Akıbet hazreti ali düldülü mahmuzlayıp ataret'e; beni tanırmısın?dedi
Ataret;yok tanımam dedi.
Hazreti ali:eğer tanımadınsa bil ve anlaki;şah-ı merdan şir i yezdan sahib i zülfikar ali benim ki alemde namım söylenir işitirsin gafil olma işte geldim. Deyip atareti kuşağından kaptığı gibi yere vurdu.
Düldülden inip şahin gibi göğsüne çıkıp,merkep köprüsü gibi kafirin sakalından tutup çekti. Hançerini çıkaraki boğazlaya...
Diye devam ediyor hazreti alinin hayber kalesi fethindeki yiğitliğinin hikayesi.hz ali hz hamza seyyid battal gazi satuk buğra han dede korkut keloğlan köroğlu dadaloğlu nasreddin hoca ve daha niceleri...
Kimi yiğitliği kimi vatan müdafaasını anlatıyordu, kimi fakir bir köylünün irfanını kimi İlmin hikmeti ve alimin sıcak yüzünü kimi de zalime başkaldırıp hakkını haksızda bırakmamayı...
Türk destan ve masallarınıda karşılaştığımız şey, bizatihi türk insanının birçok cephesi ile ele alınarak anlatılıyor olması..
Hazreti ali ejderha ile kavga tutarken hazreti hamza cenk meydanında kafirlere kılıç çalıyor..
Battal gazi bizans gavuruna karşı vatanını müdafaa ederken..
Keloğlan padişahın etrafındaki dalkavukların ayak oyunlarıyla mücadele ediyor..nasreddin hoca allıevvel bir komşusuna ayar verirken,köroğlu zalim bolu beyi ile mücadele ediyordu.. Son asra doğru yaklaştığımızda da ömer seyfettin sultan süleymana kızıl elmanın neresi olduğunu sordururken ahmet hikmet müftüoğlu memleket derdiyle en sonunda deliren turhan ın çilesini söylüyor.. Tarık buğra osman bey in çocukluğunu anlatıyordu...
Bugünd kadar hamaset diye öteleyip küçümsediğimiz değerlerin ne denli önemli olduğunu hamasetsizlikten kuruduğumuz şu çağda çok daha iyi anlıyoruz..
Milli kimlik ve şahsiyetin edebi eserler vasıtasıyla olusup bir sonraki kuşaklara aktarıldığı gözardı edilmeye devam ediyor..
İlim irfan kahramanlık şahsiyet gibi birçok değerlerin edebi eserlerde kendine yer bulamıyor olması bu kavramların ne olduğunu unutmamıza sebep olmakla beraber destan cenkname masal koçak gibi türler ise yerini koftiden tasavvuf soslu kişisel gelişim kitaplarına bırakmasına sebeb oldu...
Mevcut konjüktürde artık; dert etme dua et, elif gibi sevmek vav gibi eğilmek nun gibi kaykılmak,
Aşkın gözyaşları,aşkın reçetesi,aşkın binbir hali ,aşk neden can yakar, aşık da mı olmayalım, içiyorsak sebebi var, allah de ötesini bırak gibi, isminden içinin kofluğu belli olan kitapları eleştirmek bile zûl geliyor..
İşin acı yanı ise hazreti ali hazreti hamza ile başlayan Ömer seyfettin
ahmet hikmet müftüoğlu ve tarık buğra ile devam ede gelen bir sürecin nihayetinin yukardaki ismi mecburiyetten zikredilen kitaplara kadar düşmüş olması..
Peki cenknamelerle dede korkut ile müftüoğlu ile bu kitapları neden kıyas etmiş olalım ki?
Şöyle ki; bu kitapları kendi devirlerinde hitap ettikleri kitleye göre değerlendirdiğimizde kitapların aşağı yukarı aynı yal grubuna seslendiğini görüyoruz..
Dn ilk gençlik çağındakiler cenknameler battalnameler.. Ve destanlarla gençliğe adımını atarken bugün aynı yaş grubu bu cıvık, ne idüğü belirsiz, hiçbir sanat kıymeti, estetik kaygısı irfani alt yapısı ve öğretisi olmayan çoğu kopyala yapıştır saçmalıkları okuyarak zihin bulanıklığı yaşıyor.. Ve vahameti ileride çok daha net ortaya çıkacak bir travma geçiriyor..
Menajer sahibi ve sosyal medya hesabında konferans söyleşi davetleri için iletişim adresi olan.. Video kanallarında açtıkları kanallarla kendilerince tebliğ yaparken bin türlü cıvıklığı "çayı açık seni kapalı" severim gibi mide bulandırıcı sözleri müslümancaymış gibi göstererek kirli ziihinlerin ve cıvık bir genç tipinin oluşmasına sebebiyet veriyor..
Bu tiplerin kimi alllahı psikolojik danışman olarak görürken kimide gençliğe sözde nizam verme misyonuyla hareket ediyor..
Netice ise belli; hiç! Bugünden bin yıl sonrasına söz söyleyemeyecek gündelik kaba sözlerinden oluşan çirkin kitaplar...
Bunlar hep amerikanın oyunu değil. Oturup kendi kendimize bir düşünelim. Evet imkanlarımız genişledi hakim olduğumuz alan eskiye nazaran çok kuvvetli dn hayal bile edemeyeceğimiz şeyler bugün bize yetmez oldu.. Ama bunları kazanırken ne kaybediyoruz?
Dün hz alinin yiğitliğini müthiş bir üslupla okuyup öğrenen nesiller bugün bu zevatın kendilerine dayattığı koca kocaymış gibi görünen bomboş sözlere muhatap oluyor..
Dün nasreddin hocanın hikmetini keloğlanın irfanını köroğlunun mertliğini bilenler..
Bugn kendilerine hikmet diye pazarlanan gayet çirkin kitap artıklarına sahip olarak kendilerine bir hayat dustürü oluşturuyorlar..
Bunun ne denli acı sonuçlarının olacağını eğer aynı ivme ile devam ederse maalesef birkaç on yıl sonra göreceğiz ve ali ve atın gelip bizi kurtaracağı umudunu tamamen hafızamızdan sileceğiz...