi oldu ? “
SA’D : 75
“ Yahudiler : “ Allah’ın eli bağlıdır “ dediler. Kendi elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır Allah’ın iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. “
MAİDE : 64
Allah’ın kadem ( ayak ) sıfatı :
“ …Fakat cehennem dolmak bilmez. Nihayet Allah ayağını onun üze-rine kor, o da yetişir, yetişir der. İşte o zaman cehennem dolar ve bazısı bazısına büzülür…“
Buhari : 4849 – 4785 - Müslim : 2846 / 35-36-37-38
Allah’ın meci ( geliş ) sıfatı :
“ Onlar buluttan gölgeler içinde Allah’ın ve meleklerin gelmesini ve işin bitirilmesini mi bekliyorlar ? “
BAKARA : 210
“ İman etmek için meleklerin gelmesini, ya da Rabb’inin gelmesini, ya da Rabb’inin bazı Ayetlerinin gelmesini mi bekliyorlar ? ………“
EN’AM : 158
“ Hayır, yer tümüyle parça parça olduğu ve meleklerin saf saf dizilip Rabb’in geldiği zaman ; o gün cehennem getirilir ve insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası olur ki “
FECR : 21 – 22 – 23
Allah’ın nuzul ( iniş ) sıfatı :
“ … Ebu Hureyre r.a dan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur : Gecenin son üçte biri kaldığı zaman Rabbimiz tebareke ve teala, her gece dünya semasına iner ve : Kim bana dua ederse onun duasına icabet ederim... Benden kim bir hacetini isterse onun hacetini veririm... Benden kim mağfiret dilerse onu mağfiret ederim, buyurur. “
Buhari : 1145 –Ter :1094 - Müslim : 758 / 168 - Malik : 1 / 214 - Ahmed : 2 / 487 - Ebu Davud : 1315 – İbn Ebi Asım : 492 - es-Sünne - Beyhaki : 3 / 2 - Nesei : 480 - Amelil-Yevm - İbni Mace : 1366 - Tirmizi : 446 - İbni Hibban : 920
Allah’ın arşı istiva ( yani oraya oturma, kurulma, yerleşme ) sıfatı :
“ Rahman arşa istiva etti. “
Taha : 5 – A’raf : 54 – Yunus : 3 - Ra’d : 2 – Furkan : 59 – Secde : 4 – Hadid : 4
{ … Ebu Hureyre r.a dan. şöyle dedi : Nebiyyu s.a.v şöyle dedi : Allah'u Azze ve Celle mahlukâtı yarattıktan sonra, yanında bulunan kitaba şöyle yazdı : rahmetim gadabımı geçmiştir. Bu kitap arşın üstünde Allah’ın yanındadır. }
Buhari : 6.c.2985.s - 16.c.7425 - 7426.s - Ahmed : 2 / 258
{ … Ebu Zerr r.a dan, şöyle dedi : Bir gün tam güneşin batacağı esnada Resulullah s.a.v ile beraber mescid'de bulunuyordum. Bana hitaben : Biliyormusun bu güneş nereye gidiyor, Ya Eba Zerr, dedi : Ben : Allah ve Resulü en iyi bilendir Ya Rasulallah, dedim : Devam ederek dedi ki : Muhakkak ki o Arşın altında Rabbisinin önünde secde etmeye gidiyor. }
Buhari : 4802 – Müslim : 1.C.159.N – İbnu Mende : 1012 – Ahmed : 5 / 152
İSİM İLE MÜSEMMA FARKI
Bu konuda meseleyi anlamaktan aciz kalan kimselerin içerisine düştüğü hataların en büyüğü, Allah ile kulları arasındaki isim benzerliğinin, müsemmada da benzerlik kabul edileceğinden dolayı bazı sıfatları kabule yanaşmamalarıdır. Böylece yağmurdan kaçayım derken doluya tutulmuşlardır.
Yani ; “ eğer zikredilen bu sıfatları Allah için var sayarsak, O’nu mahlukata benzetmiş oluruz ” mantığından hareketle, Allah için isbat edilmiş bir çok sıfatı ya inkar yada te’vil etmişlerdir.
Halbu ki “ isimlerdeki müştereklik, müsemmadaki müşterekliği gerektirmez ”
Biz Allah’u Azze ve Celle’nin “ ALİM ” sıfatını kabul ettiğimiz gibi kullarından da alim olanların varlığını kabul ediyoruz.
Çünkü Rabbimiz bu sıfatı kendisi için zikrettiği gibi, kulları için de zikreder.
وهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ “ “ O, her şeyi bilendir “
EN’AM : 101
ayetiyle kendi “ ALİM ” sıfatını zikretmiş…
“….. Biz onu alim bir erkek evlatla müjdeledik ”
ZARİYAT : 28.AY.
Ayetiyle de kullarının da “ ALİM ” sıfatı olduğunu zikretmiştir.
Ama hiç şüphe yok ki, Allah’u Teala’nın Alimliği ile İbrahim peygambere müjdelenen İshak a.s.’ın alim’liği bir değildir. Allah’u Azze ve Celle’nin ilmi bütün noksanlıklardan münezzeh bir ilim, İshak’ın ilmi ise bir çok noksanlıklarla dolu olan bir ilimdir.
Ve yine, Allah’u Teala’nın şevkat ve merhamet sıfatının olduğuna inandığımız gibi, kullarının da şevkat ve merhamet sıfatının olduğunu kabul ederiz. Rabbimiz yine :
إِنَّهُ بِهِمْ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ ………………………. “
“ ……… O, onlara karşı çok şevkatli, çok merhametlidir. ”
TEVBE : 117.AY.
Ayetiyle kendi şevkat ve merhamet sıfatını zikretmiştir.
لَقَدْ جَاءكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ
“ Andolsunki, içinizden size öyle bir peygamber geldi ki, sıkıntıya uğra-manız ona ağır gelir ; size düşkün, mü’minlere karşı şevkatli ve merha-metlidir. ”
TEVBE : 128.AY.
Ayetiyle de, kullarının şevkat ve merhamet sıfatlarının olduğunu zikretmiştir.
Şimdi burada da elbetteki şuurlu ve basiretli bir inananın anlaması gereken ; Yüce yaratıcının şevkat ve merhametiyle, O’nun kullarının şevkat ve merhametinin aynı olmadığıdır.
Allah resulü s.a.v’in bir hadisi şeriflerinde buyurduğu gibi :
“ Allah’u teala rahmetini yüz parçaya böldü ve doksan dokuzsunu yanında tutup, bir parçasının yeryüzüne indirdi. İşte bu bir parça sebebiyle bütün yaratıklar birbirine merhamet ederler…….”
Buhari : 13.C.5997.S
Bu açık delil gösteriyor ki, Allah’ın sıfatları ile kullarının sıfatları birbirinden çok farklıdır. Müşterek olan, sadece isimlerdir.
Rabbimiz yine kerim kitabında kendi nefsini işitir ve görür sıfatlarıyla vasıflandırmıştır :
إِنَّ اللَّهَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ
“……… Şüphesiz ki Allah, işitendir. Görendir ”
LOKMAN : 28.AY.
Bununla beraber, kullarının da işitir ve görür olduklarını zikreder :
“ Biz insanı, halden hale geçirdiğimiz karışık bir nutfeden yarattık ve onu şitici ve görücü yaptık ”
İNSAN : 2
Allah’u Teala kendi nefsini “ HAYAT ” sıfatıyla vasıflandırarak ;
“ Allah ki, O’ndan başka ilah yoktur, daima diri ve kendi zatıyla her şeyi ayakta tutandır ”
ALİ İMRAN : 2
buyurmuş ve kulları hakkında da :
“ Her hayat sahibi şeyi sudan yarattık ….”
ENBİYA : 30.AY.
buyurarak, onların da “ HAYAT ” sahibi olduklarını bildirmiştir.
Rabbimiz yine ; “ إِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِ “
“ Şüphesiz ki Rabbin daima gözetleme yerindedir ”
FECR : 14.AY.
ifadesiyle kendisinin bir yerde olduğunu zikretmiş ve bu yerin de neresi olduğunu belirtmek için ;
الرَّحْمَنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَ
“ Rahman - olan Allah - Arş’a istiva etmiştir.”
TAHA : 5.AY.
ayetiyle Arşının üzerinde olduğunu açıklamıştır.
Dolayısıyla Allah’u Teala, kendisinin istiva sıfatını zikretmiş ve bunun yanı sıra mahlukatı için de :
وَاسْتَوَتْ عَلَى الْجُودِيِّ ……….”
“ …… gemi cudi üzerine oturdu …”
HUD : 44.AY.
“ ……………… لِتَسْتَوُوا عَلَى ظُهُورِهِ
“ …. Hayvanlar yarattı ki Sırtlarına oturasınız diye ……… ”
ZUHRUF : 12 - 13.AY.
ifadeleri ile onlarında istiva sıfatlarının olduğunu bildirmiştir.
Hulasa, Rabbimizin - burada zikretmediğimiz - daha bir çok isim ve sıfatları var ki, bunlar kendisi için isbat edildiği gibi, kulları içinde zikredilmiştir.
Ama biraz önce de ifade ettiğimiz gibi, bu benzerlik sadece ve sadece isim yönüyledir, müsemma yönüyle değildir. Çünkü müsemma yönüyle kulların sıfatları, Allah’ın sıfatlarından çok çok başkadır.
Daha doğrusu, Allah’u Teala’nın sıfatlarının eşi ve benzeri olmadığı gibi, bütün kusur ve noksanlıklardan da beridir. Ama kulların ki öyle değildir.
Öyleyse isim ve sıfatlar konusunda en son söylenmesi gereken söz ;
“ Eğer bir kul bu konuda tevhidin gerçekleştirilmesi isteniyor ise, Şanı yüce Rabbimizin gerek Kur’an’da ve gerekse sahih Sünnet’te zikredilen isim ve sıfatlarının olduğuna iman edip, onları tahrif’ten, te’vilden, ta’til’den, teşbih’ten, tekyif’ten ve temsil’den uzak bir anlayışla kabul etmesi gerekir “
taki, bu konuda Allah’ın üzerindeki hakkını yerine getirebilsin.
BU KONUDA ZİKREDİLEN KELİMELERİN MANASI
TE’VİL : Sözü çevirme, söze ayrı mana vermeye kalkışma, yorumlama ve Ayet’i zahiri manasından çıkarma.
TEŞBİH : Benzetmek,benzetilmek, bir vasıfta saymak.
TAHRİF : Harflerin yerini değiştirmek, bozmak, ibarenin manasını değiştirmek, başka tarafa meylettirmek.
TA’TİL : Bir şeyin veya kavramın içerisini boşaltmak ve terk etmek demektir.
TEKYİF : Keyfiyetini belirtmek, niteliğini ve niceliğini anlatmak.
İSTİVA : Oturma, yerleşme, kurulma, karar kılma.
İLHAD : Eğilme, eğriliğe sapma.
İSBAT : Olumlu, anlatılanı olduğu gibi kabul etme.
NEFY : Olumsuz, reddetmek, kabul etmemek.
MÜSEMMA : İsimlendirilen şey.
TEMSİL : Bir şeye örnek.
TACUDDİN EL BAYBURDİ