Üstad Hazretleri bu sözünde gök aleminde insani bedeni ile bulunan Hz. İsa (a.s)’ın yeryüzüne yeniden geleceğini ve hak dinin başına geçeceğini söylemiştir. Bediüzzaman’ın burada bir şahsı maneviden bahsetmediği, bir şahıs ifadesi kullandığı net olarak anlaşılmaktadır. Çünkü “madde olarak varlığı olan bir kişi”den bahsettiği, “insan” anlamına gelen “beşer” kelimesinden kolaylıkla anlaşılabilmektedir.
...bir İsevî cemaatı namı altında ve "Müslüman İsevîleri" ünvanına lâyık bir cem'iyet, o Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın riyaseti (liderliği) altında öldürecek...(Mektubat, sf. 441)
Üstad bu sözünde de Deccal’in sistemine karşı Hz. İsa (a.s)’ın liderliğinde bir grup Müslümanın mücadelede bulunacağını bildirmiş; Hz. İsa (a.s)’dan ayrı, cemaatinden ayrı bahsetmiştir.
.... İsa Aleyhisselâm'ı nur-u îman (imanın ışığı) ile tanıyan ve tâbi' olan cemaat-ı ruhaniye-i mücahidînin (ruhani mücahidler cemaatinin) kemmiyeti (sayısı)....(Şualar, sf. 464)
Hz. İsa (a.s)’ın yine imanın nuru ile tanınacağından bahsetmiştir. Bu da onun bir şahsı manevi değil, Hz. İsa (a.s)’ın zatını kastettiğini göstermektedir.
Ayrıca burada da yine yukarıdaki sözünde olduğu gibi, bir şahsa yani Hz İsa (a.s)’ın zatına tabi olacak olan bir cemaatten ve Hz. İsa (a.s)’dan ayrı ayrı bahsedilerek bu konuya açıklık getirilmektedir.