Bu itaat ve teslîmiyet bereketiyle İbrâhîm -aleyhisselâm-'a canı,
malı ve evlâdı, yüce Rabbinin yolunda hiçbir engel teşkîl edemedi.
Hac ibâdeti de, O'nun Rabbine tevekkül ve teslîmiyetinin kıyâmete kadar devâm edecek en güzel bir sembolü oldu.
Çünkü İbrâhîm -aleyhisselâm-'ın dili kalbine tercümanlık yaparak dâimâ:
“…Ben âlemlerin Rabbine teslîm oldum!” (el-Bakara, 131) demekteydi.
Hazret-i İbrâhîm ve İsmâîl -aleyhimesselâm-'ın tevekkül ve teslîmiyetlerinin sembolü olan hac, Hakk'a muhabbetle dolu bir kulluk tezâhürüdür.
Beşerî sıfatlardan soyunup teslîmiyet ve tevekkül duyguları ile ilâhî mağfiret iklîmine giriştir.
Hac, altta ve üstte birer havlu ile, baş ve ayak açık, kulun bütün dünyevî rütbelerden soyunması ve böylece Rabbine gönülden sığınmasını ifâde eden tam bir teslîmiyet hâlidir.
İhramda bir ot bile koparılmayacak, bir kıl düşürülmeyecek ve bir mahlûkat avlanmayacaktır.
Bu ibâdetin îfâsı esnâsında rafes, fısk ve cidâl 1 yasaktır.
Yalnız Yaratan'dan dolayı yaratılanlara sevgi, merhamet ve nezâket vardır.
İşte hac ibâdeti de bizlere gösteriyor ki, günahların dökülüşü, ancak Hakk'a yalvarış,
tevekkül ve teslîmiyetle yapılan bir ibâdet bereketiyle gerçekleşir.
Rabbimiz, bizlere tevekkül ve teslîmiyet içinde bir ömür nasîb eylesin!
Yegâne sığınağımız ve barınağımız yalnız yüce Zât-ı İlâhî'si olsun! Hisseden bir gönül ile haccedebilmeyi cümlemize nasîb eylesin!
Âmîn!..
İrşad Ormaktır Muradimiz...Makam Şan Şöhret deil amacımız